Prof. Dr. Karacalar’a göre lipödem; çoğunlukla kadınlarda görülen, simetrik ve ağrılı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık. En sık bacak, kalça, alt karın ve kollarda ortaya çıkan bu durum, klasik kilo alma sürecinden farklı ilerliyor. Hastalığın en dikkat çekici özelliği ise diyet ve egzersize karşı dirençli olması. Bu nedenle birçok kişi “su içsem yarıyor” düşüncesiyle kilo veremediğini ifade ederken, aslında altta yatan neden lipödem olabiliyor.

“LİPÖDEM NEDEN DİYET VE EGZERSİZLE GEÇMEZ?”

Lipödemli yağ dokusunun metabolik yapısının farklı olduğunu belirten Karacalar, bu durumun bilimsel nedenlerini açıklayarak,

“Yağ dokusunda dolaşım bozukluğu bulunur, dokular düşük oksijen ortamına sahiptir ve metabolik aktivite yavaşlar. Bu nedenle kalori açığı oluşturulsa bile, lipödemli bölgelerde yağ yakımı gerçekleşmez. Diyet yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir ve şikâyetleri azaltabilir”

dedi.

“MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI LİPÖDEMİ TEDAVİ ETMEZ”

Lipödemin obezite ile karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Karacalar, obezite cerrahisinin bu hastalıkta etkili olmadığını belirtti. Mide küçültme ameliyatlarının genel kilo kaybı sağladığını ancak lipödemli bölgelerde belirgin bir incelme oluşturmadığını ifade etti.

“LİPÖDEM TEDAVİSİNDE EN ETKİLİ YÖNTEM: ÖZEL LİPOSUCTİON”

Günümüzde lipödem tedavisinde en etkili yöntemin liposuction olduğunu belirten Karacalar, klasik yöntemlerden farklı tekniklerin kullanılması gerektiğini söyledi. Özellikle “Superdry 4D” gibi gelişmiş liposuction teknikleri ile birlikte uygulanan koruyucu programların, tedavide önemli rol oynadığına dikkat çekti.

"LİPÖDEM İLE YAŞAMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ"

Uzmanlar, erken teşhisin önemine vurgu yaparken, özellikle diyet ve spora rağmen vücudun belirli bölgelerinde inatçı yağlanma yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirtiyor. (Bülten)