Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un hazırlayıp sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programına konuk olan Uzman Psikolog Sevgi Satılmış, okullarda giderek tırmanan akran zorbalığının nedenlerini, belirtilerini ve çözüm yollarını çarpıcı detaylarla analiz etti.
Akran zorbalığının tek bir sebebe bağlanamayacağını belirten Psikolog Sevgi Satılmış, bu davranışın temelinde aile içi iletişim eksikliklerinden teknolojik dezenformasyona kadar pek çok faktörün yattığını ifade etti. Uzman isme göre, zorbalık yapan çocuk aslında kendi iç dünyasındaki yetersizlikleri ve sevgisizliği başkası üzerinde güç kurarak maskelemeye çalışıyor.
“ZORBALIĞIN TEMELİNDE SEVGİ AÇLIĞI VAR”
Çocukların neden zorbalığa yöneldiğine dair derinlemesine analizler sunan Sevgi Satılmış, bu durumun bir "güç gösterisi" olarak algılandığını belirtti. Satılmış, sevgiyle büyümeyen çocukların bu boşluğu şiddetle doldurduğuna değinerek, "Sevgi ihtiyacı yeterince karşılanmamış çocuklar akran zorbalığı yapabilirler. Bunlarla beraber dinlenmediğini düşündüğü, düşüncelerini ifade ederken zorlanan çocuklar, sessiz olan çocuklar, kendini göstermek için etrafında çok fazla dışlandığını düşünen çocuklar, akran zorbalığı yapabiliyorlar. İşte bunlar fiziksel oluyor, sözel oluyor, sosyal oluyor. Akran zorbalığı günümüzde daha da fazla olmaya başladı. Çünkü bu durum, çocukta ısrarlı bir şekilde bir tarafın diğerine bilinçli olarak uyguladığı bir şiddettir" ifadelerine yer verdi.
“YETİŞKİNLİKTE DE DEVAM EDEN BİR KABUS”
Zorbalığın sadece okul yıllarıyla sınırlı kalmadığını, müdahale edilmediği takdirde bireyin tüm hayatını kararttığını ifade eden Psikolog Sevgi Satılmış, bu davranış modelinin karakterin bir parçası haline dönüşebileceği uyarısında bulundu. Zorbalığın bir "güç yanılsaması" yarattığını anlatan Satılmış, "Düşünün ki yetişkinlik çağına geldiğinde bile o akran zorbalığının etkileri eğer geçmediyse bunu devam ettirmeye çalışabiliyor. İşte eşine devam ettirebiliyor, etrafındakilere, çalışma arkadaşlarına devam ettirebiliyor. Çünkü bunu kendinde güç olarak görmüş oluyor. Tek bir temele, tek bir sebebe bağlamak yeterli değildir ama bu zinciri kırmak şarttır" diye konuştu.
SINIFIN MİMARI: ÖĞRETMENLERİN ROLÜ
Eğitim ortamında güvenli bölgeyi oluşturacak baş aktörün öğretmenler olduğunu dile getiren Uzman Psikolog, sınıftaki hiyerarşinin sevgi ve saygı üzerine inşa edilmesi gerektiğini savundu. Öğretmenin sadece ders anlatan değil, aynı zamanda empatiyi aşılayan bir rehber olması gerektiğini belirten Satılmış, önerilerini şu sözlerle aktardı:
"Öğretmenler ilk başta sınıf içerisinde o güvenli ortamı oluşturacaklar. Her çocuğa eşit sevgi, saygı ve hoşgörü sağlamaları gerekiyor. Sınıfın başkanı, yönlendirecek olan kişisi öğretmendir. Empatiyi çocuklara aşılamaları gerekiyor. Mesela bir sevgi veya iyilik kutusu oluştursunlar. Çocuklar hafta boyunca yaptıkları güzel davranışları oraya atsın, cuma günü de bunlar hep beraber okunsun. Çünkü iyilik bulaşıcıdır."
SESSİZ ÇOCUKLARA DİKKAT EDİLMELİ
Sınıf içerisindeki sessiz öğrencilerin hem potansiyel mağdur hem de patlamaya hazır birer zorba adayı olabileceğine dikkat çeken Satılmış, gözlemin önemini vurguladı. Öğretmenlerin velilerle olan iletişiminin sadece akademik başarı üzerine olmaması gerektiğini ifade eden psikolog, "Sınıf içerisindeki sessiz olan öğrencilere daha dikkat etmeliler. Çünkü sessiz olan öğrenci bir şekilde kendini göstermek için farklı yollara başvurabilir veya arkadaşlarının baskısına 'yeter' diyerek bir anda patlama yaşayabilir. En iyi gözlemi sınıf öğretmeni yapar; çünkü öğrencisini, ailesini, artısını ve eksisini en iyi o tanır. 'Bir şey olmaz, düzelir' mantığıyla bakıldığında sonuçları çok daha ağır olur" şeklinde konuştu.
ÇOCUĞUNUZUN ZORBALIĞA MARUZ KALDIĞINI NASIL ANLARSINIZ?
Ebeveynlerin çocuklardaki ani değişimleri çok iyi takip etmesi gerektiğini belirten Satılmış, somatik belirtilerin (psikolojik kökenli bedensel ağrılar) en büyük işaret olduğunu söyledi. Okula gitmek istemeyen bir çocuğun altında yatan asıl nedenin araştırılması gerektiğini vurgulayan uzman, belirtileri sıralayarak, "Çocuk bir anda içine kapanmaya başladıysa, sessizleştiyse veya 'Ben okula gitmeyeceğim' diyorsa dikkatli olunmalı. Bir anda karın ağrısı, baş dönmesi gibi somatik belirtiler başlıyorsa bunlar akran zorbalığının belirtileridir. Elbette her sessizlik zorbalık değildir, bazen mizacı da böyledir ama davranışlarda ani bir farklılaşma varsa aile ve okul iş birliği içinde süreci takip etmelidir" ifadelerini kullandı.
ÖZEL OKULLARDAKİ ŞİDDET VE VELİ ZORBALIĞI
Geçtiğimiz günlerde Malatya'daki bir özel okulda yaşanan olaya da atıfta bulunan Sevgi Satılmış, şiddetin sadece öğrenciler arasında değil, veliler boyutuyla da karşımıza çıktığını ifade etti. Velilerin okula yansıttığı ruh halinin öğretmen üzerindeki etkisini anlatan Satılmış, çözüm için şu öneriyi sundu:
"Malatya'da da bu örnekler artmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde bir özel okulda yaşanan durum aslında velinin yapmış olduğu bir zorbalıktır. Okullarda mutlaka psiko-sosyal destek ekipleri oluşturulmalı. Veli ne kadar bilinçlenirse, öğretmen o kadar mutlu olur. Öğretmen ne kadar mutlu ve huzurluysa, çocuk da o kadar başarılı ve güvende olur. Kendini güvende hissetmeyen, saygınlık görmeyen bir öğretmenden çocuğa bir şey kazandırmasını bekleyemeyiz."
SOSYAL MEDYA VE ÇİZGİ FİLMLERDEKİ GİZLİ TEHLİKE
Teknolojinin kontrolsüz kullanımının şiddeti normalleştirdiğini söyleyen Satılmış, modern çizgi filmlerin eski dönemdekiler gibi masum olmadığını vurguladı. İnternetin çocukların şiddet eğilimini körüklediğini belirten psikolog, ebeveynlere uyarılarda bulunarak, "Şiddeti aslında bizler öğretiyoruz. Renkli karakterler görünüyor ama sergiledikleri rol modeller şiddet içeriyor. Çocuk 'Bu bir çizgi film kahramanıysa ve bunu yapıyorsa doğrudur' diyerek arkadaşına uyguluyor. Bazı oyunlar var ki çocukları intihara kadar sürükleyebiliyor. Aileler çocuklarına yemek yedirirken veya vakit geçirmek için telefon verirken aslında onları bu şiddet sarmalının içine itiyorlar" açıklamalarına yer verdi.
Muhabir: HANİFE SARI
