Prof. Dr. Akbulut, bağ, bahçe, tarla ve orman gibi alanlara giderken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, çizme giyilmesi ve oturulacak yerlere açık renkli örtü serilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Ayhan Akbulut, KKKA hastalığının ilk kez 1944-45 yıllarında Kırım'da tanımlanarak "Kırım Kanamalı Ateşi" ismini aldığını, hastalığın 1956'da ise Kongo'da tanımlandığını ve "Kongo Hastalığı" adını aldığını, 1969 yılında ise bu iki etkenin aynı olduğunun anlaşılmasıyla hastalığa "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi" adı verildiğini belirtti. Prof. Dr. Akbulut, vaka ölüm oranlarının dünyada bazı bölgelerde yüzde 30'un üzerinde olabildiğini, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 4,7 olarak bildirildiğini ifade etti.

KKKA hastalığının genellikle insanlara kene tutunmasıyla bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Akbulut, ayrıca bulaş yollarının keneye çıplak elle dokunulması, keneyi uygun olmayan şekilde çıkarmak, virüs taşıyan hayvanların kanlarına ve vücut sıvılarına korunmasız temas etmek, KKKA hastalarının kan ve vücut sıvılarıyla da temas etmek olduğunu ve özellikle kenelerin uçmadığını ya da zıplamadığını, yalnızca tırmanarak vücuda tutunduğuna dikkat çekerek, bu nedenle bağ, bahçe, tarla ve orman gibi alanlara giderken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, çizme giyilmesi ve oturulacak yerlere açık renkli örtü serilmesinin önemli olduğunu kaydetti. (İHA)