Malatya çiftçisine önemli uyarılarda bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç kayısı kalitesi, kayısıda ilaçlama ve daha fazlası hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

“KALİTE İLE YARIŞMAK ZORUNDAYIZ”
Öncelikle bu sezon çiftçilerin kayısıya daha hassas davranması gerektiğini ifade eden Başkan Yunus Kılınç, “Bu sezon üreticimizin en hassas davranacağı bir sezon. Geçen yıl malum kayısımız yüzde 100 yandı. Bu yıl da bazı bölgelerimizde bizim gözlemlerimize göre daha yoğun bir çiçeklenme var. O dondan sonra Tarım İl Müdürlüğünün verdiği talimatlar doğrultusunda ağaçlarımızın bakımları da güzel yapıldı. Bu bakımlardan sonra şu anda kayısı ağaçlarımızda herhangi bir problem görmüyoruz. Yani çiçek açma, meyve gözü açma konusunda bazı bölgelerimiz hariç bazı bölgelerimizde tamamen ağacın dallarına kadar yanma olmuştu. Onlar hariç bazı bölgelerinde de bu yıl üründe bir düşüş olmayacağını tahmin ediyoruz. Şimdi bu dönemin hassas olmasının sebebi şu, şimdi biz kalite ile yarışmak zorundayız. Dünyada kayısıda kalite ile yarışmak zorundayız. Şimdi biz bunu yaparken de bu ilaçlama konusunda çok hassas davranmamız lazım. Şimdi bazı ilaçlar var kalıntı bırakıyor. Bu kalıntı bırakan ilaçları mümkün mertebe kullanmamak lazım. Çünkü yaş kayısıda olsun, kuruda olsun, sonuçta Avrupa'ya ihracatı yapılan bu ürünlerin tamamı amaral analizinden geçmek zorunda. Amaral analizinden geçerken de eğer ilaç kalıntısı üzerinde bulunuyorsa bu ürününüz geri iade ediliyor. Bu vesileyle zaten bu yıl reçeteye artık geçildi, bitkisel üretim reçetesi, B reçete dediğimiz. Çiçekten sonra meyve dönüşümü olduktan sonra atılacak olan iç kurdu zehirlerine de çok dikkat etmemiz lazım. Bazı zehirler var, bir hafta kalıntısı var. Bir hafta sonra rahatlıkla yiyebilirsiniz. Yani onun süresi bir haftadır. Bir hafta sonra zehir vasfını yitiriyor. İlaçlamalarda bunlara dikkat edilirse ürünümüzde herhangi bir kalıntı olmaz” ifadelerine yer verdi.
“BU YIL KAYISIDAN UMUTLUYUZ”
“Ürünümüz zaten dünyada birinci, rakibi yok” diyerek sözlerine devam eden Başkan Yunus Kılınç, “Bu yıl kayısımız yok diye ihracatçıların, ticaretçilerimizin yaptıkları ayıpların hepsi ortaya çıktı. Kayısıyı götürüp Özbekistan, İran kayısılarını şeker emdirerek bilmem ne yaparak Malatya kayısına benzetmeye çalıştılar. Bunların hepsini yakaladık zaten. Bakanlıklarla, cumhurbaşkanımızla görüşüp bu sahtekarlığın da ortadan kaldırılması gerekiyor. Şimdi inşallah bundan sonra ürünümüz olur, vatandaşımızın, çiftçimizin emeği araya gitmez. Bu yıl yapılan ihracatta halen çiftçilerin elinde kayısı var, almadılar. Gidip 2 dolara Özbek, İran kayısı getirip Malatya kayısı diye 10 dolara sattılar bunu. Biz bunun da önüne geçmeye çalışacağız inşallah. Yani bu yıl kayısıdan umutluyuz. Mart'ın yarısına geldik, henüz ağaçlarımız daha yeni çiçek açmaya başladı. Bu da bizim için güzel bir şey. İnşallah herhangi bir don felaketi yaşamazsak iyi bir rekolte alacağız diye düşünüyoruz. Üreticimizin şuna dikkat etmesi gerekiyor, yani mümkün mertebe reçete ile bu ilacı kullanması lazım. Ziraat mühendislerine danışarak ilaç kullanılmalı” şeklinde konuştu.
“ATADAN KALAN GELENEK GÖRENEK ÜZERİNE ÜRETİM YAPMAYALIM, BİLİMSEL YAPALIM”
Her yıl aynı ilacın kullanılmasının ilacın etkisini azaltacağına da işaret eden Başkan Yunus Kılınç, “İlaçta şöyle bir durum var her yıl aynı ilacı kullanırsanız siz o ilacın etkinliğinden de faydalanamazsınız. Mesela bir insan sürekli aynı ilacı kullansa o ilaca karşı o insan bağışıklık kazanır. Artık bir süre sonra o ilaç kendisine iyi gelmeyebiliyor, doktora gidip o ilacı değiştirmesi lazım. Şimdi bu reçete konusunda siz kayıt altına almış oluyorsunuz kendinizi. Bir yıl önceki yıl hangi ilacı attığınız orada yazıyor. Ertesi yıl ziraat mühendisi onu gördüğü zaman bu yıl çilde şu ilacı kullanmış, bu yıl değiştirelim diyebilir. Çünkü üst üste birkaç yıl aynı ilaç atılırsa ağaçta bağışıklık kazanıyor. Yani orada da bir etkinliği fazla kalmıyor. Onun için her ne olursa olsun bilimsel yapmak zorundayız. Yani toprak analizi yapmadan gübre atmak kendi paranızı ateşe atmak demektir. Mesela toprağınızda ne eksik, fosfor, fosfor eksikse onu vereceksiniz, kalsiyum eksikse onu vereceksiniz. Azot eksikse azot vereceksiniz. Ama siz kalkar azotu yüksekse toprağın siz habire azot veriyorsanız bunun ne anlamı var? Paranızı ateşe atıyorsunuz. Büyük bir israf yapıyorsunuz. Bu bir torba gübre 3 bin TL. Üreticimize sürekli bunu söylüyoruz, mümkün mertebe bilimsel yapalım. Yani atadan kalan gelenek görenek üzerine üretim yapmayalım. Artık dünyada her şey gelişti, rekabet var. Avrupa'yla biz şu anda rekabetteyiz. Ürün bazında gerçekten de başarılıyız. Tohumculukta başarılı olduk. Üretimde başarılıyız. Sadece tek problemimiz pazarı çözemedik. Pazar olayını bu ülke çözse bu ülkenin çiftçisi dünyada birinciliği eline alır, ben o kanaatteyim. Ama pazar sorunu çözemediler. Üreticiyi sürekli ticaretçiye dövdürüp duruyorlar. Tüketici de alamıyor marketten. Çünkü tarlada 5 TL’yken iken markette 45 TL oluyor. Ne tüketici alabiliyor ne de üretici para kazanabilir. Sadece parayı ticaretçiler kazanıyor.İşte bu geleneği ortadan kaldırabilirlerse buna da belli maddeler konursa inşallah ülkemiz çiftçisi açısından her konuda bir başarı elde etmiş olacağız” cümlelerine yer verdi.
Muhabir: HANİFE SARI
