Çiçek,

“20-30 yılda bir yaşanan şiddetli kuraklık periyotları artık 3-4 yılda bir tekrarlıyor. Yağış rejimindeki değişiklikler, sıcaklıklardaki artışlar ve mevsim geçişlerinin sertleşmesi tarımsal faaliyetleri doğrudan etkiliyor” dedi. Ayrıca, bu değişimlerin sadece su kaynaklarını değil, don, dolu ve sel gibi meteorolojik afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çekti. “Artık bu afetler lokal değil, geniş alanlarda yaşanıyor ve ciddi ekonomik kayıplara yol açıyor”

ifadelerini kullandı.

MALATYA’NIN TARIMSAL KİMLİĞİ VE KAYISIDA YÜKSELEN RİSK

Malatya denince akla gelen kayısı üretiminde de iklim değişikliğinin etkileri hissediliyor. Çiçek,

“Yakın geçmişte bin rakımın altında yoğunlaşan kayısı bahçeleri artık 1900 rakıma kadar taşındı. Düşük rakımlarda iklimin değişmesi ve artan doğal afet riski nedeniyle ekonomik üretim mümkün olmuyor”

dedi.

 

Bu yükselmenin, hastalık ve zararlı popülasyonlarının artması gibi yeni sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Çiçek, uzun vadede üretim alanlarının daralacağı ve ekonomik verimin düşeceğini vurguladı.

ÜRÜN DESENİ VE SU YÖNETİMİNDE YENİ PLANLAMA ZORUNLULUĞU

Tarım alanlarındaki yapısal değişimlere de dikkat çeken Çiçek,

“Tarla bitkileri ve yem üretimi alanlarının daralması, hayvancılığın yem ihtiyacının dışarıdan karşılanmasına yol açıyor. Bu sürdürülebilir değil. Üretim planlaması, bölgenin iklim koşulları, su kaynakları ve teknik altyapısı dikkate alınarak yeniden ele alınmalı”

diye konuştu.

Modern sulama sistemleri ve ürün çeşitliliğinin artırılmasının su kullanımında verimliliği sağlayacağını aktaran Çiçek, mevcut altyapının artık bu ihtiyaçları karşılayamadığını söyledi.

DEPREM SONRASI SULAMA ALTYAPISINDAKİ ZORLUKLAR

2020’de yaşanan deprem felaketinin sulama altyapısına verdiği zararların sürdüğünü belirten Çiçek,

“Sultansuyu ve Sürgü Barajları ile sulama kanalları ciddi hasar gördü. 1960’lardan kalma iletim kanalları yüksek kayıp ve kaçak oranlarına sebep oluyor. Bu da kaynakların etkin yönetilmesini engelliyor”

dedi. Tarımsal üretimin devamlılığı için modern ve kayıp-kaçak oranları düşük sulama sistemlerine acil geçiş yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

TARIMDA DESTEK VE YATIRIMIN ÖNEMİ

Çiçek, üreticilerin sulama birliklerine ödeyeceği paraların sübvanse edilmesi ve doğrudan desteklerin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

“Aksi takdirde, üretimde geri dönüşler ve verim kayıpları kaçınılmaz”

dedi. Ayrıca, bölgesel ve ulusal ölçekte kapsamlı altyapı yatırımları yapılmasının önemine vurgu yaptı ve modern sulama teknolojileri ile su tasarrufunun sağlanabileceğini belirtti.

BAKLAGİLLERDE İTHALATÇI KONUMA DÜŞÜŞ

Mercimek, nohut gibi geleneksel baklagillerde Türkiye’nin ihracatçı konumdan ithalatçı hale geldiğini belirten Çiçek,

“Bu durum üretim planlaması ve çiftçi desteği ile tersine çevrilebilir. Ürün deseninde değişim ancak çiftçinin motivasyonunu artıracak, maliyetleri düşürecek ve ürünün değerinde satılmasını sağlayacak politikalarla mümkün”

diye konuştu.

BİLİMSEL PLANLAMA VE UZUN VADELİ YAKLAŞIM

Son olarak tarımda sürdürülebilirliğin ancak bilimsel veriler ışığında planlama ile sağlanabileceğini söyleyen Çiçek,

“Popülist ve günü kurtarmaya yönelik politikalar yerine, su kaynakları, insan gücü, iklim koşulları ve teknik altyapı dikkate alınarak uzun vadeli üretim planlaması yapılmalı”

dedi. Aksi halde, tarım arazilerinin boş kalacağını ve üreticilerin üretimden vazgeçeceğini vurguladı.

Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT