Duruş Medya’ya özel açıklamalarda bulunan Malatya Valisi Seddar Yavuz, ilde karşılaştığı zorluklar, sorunlar, değişim ve dönüşüm kapsamında Malatya’ya yapılanlar hakkında önemli bilgiler paylaştı.

“İMAR VE İNŞASI ZARAR GÖRMÜŞ BİR ŞEHİRDE ÇALIŞMA FIRSATI HERKESE NASİP OLMAZ”

Açıklamasına Malatya’ya atandığında ilk hissettikleriyle başlayan Vali Seddar Yavuz,

“Malatya’ya atandığımı ilk öğrendiğim andan itibaren dua kapısının açıldığını düşündüm. Çünkü bir ihtiyaç hasıl olduğu kanaati oluştu bende. Ailemizle birlikte zaten en kısa süre içerisinde hazırlıklarımızı yaptık. Gelmeden önce analizlerimizi yaptık ve 17 Temmuz akşamı Malatya'ya geldik. Büyük bir felaketten sonra bir şehrin yeniden imar ve inşası, umutları, anıları zarar görmüş bir şehirde çalışma fırsatı herkese açıkçası nasip olmaz diye de bakıyorum. Yeni bir hizmet yolculuğu, yeni bir heyecan. Mutluyuz, memnunuz”

ifadelerine yer verdi.

“ŞEHRİN MERKEZİNDE İNANILMAZ BİR DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM YAŞANDI”

Malatya’daki görev sürecini değerlendiren Vali Seddar Yavuz,

“Benim gözümden bunu değerlendirmek kolay ama önemli olan Malatyalı hemşehrilerimiz. Onların da mutlaka bir değerlendirmesi vardır. Şimdi Malatya'nın benim geldiğimdeki en büyük sorunu şehrin merkeziydi. Şehrin merkezinde yol alınamamış olması, özellikle rezerv alan çalışmalarındaki tıkanıklık, tahliye yıkım ve inşaatların başlama sürecindeki duraksamalar, şehirde ister istemez bir moral bozukluğuna neden oluyordu. Geldiğimde ilk 15 günde dikkat ederseniz Kışla Caddesi ve Saray Mahallesi’ni tahliye ettik. Şimdi o günkü tabloyla bugünkü tabloyu kıyaslayacak olursak; 17- 18 Temmuz tarihi itibariyle şehir merkezi rezerv alanlarda ihale edilebilmiş bin 350 konut, çarşı hariç söylüyorum bununda 350'sine başlanabilmişti. Saray Mahallesi, Kışla dediğimiz yer ihale edildiği halde tahliye edilememişti. Ama şu anda biz buraları tahliye ettiğimiz gibi 400 hektar alanda 3 ay gibi kısa süre içerisinde hepsinin tahliye, yıkım ve inşaatına başladık. Burada tabii Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum'un pratik, hızlı, ön açıcı çalışması, bize alanların tespitinde gösterdiği esneklik ve kolaylık, diğer taraftan da valiliğimizin koordinasyonunda büyükşehir ve tüm kamu kurumu ve kuruluşlarıyla aslında sisteme entegre olmamızla ilgili bir husus bu. Bugün itibariyle 68 rezerv alanda, 400 hektar alanda 40 bine yakın bağımsız bölümü inşa ediyoruz ve hatta anahtarları teslim ettik. Temmuz'la bugünü kıyasladığımızda özellikle şehrin merkezinde inanılmaz bir değişim ve dönüşüm yaşandı. Bu değişim ve dönüşüm gerçekten baş döndürücü bir değişim. Sıradan bir şeyden bahsetmiyoruz. Yani bir buçuk yıldan sonraki bu kent, yerinde dönüşüm, kentsel dönüşüm dediğimiz alanlarda aslında bir şehrin bir konuya konsantre olduğunda nasıl başarabildiğinin hikayesi bu. Bu net bir başarı hikayesi. Sadece başında ben olduğum için belki insanlar bana teveccüh gösteriyor ama total itibariyle burada birçok insanın emeği var. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri koordineli çalıştık. Tahliye ve yıkımlarda nahoş hiçbir olay intikal etmedi sizlere. Bu aslında sürecin nasıl ilmek ilmek detay çalışıldığını, insanı önceleyen bir yaklaşımın da ortaya konduğunu gösteren bir husus. Örnek verecek olursak Yıldıztepe'de, Melekbaba'da, Taştepe'de çok daha büyük problemlerle tahliye ederken karşılaşabilirdik. Ama herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan tahliye ettik. Dolayısıyla 18 Temmuz'la bugünü kıyasladığımda gece ile gündüz kadar fark olan artık herkesin ne zaman evimi, iş yerimi teslim alıyorum diye heyecanlandığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla işin sonuna geliyoruz. Bunda da emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum”

şeklinde konuştu.

“İYİ YÖNETİCİLİĞİN EN ÖNEMLİ VASFI, ŞEFKAT VE KUDRET DENGESİNİ SAHAYA YANSITMASIDIR ”  

Devletin şefkat eli ve kılıcı hususunun çok konuşulduğu rezerv alanlar içinde görüş bildiren Vali Seddar Yavuz,

“Sosyal medyada, başka mecralarda Malatya'nın sahipsiz olduğuna dair çok sayıda yayın, beyan, söz duyuyorduk hatırlarsanız. Buna ilişkin herkesin aklında kaldığını düşündüğüm sözlerim oldu bir tanesi ‘kaynağımız var, projemiz var, yapacak irade ve gücümüz var. Öyleyse hep beraber Malatya'yı ayağa kaldıralım’ demiştim. Şimdi 400 hektar alanı sadece şefkat göstererek boşaltabilmek, yıkabilmek mümkün değil. Mümkün olabilseydi zaten bu sürede olabilirdi. Dolayısıyla devletler özü itibariyle sadece şefkat üzerine kurgulanmaz. Devlet kanunlara uyan, kendi hakkına razı, başkasının hakkını gasp etmeyen, herkese şefkat gösterir. Ama kanunlara uymayan kendi hakkına razı olmayan, başkasının hakkını gasp edenlere de kudretini kullanır. Devletin iki özelliği vardır, bir tanesi şefkati, bir tanesi kudreti. Zaten iyi yöneticiliğin, kamu yöneticiliğinin en önemli vasfı da şefkat ve kudret dengesini bağlamanın en güzel şekilde sahaya yansıtmasıyla ölçülür, nitelikli yöneticiler için söylüyorum. Dolayısıyla bazen radikal karar almanız gerekir ve bunu uygulamanız gerekir. Zaman zaman dirençler olabilir. Buna sokak direniyor diye eğer siz geri dönerseniz afet yönetemezsiniz. Dolayısıyla zaman zaman sizin kamuya yararı adına almanız gereken, vermeniz gereken kararlar ve uygulamalar söz konusu. Nitekim tam rezerv alanlar devam ederken bu cümleyi kurdum. Rezerv alanlarda bu direnci kırmak için. Hatırlarsanız o dönemde yine vatandaşlarımızı kışkırtan, yanlış yönlendiren bir takım konuşmalar oluyordu, malımıza çökülüyor diye. Dedim ki devlet kimsenin malına çökmez, hakkını, hukukunu korur. Ama biz rezerv alan değişim ve dönüşümünü Malatya'da gerçekleştiremezsek Malatya, bırakın 2 yılı, 3 yılı 20 yıl daha ayağa kalkamaz. Kalksa bile yeni bir gece kondu Malatya oluşturursunuz. Bizim hayalimizde bizim yaş grubuna değil çocuklarımıza ve torunlarımıza hitap edecek herkesin gözlerine inanacağı afete dirençli, modern Doğu'nun tekrar cazibe merkezi Malatya'yı yaratma hayalinden yola çıktık. Dolayısıyla bu hayali gerçekleştirebilmek bakımından da bu bahsettiğimiz hususu dile getirdik. Bu anlamda aslında rezerv alanda devletin kararlılığını ifade eden bir cümledir. Bu konuda biz kararlıyız. Modern, afet dirençli, geleceğin Malatya'sını inşa ediyoruz. Sözünün aslında yansımasıdır. Yoksa başka bir anlam ifadenin hususu değildir. Nitekim Kışla Caddesi'ni, Saray Mahallesi’ni boşalttıktan sonra çorap söküğü gibi bütün alanlar çok daha kolay bir şekilde, sorunsuz bir şekilde ilerledi, sistem ilerledi ve biz bu ara dikkat ederseniz iletişime çok özel önem verdik. Ne yapmak istediğimizi anlattık herkese.  Biz çünkü tekrar Doğu'nun başkenti, cazibe merkezi Malatya'yı inşa etmeye çalışıyoruz. Bunu da yapmasaydık şayet 5-6-10 bin miraslı bir alanda böyle büyük ölçekli projeleri Malatya'nın tek başına bitirebilme potansiyeli yoktu. Bir diğer taraftan babadan, dededen miras olarak kalmış ama bunu tekrar yapabilme kapasitesine sahip olmayan ekonomik durumu daha düşük olan insanların mal ve mülkleri de ekonomik durumu daha iyi olanlar tarafından satın alınması gibi bir sonuç da doğurabilirdi. O yüzden bu, burada sosyal adaleti de önceleyen, herkesi yine bulunduğu yerde konumlandıracak şekilde ev ve iş yerine kavuşturma politikamızın aslında bir ürünü. Toplumu ikna edebilmek bakımından da doğrularını anlatabilmek bakımından da burada güçlü bir irade ortaya koymak gerekiyor. Tam da yaptığımız aslında bu”

cümlelerine yer verdi.  

“KURUM VE KURULUŞLARIMIZ ZAMAN ZAMAN HER TARAFA YETİŞEMEYEBİLİR”

‘Malatya sahipsiz’ eleştirilerine yönelik düşüncelerini de dile getiren Vali Seddar Yavuz,

“Gayet doğaldır ki bir afet meydana geldiğinde önce can konuşulur, mal konuşulmaz. Oransal olarak baktığımızda can kaybı olan şehirlere ilginin, dikkatinin daha fazla artması gayet doğal, bu yönüyle. Ama şunu söyleyebilirim burada kurumlarımızın yeterince çalışmadığı gibi bir düşünce bence abartılı ve arkadaşlarımızın hakkını da gaspeden bir şey. Şimdi bütün kurumlarımızı 2,5 yıldır burada başka bir şehirle kıyasladığımızda, çalışma saatlerine, koşullarına baktığımızda insanüstü bir gayreti var. Şunu kabul edelim ki bu şehirde 130 bin bağımsız bölümün yıkıldığını, ticaretin kalbi olan çarşımızın yıkıldığını, kırsalda 984 lokasyonda şu anda inşaat yaptığımızı totalde varsaydığımızda elbette kurum ve kuruluşlarımız zaman zaman her tarafa yetişemeyebilir. Diğer bir husus da benim genel kabulüm şudur, biz hizmetkarız. Hizmet ettiğimiz kitlenin bir şikâyeti varsa önce araştırıyorum, eğer bu ihbar ya da şikayet doğruysa düzeltilmesini sağlıyorum. Yani depremde etkilenmiş kardeşlerimin psikolojisini yönetmek gibi görevim de var benim. Dolayısıyla sosyal medya üzerinden direkt cevap vermemin sebebi o. Yani "Muhatap bulamıyorum" kimse dememeli. Burada muhatap var. Valilik olarak, tüm kamu kurum ve kuruluşlarla toplantılar yaparak sahada gördüğüm eksikleri, vatandaşlarımızdan gelen şikayetleri bizzat iyi takip ediyorum. Her hangi bir husus nereden gelirse gelsin kayıt altına alınır, araştırılır, eğer yapılması gereken bir husus varsa da talimata döner, kısa süre içerisinde giderilir. Eğer talep yerine getirilemez, haksız ve iftira niteliği taşıyorsa da kişiye denir ki konu tarafımızdan incelenmiştir, konu doğru değildir, doğrusu şudur diye bilgi verilir. Ben de bizzat vaktim oldukça etiketlenmiş tweetlere bakıyorum. Anlık birebir cevap verdiklerim de söz konusu oluyor, yetişemezsem arkadaşlarımız takip ediyor. Diğer taraftan da benim zaten resmi telefon hattım neredeyse bu şehirde herkeste var, O yüzden oradan da gelen ihbar şikayetlerini yine ilgili kurum müdürlerimize anlık olarak gönderiyorum.  Bu, aslında afetten zarar görmüş insanların güvende hissetmesini sağlayacak bir yaklaşım. Buna gerçekten Malatya'nın şu anda ihtiyacı var. Belki 3 sene sonra buna ihtiyacı olmayacak. Ama olağanüstü bir süreç yönetiyoruz. Olağanüstü süreçte olağan yöntemler geçerli değildir”

ifadelerini kullandı.

“DOĞRU İLETİŞİM, YÜRÜTMEMİZ GEREKEN HİZMETLERİMİZ KADAR ÖNEMLİ”

Şikayet ve taleplere anında cevap vermesinin vatandaş nezdindeki karşılığına yönelik de düşüncelerini aktaran Vali Seddar Yavuz,

“Ben yıllardan beri bu medya takip sistemini etkin şekilde kullanıyorum. Çünkü dünya, dijital çağa doğru gidiyor. Şimdi dijital devrimde siz eğer süratle insanların size ulaşmasını sağlamazsanız o zaman talepleri de süratle cevaplayamama gibi bir sorunla karşılaşırsınız. Bizim anlayışımız şu, afet yaşanmış, bir ikincisi vatandaş memnuniyeti bizim için birincil. Çünkü bir devletin en önemli özelliği vatandaşın muhatap bulabilmesi, sorunlarına kısa sürede olumlu ya da olumsuz dönülmesi. Buradaki bizim temel yaklaşımımız hesap verebilir, şeffaf açık bir devlet anlayışını ortaya koymak ve insanımıza dediğimiz şey şu: Evet, deprem oldu. Çok büyük acılar yaşadık. Evlerimizi, iş yerlerimizi kaybettik. Ama devletin olduğu yerde hiç kimse sahipsiz değildir. Dolayısıyla benim temsil ettiğim makam Türkiye Cumhuriyeti Devleti Valiliği güven kapısıdır. Burası eğer burası erişilemez, ulaşılamaz hale geldiğinde o zaman depremin yan etkileri daha da artar. O yüzden doğru iletişim insanlarla direkt dolaylı ya da kurumlar aracılığıyla iletişim bu bizim yürütmemiz gereken hizmetlerimiz kadar önemli. Yani vatandaşımıza iyi ki devletimiz var dedirtmek için biz buradayız. Bir valinin temel görevi şehrinde yaşayan insanların devletine güven duymasını sağlamaktır. Bu da bahsettiğim iletişim de aslında tam da budur”

diye konuştu.

“OLMUYOR, OLMAYACAK SÖZLERİ TARİHE KARIŞTI”

Son olarak Malatyalıların sorunlarına yönelik bilgiler paylaşan Vali Seddar Yavuz şu cümlelere yer verdi:

“Birinci gündemimiz aslında depremin etkileri. Depremin etkileri derken sadece yapılaşma anlamında değil, örneğin harfiyat kamyonları, diğer taraftan şehrin tek bir aksı var, ciddi bir trafik yoğunluğu var Malatya’da. Ama birincil dersek imar ve inşa faaliyetleri.  İkincisi imar ve inşa faaliyetlerinin olumlu ya da olumsuz etkileri. Mesela toz. Diyorum ki tozu ben de sizin gibi soluyorum, bu bir mazeret değil ama ne yap yaparsak yapalım, sıfırlayabileceğimiz bir şey değil. Tedbirlerle azaltmaya çalışıyoruz. Malatya'nın nüfusunu 1.5 milyon kabul etsek burada 450 bin araç oluyor. Yani nüfusa oranla Türkiye'de en fazla araç olan şehirlerden bir tanesi desem abartmış olmam. Dolayısıyla bir bireysel araç, ikincisi bireysel araç kullanımında da bir artış söz konusu. Onun dışında diğer hizmetler konusunda oldukça iyiyiz. Örneğin eğitimde göstergelerimizi çok iyi hale getirdik. Hem liselere giriş sınavında hem üniversiteye giriş sınavlarında eski ivmeye yaklaşmaya başladık. Fiziki mekanları iyileştirdik. Konutlarını teslim ettiğimiz vatandaşlarımızı konteynerden çıkartıyoruz, anahtarını teslim ediyoruz. Dolayısıyla konteyner kentler azaldıkça işyerini teslim ettikçe, konteyner iş yerleri azaldıkça şehrin temizliği başta olmak üzere diğer hususlarda daha iyi hale gelecek.  Dediğim gibi çok az kaldı. Sabırla ama kararlılıkla işimizi en güzel şekilde yaparak Malatyalıların layık olduğu modern bir şehri inşa ediyoruz. Buna da artık herkes inanıyor. Artık herkeste bir heyecan var. Olmuyor, olmayacak sözleri tarihe karıştı. Her geçen gün hemşehrilerimizin umudu gerçeğe dönüşüyor. Hayalleri gerçekleşiyor. Dolayısıyla daha mutlu, memnun bir Malatya görüyorum.”

MUHABİR: SİNEM HATUN DAVUT- HANİFE SARI