Simit kaçırma, Malatya’nın köklü aile yapısı ve mahalle dayanışmasının en güzel örneklerinden biridir. Bu gelenekle birlikte çocuk, ilk adımlarında yalnız bırakılmaz; çevresindeki herkes tarafından coşkuyla karşılanır. Ne bir doğum günü ne bir bayram… Bu, yürümeye başlayan bir çocuğun onurlandırıldığı ve ailenin sevincini paylaşmak için bir araya geldiği çok özel bir törendir.

Malatya kültüründe “simit kaçırma”, çocuğun yürümeye başlamasını kutlamak amacıyla düzenlenen geleneksel bir etkinliktir. Yani bu deyim, sanıldığının aksine fırından simit çalmakla ilgili değil, yürüyen çocuğun dizlerine, boynuna veya kollarına bağlanan simitlerin, diğer çocuklar tarafından “kaçırılmasıyla” ilgili keyifli bir eğlencedir.

Bu gelenek şöyle gerçekleşir: Simitler, evde yapılır veya hazır alınır. Bu simitler, dayanıksız bir ipe geçirilerek çocuğun diz kapağının altına gevşekçe bağlanır. Ardından çocuk, genellikle bir bahçede veya geniş bir alanda yürütülür. Diğer çocuklar, çocuğun yürüyüşüne eşlik eder; simitlerin bağlı olduğu ipi çekerek koparır ve simitleri kaçırır. Simitleri alan çocuklar sevinçle bağırır, ellerini çırpar, koşar, simitleri yer ve neşe içinde oyuna devam eder. Yürüyen çocuk da bu coşkunun içinde kendini bırakarak yürümeye devam eder, toplumun ortasına katılmış olur.

ÇOCUK İÇİN YAPILAN İLK TOPLU TÖREN

Simit kaçırma yalnızca bir çocuğun ilk yürüyüşüyle ilgili değildir. Aynı zamanda o çocuğun artık sosyal hayata katıldığını, birey olarak kabul edildiğini sembolize eder. Bu yönüyle simit kaçırma, Malatya’da bir çocuk için yapılan ilk toplu törendir denebilir.

SOFRALAR KURULUR, DUALAR EDİLİR

Etkinlik sadece çocukların eğlencesiyle sınırlı kalmaz. Aile büyükleri ve gelen misafirler için zengin bir sofra hazırlanır. Börekler, tatlılar, yemekler, komşuların getirdiği ikramlarla birleşerek adeta küçük bir bayram sofrası ortaya çıkar. Bu, aynı zamanda aile büyüklerinin dualar ettiği, iyi dileklerin söylendiği, akrabaların bir araya gelip hasret giderdiği bir gündür. Ev sahibi aile, misafirleri en güzel şekilde ağırlar. Geleneksel olarak, bu sofraya gelenlerin iyi dileklerle ayrılması beklenir. Bu yönüyle simit kaçırma, bir nevi toplumsal kaynaşma günü hâline gelir.

Bu gelenek, sadece eğlence değil; aynı zamanda kültürel ve sembolik anlamlar da taşır. İpe bağlanan simit, çocuğun ayaklarının güçlenmesi, düşmeden yürümesi için yapılan sembolik bir ritüeldir. Diğer çocukların simitleri kaçırması, rekabeti, sosyalliği ve çocuklar arası bağları güçlendirir. Yemekli kutlama, ailelerin dayanışmasını, toplumsal birliğini pekiştirir. Günümüzde apartman hayatı, küçük yaşam alanları ve yoğun çalışma temposu nedeniyle bu tür gelenekler giderek azalsa da, Malatya’nın bazı mahallelerinde ve özellikle kırsal kesimlerde simit kaçırma hâlâ yaşatılmaya çalışılıyor. Simit kaçırma, bir çocuğun ilk adımlarını yalnızca bir gelişim aşaması olarak değil; bir toplumsal kabul, bir sevinç vesilesi ve kültürel hafıza olarak gören bir gelenektir. Ne düğün kadar gösterişlidir ne de bayram kadar resmi. Ama bir çocuğun ayakları yere bastığında, herkesin yüreğine sevinç düşürür.

Bir çocuğun yürümeye başladığı gün, Malatya’da yalnızca ev halkının değil, mahalle kültürünün de ayağa kalktığı gündür. Belki de bu yüzden Malatya’da, ilk yürüyüşler sessiz adımlarla değil; kahkahalar, simitler ve dualarla atılır.

MEHMET TEVFİK CİBİCELİ