Türkiye'nin kayısı üretiminde lideri olan Malatya, 2025 yılında zirai don, kuraklık ve dolu gibi felaketlerle adeta sarsıldı. Prof. Dr. Yusuf Demir’in verdiği bilgilere göre, Nisan ayında yaşanan zirai don sonrası Malatya’daki kayısı bahçelerinde yüzde 90 hatta bazı bölgelerde yüzde 100’e varan kayıplar yaşandı.

“Elma, armut, kiraz, ceviz ve fındık gibi pek çok meyve türü de bu süreçte ağır darbe aldı” diyen Demir, Malatya’nın tarımsal geleceği için acil önlem çağrısında bulundu.

GÜNEYDOĞU'DA TAHIL KRİZİ: BİÇERDÖVER GİRMEYEN TARLALAR VAR

Gıda krizinin sadece meyve üretiminde değil, tahıl ve bakliyat üretiminde de kendini gösterdiğini aktaran Demir, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde buğday, arpa ve mercimekte yüzde 80’e varan verim kayıpları yaşandığını kaydetti.

Konya'da arpa hasadında dekara 250-300 kg beklenirken, 50 ila 150 kg arasında ürün alınabildiği bildirildi. Bazı üreticiler, maliyeti karşılamadığı gerekçesiyle tarlalarına biçerdöver bile sokmadı.

MALATYA'DA KAYISIDA YÜZDE 90 HATTA YÜZDE 100 ZARAR GÖREN YERLER VAR

İlk tahminlere göre Malatya'da kayısıda yüzde 90 hatta yüzde 100 zarar gören yerler bulunduğunu, diğer ürünlerde de kayıpların olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Demir, "Fındıkta 450 rakımın üstü yerlerde zarar yüzde 50, rakım yükseldikçe zarar da büyümektedir. Türkiye'nin dünyada üretimde ve ihracatta lider konumda olduğu sultaniye kuru üzümünde zarar yüzde 70-80 seviyelerinde olması hesaplanmaktadır. Niğde ve Karaman'da elmada zararın en az yüzde 70 olduğu tahmin edilirken, bu zararın Isparta'da yüzde 50 seviyesinde olması beklenmektedir. Şubat, mart ve nisan aylarında görülen don, mayıs ayında birçok ilimizi etkileyen dolu yağışı ve aylardır süren kuraklık afeti ülkemizde tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Ülkemizde kış yağışları mevsim normallerinin yüzde 32, geçen yılki kış yağışlarının ise yüzde 27 altında meydana gelmiştir. Yağış azlığının yanı sıra kış aylarında sıcaklıklar da mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı ocak ayı son 55 yılın en sıcak 3'üncü ocak ayı olmuştur. Kış aylarının kurak ve sıcak geçmesi sebebiyle ilkbahar yağışları kritik hale gelmiş, ancak ilkbahar yağışları da ülkemizin pek çok bölgesinde istenilen seviyede gerçekleşmemiş ve tahıllarda verim kayıpları meydana gelmiştir. Yaz aylarını yaşadığımız dönemde maalesef yağışlar oldukça yetersiz düşmekte, son yılların en sıcak günlerini yaşamaktayız. Bu süreç sonucunda ülkemizin tahıl depolarından biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde buğday, arpa ve mercimekte yaklaşık yüzde 80'e yaklaşan verim kayıpları görülmektedir. Belli bölgelerimizde çiftçiler üretilen ürünün maliyetleri kurtarmaması nedeniyle tarlasına biçerdöver sokamamıştır. Konya'da yapılan arpa hasadında dekara verim 250-300 kilogram arasında beklenirken 50 ila 150 kg arasında değiştiği görülmüştür. İç Anadolu'da üretilen ve hasadı başlanan tahıl üretiminde önemli düzeyde verim kayıplarının olduğu gözlenmektedir" şeklinde konuştu.

SUYLA İLGİLİ TEDBİRLERDE SON EŞİĞİ GEÇMEK ÜZEREYİZ

Prof. Dr. Demir, iklim krizinin etkileriyle yalnızca gıdanın değil, su kaynaklarının da hızla tükendiğini vurguladı. “Metropollerde su israfı büyük boyutlara ulaştı. Önümüzdeki 2 ay içinde İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerde ciddi su krizleri yaşanabilir,” dedi.

Kişi başı günlük su tüketiminin İstanbul’da 200, İzmir’de 220, Ankara’da ise 246 litreye çıktığını belirten Demir, bu rakamların Türkiye ortalaması olan 130 litrenin çok üzerinde olduğunu hatırlattı.

BİTKİSEL ÜRETİMDE KESKİN DÜŞÜŞ: ELMADA YÜZDE 38, ÜZÜMDE YÜZDE 18 KAYIP

2025 yılında bitkisel üretimde genel bir düşüş beklendiğini söyleyen Demir, bakanlık tahminlerine göre:

Tahıllar ve diğer ürünlerde yüzde 5,3, Meyve ve içecek bitkilerinde ise yüzde 24,4 azalma olacağı tahmin edildiğini açıkladı. Elmada yüzde 38,7, şeftalide yüzde 32,1, üzümde yüzde 18,6, kirazda ise yüzde 55,7 oranında düşüş bekleniyor. Zeytinde ise yüzde 40’lık keskin bir azalma öngörülüyor. Bu veriler, Türkiye'nin hem iç tüketimi hem de ihracat dengeleri açısından alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

Tarım politikalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Demir, bireysel farkındalık, israfın azaltılması, yerel üretimin desteklenmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı. (İHA)