Mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait ve üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazileri, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tarımsal amaçlı sezonluk olarak kiraya verilecek kararı tartışmaları da beraberinde getirdi. İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte bu kararın nasıl uygulanacağı merak konusu olurken, Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak, Tarım ve Orman Bakanının tartışmalara neden olan bu kararı değerlendirdi.
Önemli açıklamalarda bulunan Kılınç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın konuşmasını dinlediğini ve mülkiyetle alakalı bir sorunun olmadığını söyledi.
“BUNDA BİR SIKINTI YOK”
İnsanların bu konuyu yanlış anladığını belirten Kılınç, “Bizim insanımız yanlış anlıyor bazı şeyleri. Mülkiyetle alakalı sorun yok. Arazisini 2 yıl üst üste ekmeyenlerin arazisi kiraya verilip, kirasını da kendi hesabına yatırılacak. Araziler miraslıysa kira mirasçıların tamamının hesabına yatırılacak. Okuduğumuz genelgede de aynısı yazıyor. Yani bunda bir sıkıntı yok ama önemli olan ekilmeyen arazilerle uğraşılacağına terk edilen arazileri terk ettirmeyin” dedi.

“BU KARARI UYGUN BULUYORUZ”
Arazilerin üretime kazandırılması gerektiğini söyleyen Kılınç, “Tarım ve Orman Bakanlığımız kullanılamayan araziler konusunda böyle bir tedbir almış. Bu kararı uygun buluyoruz. Arazi eğer çiftçi tarafından 2 yıl ekilmemişse, çiftçi Avrupa'daysa, başka bir yerdeyse, bu tarımı yapmıyorsa, bu arazilerin ülke ekonomisine kazandırılması lazım. Bu doğal bir şey. Fakat bunun akabinde bu yıl ne kadar arazi terk edilecek, önemli olan bu. Yani bu yılki terk edilecek arazileri de hesaba katmaları lazım. Bunların tamamını, artı üreticinin arazinin tamamını devlet kiralamalıdır. Eğer bu şekilde üretim yapılacaksa, üretici her yıl zarar edecekse, üretici yaz-kış demeden çalışıp alın terinin karşılığını almayacaksa bu bir tarım politika değil. Bu yıl üretici araziyi terk edecek. O zaman kiralama ve bu şartlarda tarımı yapmak isteyen varsa buyursunlar hepimiz arazilerimizi verelim” şeklinde konuştu.
“ÖNCE ÜRETİMİN ÖNÜNÜ AÇMALARI LAZIM”
“Bu tarım politikasının düzeltilmesi lazım” diyen Kılınç, sözlerine şöyle devam etti:
“Benim arazilerimi de kiralayan olsa ben de arazimi kiraya vereceğim. Biz 45 liraya mazotu alıp, arpayı, buğdayı 7-8 liraya sekiz liraya vereceksek bu üretimin bir anlamı yok. Üretici için artık üretmemek, üretmekten daha karlı. Yani biz karpuzu tarlada bırakıp, domatesi, salatalığı, biberi, patlıcanı çöpe döküyorsak, bunun üzerine bir de vatan haini ilan ediliyorsak bu üretimi yapmanın hiçbir manası yok. Önce üretimin önünü açmaları lazım. Çiftçinin tarlası boş kalmış, ‘ektireceğim’ deniyor. Ektirseniz ne olur? Üretici zarar ediyor. Üretici zaten arazisini terk ediyor. Eğer kiralayan varsa, üretici tüm arazisini kiraya verecek. Her yıl zararına üretim mi yapılır? Buna bir çözüm bulmaları lazım. Tabii ki boş arazileri kiraya vermeleri, o arazileri ekonomiye kazandırmaları güzel bir olay. Ama biz ekonomide ne kazandık? Bu yıl biz ülkemiz için ne kazandık, çiftçi kendisi için ne kazandı? Önemli olan çiftçinin önündeki engellerin açılması. İhracatınız yoksa elde edilen ürünler tarlada kalacaksa, çöpe dökülecekse bunu üretmenin, bu kadar masraf yapmanın, sulamanın, gübrelemenin, işçilik masrafı yapmanın ne anlamı var? İşte bunlardan bir tanesi kayısı üreticisi. Bin lira yevmiyeyle işçi çalıştırdık. Geçen yıl 180 liraya verdiğimiz kayısı 100 ila 120 liraya veriyoruz. Böyle bir tarım politikası olur mu? Kayısı üreticisi hata mı yapıyor? Ülke ekonomisine 500-600 milyon dolar kazandırırken, bu ürün hem Toprak Mahsulleri Ofisinin alım listesinde olacak hem stratejik ürün olacak hem 115 ülkeye ihracatı yapılacak, Toprak Mahsulleri Ofisi, ‘Ben şu ürünleri alırım ama kayısıyı almam’ diyecek. Böyle bir dünya var mı? Malatya’nın depremzede üreticisi ne hata yaptı? Kayısı üretirken yanlış bir şey mi yaptılar? Malatya kayısı üreticileri 11 milyon kayısı ağacını söküp, atarsa devlet ekonomisine herhangi bir katkı mı sağlanacak? O zaman bizler kayısı bahçelerini kiraya veriyoruz, kiralamak isteyen varsa gelip kiralasın. Zararla hiçbir şey yapılmaz. Hiç kimseyi tarımda zorla tutamazsınız.”
“ÇİFTÇİLERE SAHİP ÇIKILMASINI İSTİYORUZ”
Tarım arazilerinin imara açılmasına da değinen Kılınç, “Türkiye’de her yıl tarım arazileri azalıyor. Belediyeler sürekli tarım arazilerini imara açıyor. Bugün arazi vasfını yetirmiş, şehirleşmeye uygun meralarımızda güzel yerler varken, sürekli dümdüz tarım arazilerinde kaybımız var. Böyle giderse bir zaman sonra ekebileceğimiz bir tarım arazisi kalmayacak diye düşünüyorum. Buna da önlem alınması gerekirken, kiralama yoluyla üretimin sürekliliği sağlamayı düşünüyor. Biz bu karara karşı değiliz. Biz de bu topraklara, bu çiftçilere sahip çıkılmasını istiyoruz. Siz mazotu diğer araçlara verildiği şekilde traktöre verirseniz, siz sulama suyuna her yıl yüzde 100 zam yaparsanız, siz gübrede, ilaçta, işçilikte girdi maliyetlerini düşüremezseniz, siz pazar sorununu çözemezseniz üretici de ürettiği ürünü çöpe atar, tarlada bırakır, arazisini terk eder, diğer yıl da arazisini ekmek istemez. Şimdi ürün planlaması yapılıyor. ‘Şu kadar ayçiçeği, şu kadar pancar ekeceksin, şu kadar mercimek, nohut ekeceksin’ diye bir planlama yapılıyor. Bu planlama neye göre yapılıyor? Üreticiler zarar ederken siz neyin planlamasını yapıyorsunuz? İş yeri fabrika batmış, siz plan yapıyorsunuz. Önce çalışan insanların emeğinin karşılığını alması için bir düzenleme yapacaksınız” söylemlerini kullandı.
Muhabir: TAHİR ÖZÇELİK
