Malatya’da sonbahar mevsiminin gelmesi ile birlikte yağışlı günlerde baş göstermeye başladı. Yağışların kuraklık üzerindeki etkileri hakkında Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, önemli açıklamalarda bulundu.

Kuraklığın sadece yağmur ile tarif edilebilecek bir durum olmadığına vurgu yapan Fevzi Çiçek, kuraklığı su takvimi olarak tabir edilen 1 Eylül’den başlayan verilerle değerlendirdiklerinin altını çizdi.

“BU DÖNEMİ ATLATTIK”

Malatya’nın yaz dönemini ciddi derecede kurak bir periyotta geçirdiğini söyleyen Fevzi Çiçek, “Bizim bölgede özellikle yaklaşık 50 bin hektarlık alanda buğday, yaklaşık 40 bin hektarlık alanda da arpa ekimi var. Bunun büyük çoğunluğu kıraç alanlarda. Dolaysıyla ekim ayı ve içerisinde bulunduğumuz kasım ayının ilk haftaları toprakla buluştuğu için yani ekim yapıldığı için o dönemlerde ciddi bir kuraklıktan bahsediyorduk. Son 2 günde yağan yağışlarla kısmen bu tehlikeyi atlattık gibi sadece 1-2 günlük yağışlarla bunu tarif etmek mümkün değil. Çünkü süreç içerisinde takip etmek gerekiyor, topraktaki nem ve yağışların devamlılığı çok önemli. Yaz dönemini ciddi derecede kurak bir periyotta geçirdik. Dolayısıyla topraktaki nem oranı neredeyse sıfır noktasına geldi. Birçok bölgede tohum hazırlığı dahi yapılamamıştı. Bu nedenle biraz sıkıntılı süreç geçirdik ama 1-2 gün yağan yağmurlar en azından kıraç alanlar için bu riski kaldırdı. Önümüzdeki günlerde de meteoroloji verilerine göre yine parça parça yağışlar söz konusu olduğu için bu dönemi atlattık. Ama coğrafya olarak biz genellikle ilkbahar döneminde şubat ayından başlayıp mayıs ortalarına kadar devam eden süreçte yağışlar alıyoruz dolayısıyla bu dönem ki yağışlar bizim kıraç alanlarımız için geçerli. Şu an bütün Türkiye’de yağış eksikliğine bağlı olarak kurak bir periyot yaşıyoruz. Baraj ve göletlerde su rezervleri azaldı. Şunu kabul etmek lazım iklim değişikliği özellikle yarı kurak bir periyotta olan bölgemiz için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sadece bu yıla mahsus değil uzun vadede de bu ve benzer durumlara uyum ve hazırlık içerisinde olmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

“BUNA HAZIRLIKLI OLMAMIZ GEREKİYOR”

Kuraklık riski dikkate alınarak çiftçilerin kuraklığa dayanıklı bitki türlerini tercih etmeleri gerektiğini dile getiren Çiçek, “Kuraklık özellikle ekim alanlarını, bitki desenlerini, sulanan alanlarda su kaynaklarının devamlılığını olumsuz etkiliyor. Bu da verim kayıplarına sebebiyet veriyor ya da bazı bölgelerde ürün deseninin değişmesi yani fazla suya ihtiyaç duyan ürünler yerine daha az su ile yetiştirilebilecek bitkilere yönelme mecburiyeti ortaya çıkıyor. Genel olarak bu da bölgenin ürün desenini değiştiriyor. Ülke olarak bazı ürünlerde özellikle buğday ile ilgili verim kayıplarına ve ihtiyaçların artmasına sebebiyet veriyor. Bu nedenle uzun vadede ciddi anlamda bir risk bizi bekliyor. Buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu açıdan tedbirler almamız ve özellikle çeşit seçerken kuraklık riskini de dikkate alarak kuraklığa dayanıklı türleri tercih etmemiz çok önemli” ifadelerine yer verdi.

 “TEDBİRLER VE UYGULAMALARA GİTMEMİZ GEREKİYOR”

Kuraklıkla mücadele noktasında alınabilecek tedbirler hakkında bilgi veren Çiçek, “Kuraklıkla mücadelede birçok tedbir var. Kuraklık kendi içerisinde hidrolojik, meteorolojik ve tarımsal kuraklık olarak ayrılıyor. Özellikle hidrolojik yani su kaynaklarında düşüklük ile ilgili konularda modern sulama sistemlerine geçilmesi, su tasarrufuna gidilmesi, suların daha verimli bir şekilde kullanılması özellikle ürün deseni oluştururken su kaynaklarını da göz önüne alarak buna göre bir üretim modeli oluşturulması gerekiyor. Hidrolojik kuraklık dediğimiz yağışlarla ilgili konularda insan eliyle yapılacak bir durum söz konusu değil. Çünkü yağmur yağarsa bu ihtiyaçlar karşılanıyor. Ama bir gerçek var ki bilimsel verileri takip ederek buna göre bir üretim modeli belirlememiz şart. Tarımsal kuraklıkta özelikle kıraç alanlar bizim için risk. Kıraç alanlarda güzlük ekimlerde geç yağan yağmurlar verim kayıplarına hatta bazı bölgelerde tohumların çimlenmemesine kadar gidebilir bu nedenle burada da yine yağış miktarları, meteoroloji verileri, topraktaki nem, sürüm teknikleri dediğimiz toprağı daha muhafaza edebilir bir şekilde işlemler yapmak gerekiyor. Artık bütün dünyada anıza ekim dediğimiz topraktaki su kaybının en aza indirilmesi için bahçelerde toprak işlemesiz tarım dediğimiz modeller geliştirilmeye başlıyor. Bu konuya hem ülke hem de bölge olarak uyum sağlamamız, buna göre tedbirler ve uygulamalara gitmemiz gerekiyor” söyleminde bulundu.

“HER TÜRLÜ PARSELE KAYISI EKİMİ YAPILIYOR”

Kuraklıkla mücadele de yerel yönetimlere, STK’lara ve vatandaşlara da birtakım görev ve sorumlulukların düştüğünü kaydeden Çiçek, “Yerel yönetimler ve STK’lar tarafından özellikle vatandaşların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Sadece tarımsal sulamada değil evsel ve sanayi su kullanımında su tasarrufuna gidilmesi, amacı dışında ve kayıp-kaçak gibi suların zayi olmasının önlenmesi gerekiyor. Üreticilerimize şöyle bir öneri de bulunmak istiyorum, çok su çok verim değildir. Toprak yapısı, bitki çeşitli, mevsim sıcaklıkları ve bunun gibi birçok kriter göz önünde bulundurularak sulama şekilleri belirlenmeli. Geleneksel, alışıla gelmiş bir su ihtiyacı belirlemek doğru değil. Bu konuda tedbirli olmamız çok önemli. Bir bahçe tesis ederken ya da bir ürün yaparken o bölgenin su kaynaklarını, toprak yapısının, ileri de olabilecek su verimliliğine dikkat ederek buna göre bir ürün deseni oluşturmak artık kaçınılmaz oluyor. Bizim bölgemizde özellikle son yıllarda kayısının para etmesi nedeniyle bulunan her türlü parsele kayısı ekimi yapılıyor, bahçe tesis ediliyor. Oysa su kaynakları, iklim verileri dikkate alınmıyor bu önümüzdeki süreçte aşırı miktarda su kullanılmasına özellikle kritik dediğimiz en son kullanılacak yer altı sularının bugünden hoyratça aşırı kullanılmasına sebebiyet veriyor. Bugün orta Anadolu’da yaşadığımız özellikle obrukların oluşmasına sebebiyet veren yer altı sularının çekilmesi artık bizim bölge içinde bir risk teşkil ediyor. Yer altı suları çok yoğun bir şekilde çekiliyor. Coğrafyanın bize sunduğu bazı şartlar vardır, coğrafyayı dikkate alarak o imkanlar çerçevesinde ürün deseni oluşturmamız gerekiyor, keyfiyete dayalı bir tarım olmaz. Önümüzdeki süreçte bu şekilde yer altı sularının yoğun, kontrolsüz bir şekilde çekilmesi bir risktir. Çünkü Malatya coğrafyası yer altı suları açısından zengin gibi gözüküyor ama netice de bunların da bir limiti var. İklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejimleri değişti, yağış miktarları, su kaynaklarındaki debiler değişti. Dolayısıyla bu bir risktir. Buna göre tedbirler alınmalı” ifadelerini kullandı.

“ÇİFTÇİLERE EĞİTİM VERİLİYOR”

Hemen hemen her dönem kuraklıkla mücadele de çiftçilere eğitimler verildiğini belirten Çiçek, “Özellikle her dönem gerek yüz 100’e gerekse medya aracılığı ile çiftçilere eğitim veriliyor. Sürekli kuraklık konusu dile getiriliyor. Yalnız kuraklık iklim faktörleri ve doğal afetler içerisinde kısa vadede sonucunu görmediğimiz bir olay. O yüzden vatandaşlarımızın birçoğu tarafından bu durum ciddiye alınmıyor. Biz sürekli yaklaşık 15-20 yıldır bu bölgedeki kuraklık risklerinden bahsediyoruz. Sadece tarımsal anlamda değil evsel ve sanayi alanındaki su kullanımı ile ilgili de sürekli ilgili kamu ve kurumları, sivil toplum kuruluşları bu konunun hassasiyetle üzerinde duruyor” açıklamasında bulundu.

 

muhabir:MEHMET TEVFİK CİBİCELİ