BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un  moderatörlüğünü üstlendiği, Gazeteci Berkman Dulcan’ın da katılım sağladığı “Haftanın Nabzı” programında bu hafta 6 Şubat 2023 depreminden sonra ortaya çıkan fırsatçılık ve denetim yetersizliği ele alındı.

Konuyla ilgili açıklamasına deprem öncesi ve sonrası kıyaslama ile başlayan Gazeteci Berkman Dulcan, “6 Şubat 2023 tarihinden önce biz normal ev kiralarını 2 bin- 3 bin TL, taş patlasın 4 bin TL civarında bir kira ödüyorduk. Ne olduysa depremle beraber birden 15- 20 bin TL’ye çıktı. Tamamen işi fırsatçılığa döküp insanların acısından yararlandılar. Özellikle deprem dönemi yeni inşaatlarda C40 olarak tabir ettiğimiz taş betonlar var, çevre illerde bin 200- bin 400 bandında satılırken TL olarak söylüyorum Malatya'da 2 bin 800 -3 bin civarında satılıyordu. O da yanı başımızda Mehmet Çınar'ın eski belediye başkanının, milletvekili Veli Ağbaba’nın beton  fabrikaları var, bu fabrikalar  deprem dönemi daha uyguna veremez miydi? Denetim, denetim mekanizması çöktü sebebini söyleyelim. Örnek veriyorum senenin bir tarihinde  sağlık sektöründe sorumlu olarak çalışırken, sağlık il müdürlüğünden denetime gelecekler, gelecekleri zaman telefon açıp  ‘biz  denetime geleceğiz’ diye  arayarak gelirlerdi. Bizim en büyük yaptığımız yanlış bu zaten. Arayarak denetime gelmek. Denetim adı üstünde yani habersiz yapılan bir şeydir. Şu an Malatya'da özel hastaneler var. Bu özel hastaneleri  haber vermeden bir denetlesinler. Marketlerimiz var, hiç haber vermeden bir denetlesinler bakalım neler çıkacak? Bu ülkenin, bu vatandaşın, kimin yani yetimin, öksüzün hakkını kim yiyorsa denetlensin, içeri alınsın, parti fark etmeksizin ama” ifadelerine yer verdi.

“HİÇ Mİ MALATYA'NIN SORUNU YOK?”

Malatya'nın sorununu mecliste Malatyalıların dile getirmediğini söyleyen Berkman Dulcan, “Bir kanalda Esenlikle ilgili bir konuşma gazeteciler arasında geçiyor. Esenliğin ne kadar zarara uğratıldığı ile ilgili. Orada bir tanesi aynen şunu söylüyor. ‘İyi de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısıydı, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba var mecliste. Yani Malatya Büyükşehir Meclisi'nde bunların meclis üyeleri var’ diyor. Oradan Şamil Tayyar şöyle bir açıklama yapıyor. Diyor ki ‘Veli Ağbaba bölgede dengedir.’  Şimdi bu çok şey anlatıyor. Nasıl anlatıyor? Şimdi bugün Veli Ağbaba’nın sosyal medya hesaplarına girelim, en sondan başlayarak geriye doğru gidelim. Onursal Adıgüzel’in içeri alınmasıyla beraber sesini ne kadar yükselttiğini görüyorsunuz veya Ekrem İmamoğlu'nun alınmasıyla sesini ne kadar yükselttiğini görüyorsunuz. Mecliste bir açıklama yaparken belgelerle nasıl konuştuğunu, nasıl şov yaptığını görüyorsunuz. Ama Malatya'ya gelince kayısı çiçekleri şenliği yapılsın. Malatya'nın sorunu kayısı çiçekleri şenliği değil. Bakın ben bunu iddia ediyorum AK Parti'nin birinci sıra milletvekili ne olursa olsun kim ne derse desin Bülent Tüfenkci değildir. AK Parti'nin birinci sıra Milletvekili Veli Ağbaba'dır. Veli Ağbaba bu bölgede AK Parti kazansın diye çalışıyor. Kendilerine bir milletvekili yetiyor. Kendisi milletvekili olduktan sonrası çok önemli değil. Ama Malatya adına ben son zamanlarda İl Başkanı Barış Yıldız'ın da çıkıp Malatya ile ilgili şöyle sağlam bir basın açıklaması yaptığı Malatya ile ilgili sesini yükselttiğine şahit olmadım. Hiç mi Malatya'nın sorunu yok? Hiç mi konuşulacak bir şey yok? Saadet Partisi Konya Milletvekili Malatya ile ilgili konuşuyor.  Yani Malatya'nın sorununu mecliste İyi Parti milletvekili dertleniyor. Saadet Partisi dertleniyor. Bizim kendi milletvekillerimiz özellikle AK Partililer zaten Malatya'nın bir sorunu yokmuş gibi görüyorlar” şeklinde konuştu.  

“AHDE VEFA GÖSTEREMİYORUZ”

“Biz ahde vefa gösteremiyoruz” diyerek değerlendirmelerine devam eden Berkman Dulcan, “Yani biz ahde vefa gösteremiyoruz. Geçtiğimiz günlerde Malatya'da özel bir hastanenin sahiplerinden birinin yeğeni, kendilerinden birinin çocuğu İstanbul'da intihar etti.  Orada telefonla arayıp ‘ya bir çocuğun intiharını girmek ayıp değil mi?’ diyen bir şahıs bir hafta önce evinde 17 yaşında bir çocuk yine intihar ederken o haberi okuduğunda eğer sana dönmüyorsa biz bunun artına adına artık vefa da demiyoruz, bu kaz gelecek yerden tavuk esirgememe olayına dönüyor.  Biz şunu sormuyoruz. Yani kimse yanlış anlamasın. Bu çocuğu intihara sürükleyen sebep nedir? Bu sebebin önüne nasıl geçebiliriz? Bizler bunun için ne yapabiliriz? Bakın çok acı bir şey. Malatya'da son 3 ay içerisinde 10’a yakın tek başına yalnız ölümler oldu ki daha geçenlerde 65 yaşında bir kişi daha vefat etti. Huzurevi yok. Konteyner kentlerde güvenlik var. Komşular var. Her ne kadar komşuluklar ölse de yaşlı bir amcayı haftada iki ziyaret etmek bu kadar mı zor? Yani bir çarşamba, bir cumartesi kapısına gidip bir eksiğin var mı demek bu kadar mı zor. Sosyal yaşlı hizmetlerimiz var. Yaşlı sosyal hizmetlerimiz varsa bu insanlar evde nasıl yalnız başlarına ölüyor? AK Parti'nin en fazla oy aldığı kesim neresi? Bizim yaşlı kesimimiz. Şimdi yaşlılarla ilgili bir bakanlık kurup yaşlılara bir bütçe ayırıp bakanlık gözetiminde bu nüfusu gözetmek biraz zor olabilir ama devletin de bunu yapması gerekiyor. Nüfus müdürlüklerine soracak olduğumuzda şu an evli çiftler için konuşalım. Yani bir evlenme çok geç oluyor. Evli çiftler en fazla bir çocuk yapıyorlar veya yapmıyorlar.  Bekar nüfus çok fazla.  Yalnızlaşma çok fazla. Bunun neticesinde de ilerleyen dönemlerde ruhsal çöküş başlıyor. Bu ruhsal çöküşle beraber insanlar birçok dijital platform üzerinden çok rahat yönlendirilebiliyorlar, akıllarına girilip algı oluşturulabiliyor ve bu algıyla işte Kahramanmaraş'taki veya Şanlıurfa'daki örneği verelim bir olay çıkıyor ki bunun ardından İçişleri Bakanlığı ve Bilişim tarafından 2 bine yakın hesap kapatıldı. Birçok kişi içeriye alındı. Biz nerede yanlış yaptık diyorsun? Biz tamamen hep söylediğim şey Çanakkale'den giremeyen düşmanın çanak antenden girmesiyle beraber izlediğimiz diziler, vesaire bizi bu yola sevk etti. İşin ilginç yanı bizler çocuklarımızdan çok uzaklaştık. Nasıl? Sabah saat 9, akşam saat 6 işte zaten anne baba eve geldiğinde çocuğun kendisinden uzak durması için veya çocuğuyla çok fazla muhatap olmamak için telefonu ellerine veriyoruz. Çocuğun ne izlediğini, neye baktığını, neleri kendisine örnek aldığını görmüyoruz” diye konuştu.

“TOPLUM YOZLAŞMAYA ÇOK MÜSAİT”

Toplumun yozlaşmaya ve bozulmaya doğru gittiğinin altını çizen Berkman Dulcan, son olarak şunları kaydetti: “Bizde çok sessiz bir muhalefetin yanında çok sessiz bir de sessiz toplum kuruluşları var. Sivil toplum kuruluşları değil, sessiz toplum kuruluşları. Bunlar her şeye susuyorlar. Bunların işi sadece oturmak, koltuklarında rahat etmek, etliye sütlüye karışmamak. Bir partinin arka bahçesi olmak, o partiye yalakalık yapmak. Yani biz ondan sonra diyoruz ki nerede yanlış yapıyoruz? Yani belediye başkanlarının, milletvekillerinin veya sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının görevi sadece seçildiği an o koltuğa oturmakla bitmiyor. Seçildiği an görevleri o dakika itibariyle başlıyor. Toplum yozlaşmaya ve bozulmaya çok müsait ve daha da bozulmaya doğru gidiyor. Gençlikten bir umudumuz var ama gençlik lütfen kendini geri plana çekmesin.  Dertlerini, sevinçlerini tanıdığınız dışında kimseye anlatmayın. Gidip tanımadığın bir adama derdini anlatırsan adam o dert üzerinden seni manipüle eder ve Şanlıurfa'daki gibi işte Kahramanmaraş’taki gibi hiç tasvip etmeyeceğimiz olaylar olur.”

TÜRKAN YILDIZ KAYA