En önemli tarım ürünlerinden biri olan ve dünyanın kayısı başkenti unvanıyla anılan Malatya’da, geçtiğimiz hafta yaşanan zirai don felaketi büyük bir ekonomik yıkıma yol açtı. Gece saatlerinde aniden eksi derecelere düşen hava sıcaklığı, kayısı bahçelerinde ciddi hasara sebep oldu. Binlerce dönüm kayısı ağacı, henüz çiçek açma ve meyve tutma dönemindeyken donarak zarar gördü. Bu felaket yalnızca üreticileri değil, hasat zamanı bu bahçelerde çalışarak geçimini sağlayan binlerce mevsimlik işçiyi de işsiz bıraktı.
Malatya’da kayısı üretimi, bölge ekonomisinin en önemli geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Yaklaşık 8 milyon kayısı ağacının bulunduğu kentte, her yıl binlerce ton yaş ve kuru kayısı yurt içine ve yurt dışına satılıyor. Ancak bu yıl, yaşanan zirai don nedeniyle üreticiler, neredeyse hiç ürün alamayacakları bir sezonla karşı karşıya.
BÖLGESEL İŞSİZLİK ARTACAK
Mevsimlik işçilerin çoğunluğu yazın kayısı hasadı, sonbaharda ise fındık, pamuk ve narenciye işlerinde çalışarak yıl boyu geçimini sağlıyor. Kayısı hasadının yapılamayacak olması, bu zincirin bozulmasına ve bölgesel işsizlik oranlarının artmasına yol açacak. Hem kayısı üreticileri hem de mevsimlik işçiler, yaşanan felaket sonrası devlet desteklerini dört gözle bekliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri ise bölgedeki hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, kısa sürede zarar oranlarının belirleneceğini ve gerekli destek paketlerinin hazırlanacağını bildirdi.
KAYISISIZ BİR YAZ
Malatya bu yıl, çiçek açan kayısı ağaçlarının baharda donduğu, mevsimlik işçilerin işsiz kaldığı, üreticinin umutsuzluğa kapıldığı zor bir yaz geçirecek. Ülke ekonomisi için de önemli döviz girdisi sağlayan kayısı ihracatında büyük düşüş yaşanması bekleniyor. Mevsimlik işçiler ise başka illere gidip farklı tarım işlerinde çalışmanın yolunu arıyor. Fakat işçi sendikaları, kayısı hasadının iptal olmasının, diğer bölge ve ürünlerde de işçi yoğunluğu yaratacağını, bu nedenle işçilerin iş bulmakta daha fazla zorlanacağını belirtiyor. Bu yıl Malatya ve bölgede yaşayanlar için yalnızca ekonomik değil, sosyal olarak da ağır bir sınav olacak.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
