Ankara Esnaf Çarşısı Başkanı Erol Babacan, bağlı olduğu çarşının sorunları ve taleplerini dile getirerek Malatya esnafını yakından ilgilendiren konular üzerine önemli açıklamalarda bulundu.

“BURAYI HAREKETLENDİRECEK BİR ŞEYLER YAPILMASI LAZIM”
Öncelikle Ankara Çarşısına yönelik yaşanan sıkıntıları ve çarşı esnafı olarak taleplerini dile getiren Ankara Esnaf Çarşısı Başkanı Erol Babacan, “Ankara Çarşısı gerçekten de şu an çok zor durumda. Çarşıda en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi de şu an müşteri sıkıntısı. Çoğu esnaf burada iş yapamıyor, evlerine bir ekmek götüremeyen insanlar var. Gerçekten emeklilikleri olmasa bu esnaf kardeşlerimizin hepsi çok mağdur olur burada. Çoğu ticareti bırakmak zorunda kalır. Depremden sonra da bir de çıkarcılık, fırsatçılık çoğaldı. 150 bandında olan kayısı şu an 500-600 bandında. Bir gün kurusu 250 bandındayken şu an 700-750 bandında. Yani olmayan şeyler oluyor. Yaşanmayan şeyler yaşanıyor. Bu da dışarıda gelen müşterimizi gerçekten çok etkiliyor. Ne yapabiliriz? Fırsatçıların önüne geçmek zorundayız. Yani devlet burada fırsatçılara gerçekten de engel olmalı, özellikle kayısıda engel olmalı. Biz Malatyalıyız biz kayısımızla ünlüyüz ama biz ne yapıyoruz kaysıyı fahiş fiyatlardan veriyoruz, verince de ne oluyor müşteri kaybımız oluyor, o da bize yakışmıyor. Ne yapabiliriz, uygun fiyatlandırmalıyız ürünleri. Bütün ürünleri kapsayan bir şekilde konuşacağım, bir market alışverişi için arkadaşlarımız buradan çıkıyorlar 4- 5 kişi Elazığ’a gidiyorlar. Oradaki 5 bin TL’lik alışveriş, burada 12-13 bin TL. İnsanlar hem geziyor hem ceplerinde para kalıyor. Bu yanlış. Artan bu fiyatlar gerçekten deprem bölgesinde yanlış. Bugün ekmek 12,5 TL, bu insanlar ne yiyecek? En basitini dün söyleyeyim size, belediye zabıtaları çıkmış bir yeri yağmalıyorlar. Bunun yerine siz, yerin sahibini çağırırsınız uyarınızı yaparsınız, sosyal medyayı oraya yaklaştırmadan güzel bir şekilde uyarınızı da, işleminizi de yaparsınız. Veya bu vatandaşa daha iyi bir yerde uygun bir şekilde bir yer ayarlarsınız. Derseniz "Abi senin burası sıkıntılı bir nokta. Seni buraya alalım. Orayı boşalt." Ankara Çarşısı’nda, burada bir sürü yer var. Gerçekten dükkanını açmayan bir sürü esnafım var. O esnaflarımın dükkanlarını açmasını istiyorum. Her zaman bunu dile getiriyorum. Bakın o insanlar orada mağdur oluyorlar. Mesela burada hiç manav yok, çevresi olan bir manavı en başa koysalar bir kasap olsa, burada bir fırın olmuş olsa, eczane olmuş olsa, elektriğin, suyun ödeme noktaları olsa, bankamatikler olsa burası daha hareketli bir nokta olur. Burası daha güzel bir nokta olur. Daha işlek bir nokta olur. Burayı hareketlendirecek bir şeyler yapılması lazım. En azından burada iş yapıyoruz dersiniz. Devletin gücü farklıdır derler ya postane getirdi. Postane yavaş yavaş oturmaya başladı burada misal. İkincisi de otobüs durağı istedik tanıtım maksatlı. Otobüs durağı olursa buraya fayda sağlar dedik. İnsanları buraya çekebilecek şeyler bunlar. Ama şu şartlarda hiçbir şey yok, boş. Çok basit dokunuşlarla çok harika bir şeyler yapabilirsiniz” ifadelerine yer verdi.

“ESNAFIN HEPSİ PATLAMA NOKTASINDA”
“Şu an buradaki esnafın hepsi patlama noktasında” diyerek sözlerine devam eden Erol Babacan, “Burada iş yapamayıp da fuarlara çıkan arkadaşlarım var. Evine ekmek götürmenin derdine düştü herkes. Ben kaysıcıyım, kayısıcıların hepsini bir araya toplansaydınız Ankara Çarşısı belki belediye yanındaki çarşıdan çok çok üstün olacaktı. Veyahutta yarısı oraya yarısı buraya verilseydi o da iyi olurdu. Ben tanıtım noktasında şunu söyleyeceğim, vatandaşlar burada birer resim çekerse Ankara Çarşısı diye etiket yaparsa sosyal medya hesabından paylaşırsa belki biraz daha hareketlenir burası. Ben hibe desteği almış bir vatandaşım. Hibe desteği ile ayakta kalan esnaflar oldu. Aldığım hibe zararımın bir kısmını karşıladı. Geçen 70 bin civarında bir sürü malım ziyan oldu burada. Bir rahatsızlık geçirince mallar sıcaktan ziyan oluyor. Kusura bakmayın kurtlu, çürük ürünü vatandaşa yediremem. Elimden geldiği kadar vatandaşa taze mal vermeye çalışıyorum. Kimsenin gücü yetmiyor depo kiralamaya. Kiralar aldı başı gidiyor. Kiracılara yardımcı olunması lazım. Şimdi Şire Pazarı’nda en kötü kira şu an 250-300 bandında olacak. Aylık 30-40 bin TL kira isteyecekler. Çarşı merkezde ağzını açacak adam 200 bin TL isteyecek. Kim tutabilecek? Serbest piyasanın zaten önüne geçemiyoruz. Ben şimdi gittim Şire Pazarı'na 300 bin TL’ye yer tuttum. İçine geçtim, oturdum, yani o parayı çıkartabileceğime emin misiniz? Buraya zor alıştık, git oraya tekrar alış, müşteriyi alıştır uzun bir zaman alacak. Herkesin işi çok zor bu saatten sonra, ne yapacağız biz de bilmiyoruz, Allah yardımcımız olsun inşallah” diye konuştu.
“ÇOK FAZLA TARTIŞMA YAŞANACAĞINI ÖN GÖRÜYORUM”
Esnafa teslim edilmesi planlanan dükkanlara yönelik de değerlendirmelerde bulunan Erol Babacan, “Bu sene normalde teslim edilip içine girmemiz gereken dükkanlarla alakalı hala şu an bir teslimat yok, hiçbir şey yok. Esnaf arkadaşlarımızın 4 -5 tane yeri var, ona bir tane iş yeri veriyorlar, o esnaf ne yapabilecek? Millet birbirine düşman mı olsun? Yıkıldığı şekil yapsalardı çarşıyı belki bugün bunu yaşamayacaktık. Şu an çarşıda 50 tane dükkanın eksik yapıldığı ile ilgili bir söylenti var. Bilmiyorum ne kadar doğru ne kadar yalan. Hatta Şire Pazarı içinde aynı kelimeyi kullandılar. O şekil olursa birçok insanın işi yaş. Gerçekten bu yüzden çok fazla tartışma yaşanacağını ön görüyorum. Deprem sonrası esnaf birbirine düştü diye bir söylenti çıkması gerçekten Malatya esnafı için çok güzel, hoş bir şey olmaz. Biz kardeşlik içinde, güzel bir şekilde işlerimizi halletmek için uğraşıyoruz. Ama şu şartlarda hiçbir şey yok” şeklinde konuştu.
“KAYISININ FİYATI ÇEYREK ALTINLA YARIŞIR DURUMDA ŞU ANDA”
Kayısı fiyatlarına yönelik de bilgilendirmelerde bulunan Erol Babacan, “Kayısımız şuan stokçuların elinde, açık ve net bir şekilde. Stokçular ne derse kayısı piyasası o yönde ilerliyor. Bugün herkes aynı pozisyonda. Kaysıya az bir şey zam gelsin, lokuma, diğer ürünlere hemen zam geliyor. Siz üreticisiniz, üretici. Tamam kayısımız yandı. 150 TL olan kayısımıza 300 TL demenin bir anlamı yok. Kayısıyı öyle bir ayarlamamız lazım ki 150 ise 250 deyin, 450- 500 bandına çektiğin zaman sen kaybedersin. Ben o müşteriyi kaybederim ama sen herkesi kaybedersin. Malatya'nın adını çıkartırsın, başka da hiçbir şey olmaz. Malatya'da kayısı yok tamam ama bu sene yok, seneye olmayacağını biliyor musun? Seneye iki katı belki üç katı olacak. Kuru sarı kayısı 600-700 bandında. Gün kursu 700 -800 bazı yerlerde 900 TL’yi buluyor. Kayısı çekirdeği toptan şu an 450 -500 bandında satışımız da 550 -600 bandında. Hemen hemen aynı çekirdek fiyatı ile kuru kayısı fiyatı. Kayısının fiyatı çeyrek altınla yarışır durumda şu anda. Yakında çeyrek ve gram altını geçecek. İl dışında kayısıya olan talep çok fazla. Talep oluyor ama kayısıda jumboya biz 700-800 bandında bir fiyat çekince müşteri diyor ki abi burada daha uygun. Biz kayısıyı yurt dışından ihraç ettik zamanında. Ama oranın kaysısı ile Malatya'nın Kaysısı bir değil. Geçen sene veya ondan önceki sene gönderdikleri kaysının hepsi tekrar geri dönüş yaptı. Nedeni de üründe bizim bayrağımız vardı, gelen ülkenin bayrağı olmadığından dolayı çıkış olmadı. Bu sene böyle bir şey yok, bu sene anlaşma yapmışlar ürünün geldiği ülkenin bayrağıyla bizim bayrak ürünün üzerinde yer alacak. Belki fiyatlarda inme meydana gelebilir, tam bilmiyorum, sarı kayısıda inme olur ama gün kurusunda ben sanmıyorum. Gün kurusu zaten birkaç güne kadar fiyatını alır gider. Yani en kötü kayısı emin olun çok yüksek değerlere çıkar. Belediyenin, İçişleri Bakanlığının bu konuya bir el atması lazım. Bütün depoların hepsine girip bütün kotayı incelemeleri gerekir. Eğer kota çoksa fiyat aşağı çekilebilir yoksa da ona göre önlem alınabilir. Eğer ki serbest piyasa derlerse o zamanda Malatya piyasası bu saatten sonra çok farklı yerlere gelir” sözlerini kullandı.

“ÇOK YÜKSEK FİYATLARDA MALI, ÜRÜNÜNÜZÜ SATMAYIN”
Son olarak esnafa seslenen Erol Babacan, “Çok yüksek fiyatlarda malı, ürününüzü satmayın. Uygun fiyat verin. Herkes alıp sizi tercih etsin, sizden vazgeçmesin. Onun yanı sıra iş yerlerinizi açın. İş yerlerinizi kapatmayın. İşinizi yürütmeye çalışın ki belli bir seviyeden sonra siz de gelinebilecek en güzel noktaya ulaşabilesiniz. Ama siz iş yerinizi açmazsanız, farklı yerlerde farklı işlerin peşine düşerseniz, farklı iş peşinde koşturmaya çalışırsanız da gerçekten kendi mesleğinizi yapamazsınız. Hiçbir şeye daha hazır olamazsınız. Ben demek istediğim arkadaşlar işyerlerini açsınlar, şükretmeyi öğrensinler. Şükredelim, öncelikle, şu depremden sonra çıktık. Ayakta kalmak için şükredelim. Şükredelim ki Allah bize versin. Aza kanaat etmiyoruz. Her şeyin daha iyisini istiyoruz. Yani bir şeyde yüzde 100 kazanmayalım. Yüzde 50-30 kazanalım. Sürüme bağlayalım. Halk her şeyi her yerde alabilsin. Mesela bin TL’yle 10 tane dükkan gezsin hepsinden bir şeyler alabilsin. Esnafa kredi verilmiş. Esnaf gitmiş altına sıfır araba çekmiş üstüne, arabasını değiştirmiş. Onu sana vermiş ki sen gidesin ürün doldurasın, ticaretini büyüteceksin. Ama sen kalkıp onu farklı yerlere harcayıp da ben şöyleyim, ben böyleyim dediğin zaman her zaman kaybeden sen olursun” cümlelerine yer verdi.
Muhabir: HANİFE SARI
