Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programına gazeteci Necdet Akboğa ile BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu konuk oldu. Programda geçmiş Kayısı Festivali ile şimdiki Kayısı Festivali kıyaslanarak önemli değerlendirmeler yapıldı.
Konuyla ilgili eskiden yapılan festivaller için “Kayısı Festivali’ni iliklerine kadar yaşardı bu şehir” diyen Necdet Akboğa,
“Kayısı Festivali bizim çocukluğumuzda Kanalboyu’nda başlardı. Öyle sıcacıktı; Almancılar, gurbetçiler, İstanbul’dakiler Kayısı Festivali’ne göre tatilini ayarlardı. Vitrin yarışması düzenlenirdi. Topraktan islimler, loğlar konurdu; damda yatan oluşturduğu gömlekler çıkardı, tişörtler çıkardı. Sanatkarları İstanbul’dan getirirlerdi. Heykeltıraşları getirirlerdi, küçük figürler yaparlardı. Patik yapan kadınlar, yöresel kıyafetliler... Onlar vitrin yarışması yaparlardı. Yani Kayısı Festivali’ni iliklerine kadar yaşardı bu şehir. Yani bir kültür mirası gibiydi, bir kültürel faaliyet gibiydi. Kayısı Festivali Tıngırtı Festivali’ne döndü! Tıngırtı varsa festival var, yoksa konser. TRT’de izliyoruz, YouTube’da izliyoruz, orada izliyoruz. Senede 5-6 defa geliyorlar. Devlet sanatçısı şeyini almışlar, hepsi sırtını devlete dayamışlar. Örnek veriyorum, bütün bunları tekrar tekrar getirip, ısıtıp ısıtıp her ayda bir kiraz festivali, daha kiraz bitmedi Kayısı Festivali başladı. Kiraz Festivali’ne getirdiğin sanatçıyı Kayısı Festivali’ne de getiriyorsun. Paket anlaşma. Bu memleketin her şeyine siyaseti soktunuz, müziğe bari sokmayın. Bu memleketin Belkıs Akkale’si var ya, bu memleketin hala "Kernekli misin?" türküsünü bütün dünyaya, bırakın Türkiye’ye yayan Selahattin Alpay’ı var. Ses yarışması yapılırdı. Hatırlıyorum o ses yarışmasında ünlü olanlarda var. Burada keşfedildiler, Kayısı Festivali’nde ilk defa gözlerini açtılar. Nerede Kayısı Festivali? Nerede kortejler? Hangi ülkeyi getirdin? Danimarka’dan konsolos mu geldi? Kayısıyı yiyen onlar, kayısıya para verenler onlar. Onlardan bir tanesini getirmiyorsun. 30 yıl öncenin Kayısı Festivali’ni arıyorum. 30 yıl öncenin o sıcaklığını istiyorum, o samimiyetini istiyorum. Dört tane türkü söyletmekle kayısıyı satamazsın, kayısının reklamını yapamazsın. Şehri şahlandıramazsın”
ifadelerine yer verdi.
“FESTİVALLERE ÇOK DİKKAT ETMEK LAZIM ÇÜNKÜ MALATYA’NIN VİZYONUNU YANSITIYOR”
“Festivallere çok dikkat etmek lazım çünkü Malatya’nın vizyonunu yansıtıyor” diyerek sözlerine devam eden Necdet Akboğa, Kültür Yolu’ysa kültürün biraz daha özüne ineceksin. Bu memleketin kendine özgü kültürleri var. Kayısı Festivallerinde mahallelere giderdi; mahallelerden Azerbaycan ekibi gelirdi, Gürcistan ekibi gelirdi, uluslararası olurdu. Artık kayısıya Ermenistan sahip çıkıyor. Sen sahip çıkmazsan Ermenistan da sahip çıkar, Gürcistan da sahip çıkar. Çünkü yıllardır boş bırakıldı bu alan. Bizim kayısıyı sattığımız pazarımız Avrupa. Ben hatırlıyorum o yerel kıyafetleriyle Bulgarlar gelmişti, Polonyalılar gelmişti, Hollandalılar gelmişti. Ben tercümanlık yapmıştım. Her gün benim televizyonlarda gördüğüm adamı getirip türkü söyletmekle festival yapamazsınız. Böyle bir festival yok. Hani senin yerel değerlerin? Nerede senin yerelin? Hani senin vitrin yarışmaların? Hani senin gurbetçilerin? Her şeyin içini boşalttınız. Vizyon lazım. Bu memlekete sevdan varsa onları o şekil yapacaksın. Sevdanı o şekil geliştireceksin, yenilikler koyacaksın. Millet uzaya gidiyor ya biz hala dört tane sanatçıyla festival yapıyoruz. Ben hatırlıyorum faytona biner, Kanalboyu’nda klip çekerdi Kayısı Festivali’nde Rana Alagöz, Metin Alagöz. Festivallere çok dikkat etmek lazım çünkü Malatya’nın vizyonunu yansıtıyor”
şeklinde konuştu.
“FESTİVALLER ARTIK ASLINA UYGUN YAPILMIYOR”
“Festivaller olmalı ama kaliteli olmalı” diyen Umut Bozkurtoğlu ise konuyu şu şekilde değerlendirdi:
“Bir ülkenin gündemine gelmek fuarlarla, festivallerle oluyor. Ama ben de o yönü eleştireceğim; böyle bir festival anlayışına ben de katılmıyorum. Şimdi bir bakıyorsun iktidara yakın bir sanatçı var, o sanatçı paket olarak Kiraz Festivali’ne geliyor, paket olarak Kayısı Festivali’ne geliyor, sonra başka bir festivale geliyor, başka şehre gidecek. Bütün illeri dolaşacak, ilçeleri dolaşacak, köyleri dolaşacak. Bu böyle bir anlaşmayla para kazanma tezgahı. Festivaller artık aslına uygun yapılmıyor. Bu festivaller yapıldığı zaman biz Balkan ülkeleriyle, Slav ülkeleriyle birleşirdik. Örneğin Cumhurbaşkanı niye gelmiyor? Bakanlar neden gelmiyor? Önceden mutlaka 2-3 tane bakan gelirdi, her gün bir tane bakan gelirdi yani Tarım Bakanı olsun veya olmasın Türkiye’nin gündemine gelirdik. Hatta haftalarca Malatya’daki sanatçıları, Malatya’nın sokaklarını, kayısısını, folklorunu gösterirlerdi. Memleketin Başbakanı gelirdi, katılırdı, programlara katılırdı, mikrofonu alırdı Malatya türküsü söylerdi. Yani böyle çığırından çıktı, tamamen siyasileşti, Tıngırtı Festivali’ne döndü yani aslında amacından çıktı. Türkiye’nin, Avrupa’nın gündeminde Malatya bir ay kalırdı. Festivaller kesinlikle olsun, festivaller olmalı ama kaliteli olmalı. Mesela şu anda dijitalde viral olabilirdik yani çok ciddi bir program yapılsaydı. Avrupa kültüre bakıyor, doğallığa bakıyor. O kerpiçi arıyor, o kültürü arıyor, o yereli arıyor. Yerel anlamda bir şehre gittiğimizde oranın yemeğini yiyelim. Avrupalılar buna böyle bakıyor, farklı bir şey yapayım diyor.”
HANİFE SARI


