Yılın belli bir döneminde küçükbaş hayvanlarını yaylaya götüren ve bu süre zarfında da burada kalan yetiştirici Mehmet Babacan ve İrfan Babacan gerek yayla hayatının zorluklarından gerekse de yetiştiricilerin çektiği sıkıntılardan bahsederek önemli noktalara dikkat çekti.
“GELİR GİDERİ KARŞILAMIYOR”
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde gelirin gideri karşılamadığını dile getiren ve bu konu ile ilgili yetiştirici olarak yaşadıkları sıkıntıları aktaran yetiştirici Mehmet Babacan, “Burada elektrik, su olmadığı için bayanları getiremiyoruz. Sürüyü yaylaya bırakıp akşam getirip yerine koyuyoruz. Bizim burada 250 adet küçükbaş hayvanımız var. Biz zaten küçükbaş hayvancılığa gönül vermişiz, bu işi yapıyoruz. Dediğimiz gibi bizim elektrik sorunumuz var, içme suyu sorunumuz var. Başka sorunlar sıkıntılar bizi yayla hayatında çok fazla olumsuz etkilemiyor. Yaylaya çıktığımızda sürekli olarak burada kalıyoruz. 23 Nisan’da geldik 11’inci- 12’nci aya kadar yağış ve soğuk havanın durumuna göre burada kalıyoruz normalde ama bu sene nasıl olur bilemiyoruz. Enflasyon yüksek, gelir gideri karşılamıyor. Masraflarımızı bu yüzden haliyle karşılayamıyoruz. Hayvanlar hasta olmasın diye vs. kullandığımız tedaviler çok pahalı, geri kalanını da peyderpey halletmeye çalışıyoruz. Küçükbaş hayvanın aşısı çok oluyor. Bazen ayda bir bazen de haftada bir gerekli oluyor tedaviler. Brusella, iç- dış parazitlere karşı uygulanan ilaçlar baya pahalı ve biz bunları kendimiz karşılıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“ÇEŞMELERİN OLDUĞU ALANDA DAHA ÇOK ÇÖP VAR”
Yaylaların çöp sorununa da değinen Mehmet Babacan şunları kaydetti: “Çeşmelerin olduğu alanda daha çok poşettir, şişedir, çöptür var. İnsanların bazısı unutuyor bazısı kasıtlı bırakıyor gidiyor bu da ister istemez doğaya zarar veriyor.”
“7 SENEDİR BEN BURADAYIM, BİR FAYDASINI GÖRMEDİM”
Yetiştirici İrfan Babacan ise yayla hayatına dair yaptığı değerlendirmede şu sözlere yer verdi: “Burası Yeşilyurt ilçesi Kozluk Mahallesi Babacan Mezrası. Eşlerimiz, kızlarımız, çocuklarımız buralara gelmiyor çünkü elektrik yok, su yok, niye gelsin buraya? Elektrik ve su olsa gelirlerdi. Maliyetler pahalı, arpa, yem pahalı, yine de biz besliyoruz. Bir de mal pazarında kiralama yerleri oluyor bayramda kiralamaya 45 milyar istiyorlar. Hayvanı çok olan götürebiliyor ama 20-30 tane hayvanı olan götürse ve o hayvanlar satılmazsa oranın parasını karşılayamıyor buna da devlet bir el alsın. Babacan mezrasında da elektriğimiz yok, suyumuz yok. Devlet inşallah bize bir destek verirse, yardımcı olursa üretime devam ederiz. Elektrik, su olmadığı için şu anda süt sağımı yapmıyoruz çünkü süt ekşir bir işe yaramaz. Ama bu sorunlarımız giderilirse sağım da yaparız, üretim de gelir de böylelikle yükselir. Şimdilik para kazanamıyoruz sadece ayakta duruyoruz. Aylarca burada durmamıza rağmen masraflarımızı karşılayamıyoruz. Sadece birkaç tane kuzu satıyoruz, o kadar. Bu şekil devam ederse zaten bırakmak zorunda kalacağız. Biz bu işi severek yapıyoruz bırakmak istemiyoruz bu yüzden devletten bu konu hakkında destek bekliyoruz. Devlet destek verirse benim oğlum da bu işe devam eder, torunum da bu işe devam eder yetiştiricilik bu şekilde sürer gider. Çoban olmak, hayvan yetiştirmek kötü bir meslek değildir. Yani bu iş bir peygamber mesleğidir. İşsizlik sayısı arttı diyorlar bu konuda yetiştiricilere destek sağlanırsa işsizlik kalmaz insanlar bu işi daha çok istekle yapar, hem kendilerine hem çevresindekilerine hem de devlete katkı sağlarlar. Bizim gibi binlerce insan bu konularda sıkıntı yaşıyorlar. 7 senedir ben buradayım, bir faydasını da görmedim”

MUHABİR: HANİFE SARI
