Deprem öncesinde Malatya’nın kültürel ve mimari dokusuna sahip çıkmak için çalışmalar yürüttüklerini belirten Altaş, şunları söyledi:
“Deprem öncesinde, Mimarlar Odası başkanlığı sürecinde ve Malatya Kültür Yaşam Derneği’ndeki çalışmalarımızda hep Malatya'nın kültürü, dokusu üzerine çalışmalar yapmaya gayret ettik. Çünkü bunlar hızlıca elimizden kaybolup gidiyordu. Kendi adımıza özellikli gördüğümüz binaların tescillerini yaptırarak koruma altına almaya çalıştık.”
Altaş, şehirdeki bazı binaların korunması için yapılan çabanın, kamu kurumlarının ilgisizliği nedeniyle ağır bir yük haline geldiğini vurgulayarak şunları aktardı: “Kendi eserinizi, kendi yapınızı kendinizden koruyorsunuz. ‘Kendi’ derken bütün Malatya’dan bahsediyorum. Yani özellikli bir binaysa, ona benden önce sahip çıkması gereken insanların, üst seviyede kurumlarda görev yapanların olması gerekiyordu. Ama biz bu yapıları onlardan korumak için çaba harcıyoruz. Bu Türkiye'de böyle oluyor, bizim ilimizde de böyle.”
KAYBOLAN SİMGESEL YAPILAR, HAFIZAYI SİLMEYE DEVAM EDİYOR
Altaş, Malatya’nın simgesel noktalarının yok olmasının şehir hafızasında yarattığı boşluğu Da dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Düşünün bir bina var; yapım teknikleri belli bir dönemi yansıtıyor ve gerek şehir hafızasında gerekse insan hafızasında önemli bir yeri var. İnsan ve şehir hafızasında yer eden bu yapılar insanlar için bir çekim merkezi, bir nirengi noktasıydı. İş Bankası’nın önünde buluşalım, Yeni Cami’nin meydanında buluşalım, Kız Meslek Lisesi’nin önünde buluşalım gibi değer verdiğimiz, simgesel noktalarımız vardı. Bu simgesel noktalarımız artık yok.”
Deprem sonrası şehir merkezine gittiğinde yabancılık hissettiğini belirten Altaş, Malatya halkının hafızasının silindiğini söyleyerek, “Belli bir kesimin, belli bir yaş grubunun hafızasını sildiniz. Deprem sonrası dışarıya giden insanlar, Malatya'ya döndüklerinde neyle karşılaşacaklar? O hafızaları nasıl yerine gelebilecek?” ifadelerine yer verdi.
TESCİLLİ BİNALARIN YIKILMASI TEPKİLERE YOL AÇIYOR
Altaş, Malatya’da tescil edilen bazı yapıların yıkılmasını da eleştirerek, “Kız Meslek Lisesi'nin tescilini 2019 yılında yaptırmıştım. Tescilinin bozdurulup yıkılması… Tescillenen bir binanın tescili nasıl bozulup yıkılabiliyor? Bunun için bir karar çıkması gerekmiyor mu?” sözlerine yer verdi.
Tescil sürecini anlatan Altaş, yapıların korunmasının önündeki bürokratik engellere dikkat çekerek, “Tescil süreci çok meşakkatli bir süreç. Binanın yapısal özellikleri, tarihçesi, fotoğraflar ve belgelerle birlikte Sivas Koruma Kurulu'na sunulur. Kurul, Türkiye genelinden uzmanlar gelir, yerinde inceleme yapar ve onay verir. Ama bir binanın tescilinin bozulması ise, bu meşakkatli süreçten sonra çok kolay olabiliyor. Ben Malatya’da yaşadıklarımdan bunu söylüyorum. Gerçekten çok ilginç bir durum, açıklaması zor bir süreç.” ifadelerini kullandı.
Kız Meslek Lisesi’nin tescilinin nasıl bozulduğunu ise şöyle anlatan altaş, “Bu Kız Meslek Lisesi Milli Eğitime ait bir binadır. Tescil bozma başvurusunu da Milli Eğitim yapar. Herhangi bir vatandaş kalkıp da ‘bunun tescilini bozduralım’ diye başvuruda bulunamaz. Tescilli olup olmadığını bile vatandaş bilmez. Biz konuya dair bilgi istediğimizde muhatap bulamadık.” dedi.
DEPREMDE HASAR GÖRMEYEN BİNALAR YIKILDI
Altaş, depremde hasar almayan yapıların yıkılmasının kabul edilemez olduğunu ifade ederek, “Kız Meslek Lisesi ön binası 1939 yapımıydı ve depremde hasar almadı. 2015’te ek bina yapılmıştı, o hasar aldı ve yıkıldı. Ön binada hasar yoktu. Çok özellikli bir binaydı. Oranın kaybına çok üzüldüm. Hem yapısal özelliği vardı hem de oradan mezun olan çok değerli Malatyalı insanlar var. Bu insanların hafızasını sildiniz. Böyle birçok yapımızı kaybediyoruz.” İfadelerine yer verdi.
MALATYA SAHİPSİZ DEĞİL
“Malatya sahipsiz değil, sahibi çok olduğu için yalnız kaldı.” diyen Altaş, yetkililere ve kamuoyuna çağrıda bulunarak, şehrin tarihi değerlerine sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, “Malatya’nın deprem sonrası hızlı ve plansız şehirleşme sürecinde kaybettiği tarihi ve kültürel değerleri gözler önüne serdi. Şehirdeki tescilli binaların korunamaması hem şehir hafızasının silinmesine hem de halkın aidiyet duygusunun zedelenmesine yol açıyor.” dedi.
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
