Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile birlikte tarımsal üretimin her geçen gün daha fazla önem arz ettiğini belirten Malatya Valisi Seddar Yavuz, su kaynaklarının kısıtlı olduğu bilinci ile tarım arazilerinde yeni sulama tekniklerinin benimsenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Tarımsal üretimin artırılması için yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Malatya Valisi Seddar Yavuz, “Tarım alanlarının küçülmesine, miras yoluyla bölünmesinin engellenmesine, yeni tarım teknikleri ile verimin artırılmasına ve birim alanda gelir artırmanın yol ve çarelerini aramaya ihtiyaç var. Bütün bu politikaları Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizde yürütmeye gayret ediyoruz. Malatya’da ağırlıklı olarak 950 bin dekar civarında bir kayısı üretiminden bahsediyoruz. Toplam 420 bin hektar alan var, bunun kayıtlı olan 950 bin dekarı kayısı bahçeleri. Kayıtlı olmayan da 50 bin dekar civarında bir alan olduğunu değerlendirirsek neredeyse 1 milyon dekar alanda şu anda kayısı üretimi yapılıyor. Geri kalan alanlarında optimum kullanılması gerekiyor. Çünkü Malatya’da toplam tarım arazilerinin yüzde 40’ı fiilen sulanabilir. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Malatya’da üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirdiğini 36 senedir Türkiye’yi dolaşan bir kardeşiniz olarak ifade etmek istiyorum. Devlet Su İşleri önemli sulama yatırımlarını ilimizde hayata geçirmiş bulunuyor ve halen de devam eden yatırımlarımız söz konusu. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile birlikte su kaynaklarının da azaldığını varsayarsak özellikle suyun kesinlikle tasarruflu kullanılması ve tarımda yeni sulama tekniklerinin uygulanmasını hepimizin menfaatine olan bir uyguma olarak düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
ÇİFTÇİLERİMİZİN SİGORTA SİSTEMİNE ENTEGRE OLMASI GEREK
Zirai don hadisesinin ardından ağaçlarda yeniden uyanmanın, tekrar kendine gelme gibi bir durumun olduğunu dile getiren Vali Yavuz, “Don hadisesinden sonra Sayın Cumhurbaşkanımız, Tarım Bakanımız konuya vaziyet ettiler, takip ediliyor. Biz ilk gün bir yol haritası çizmek için paydaşlarımızla bir araya geldik, daha sonra defalarca bir araya geldik ve zirai dondan etkilenen ağaçlarımızdan önümüzdeki sene verim alabilmek için neler yapabileceğimizi masaya yatırdık, bununla ilgili kayıtlar oluşturduk ve bunları tarım il müdürlüklerimize, bahçelerde çiftçilerimize ulaştırmaya başladık. İlk etapta elbette bir panik oldu. Ağaçları kesmeyi düşününler oldu. Bir ilin ekonomisini derinden etkileyecek bir üründe meydana gelebilecek herhangi bir tereddüt elbette kaygı oluşturur bunu anlayışla karşılıyoruz ancak bilimsel yol ve yöntemlerin benimsenmesi de bizim her zaman tavsiye ettiğimiz bir husustur. Bu bağlamda şu an bölgede yaptığımız ziyaretler ve aldığımız bilgilerde ağaçlarda ciddi bir uyanmanın, tekrar kendine gelmenin olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Dileriz ve dua ederiz ki bu don hadisesi sadece bu yıl ile sınırlı kalır ve 2026 yılında yine kayısından beklediğimiz ürünü alma imkanımız ve fırsatımız olur. Ama diğer taraftan da her afet olduğunda yardım beklemek yerine TARSİM gibi yüzde 70’inin devlet tarafından sübvanse edildiği bir sigorta sistemine de çiftçimizi yavaş yavaş entegre olması gerekmektedir. Tarımsal üretimin artırılması ve sürdürülmesi için devletimizin elinden gelen bütün imkanları ortaya koyduğunu hatırlatmak istiyorum” ifadelerine yer verdi.
MUHABİR: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
