Bayramlar, geleneksel Türk kültürünün izlerini taşıyan önemli bir zaman dilimidir. Her şehrin kendine has bayram gelenekleri bulunurken Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı, Malatya’da bayram gelenekleri hakkında Malatya Sonmanşet gazetesine özel açıklamalarda bulundu.

İlk olarak Malatya’da çocukların bayram gelenekleri hakkında bilgi veren Atilla Kantarcı, “Bayram harçlıklarını almaya başladıkları gün çocukların bayramı başlardı. Eskiden bayramlarda çocuklar büyüklerinin ellerini öptüklerinde çocuklara leblebi şekeri, balon veya bozukluk para verilirdi. Şimdi bu alışkanlıklar değişti çocuklara daha büyük paralar ve hediyeler veriliyor. Çocuklar için bayramın en büyük özelliği kıyafet ve ayakkabı alınmasıydı. Eskiden bayramlar, çocuklara bir hediye alma vesilesi olarak görülürdü. Yıl boyu ihtiyaçlar biriktirilir çocuğa bayramda alınırdı. Her zaman ayakkabı, elbise alınmazdı, bayramlar beklenirdi” şeklinde konuştu.

“AİLE BÜYÜĞÜNÜN EVİNDE TOPLANILIR”

Bayram öncesinde ailelerin mezarlık ziyareti yaptıklarını kaydeden Kantarcı, “Arife günü insanların çoğu mezarlık ziyaretlerine giderlerdi. Bayram namazı çıkışında çoğu aile mezarlık ziyaretine gider geçmişlerini yad eder ve dua okurlardı. Bayram namazı sonrası eve gelindiği zaman da ise aile büyüğünün evinde toplanılırdı. Kalabalık bir şekilde bayramı karşılarlardı. Büyüklerin eli öpülür sıra ile herkes birbiriyle bayramlaşırdı, çocuklara harçlıklar verilirdi. Ondan sonra bayram yemeği geleneği başlardı” ifadelerini kullandı.

“BAYRAM YEMEĞİ YENİLİRDİ”

Malatya’daki bayram yemeği geleneğinden bahseden Kantarcı, “Eski yıllarda Malatya’da bayram günü kahvaltı yapılmazdı, bayram yemeği yenilirdi. Bu bayram yemeğinin çeşidi her evin durumuna göre değişirdi. Bazıları bunu garip karşılıyor ama bu da bizim Malatya’nın bayram geleneklerinden bir tanesi. Toplu halde bayram yemeği yenir daha sonra annelerimizin bir gün önceden uğraşarak açtıkları baklavalar, dilber dudakları gibi tatlılar yenilir ve bayram böylece başlamış olurdu. Daha sonra insanlar aile büyüğünün evinden dağılarak diğer akraba, dost ve yakınlarının evlerine bayram gezmesine gidilirdi. O yılların en büyük güzelliklerinden bir tanesi de bayram tatil yapma fırsatı olarak değerlendirilmezdi. Bayram Sıla-i rahim yapılan bir gün olarak değerlendirilirdi ve insanlar birbirlerine giderler, birbirlerinin halini hatırını sorarlar ve Sıla-i rahim yaparak bütün insanlar birbirlerinin gönüllerini alırlardı” açıklamasında bulundu.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ