Malatya’da 10 Mart 2025 Pazartesi günü Battalgazi’ de yabancı uyruklu bir işçi merdiven boşluğuna düşerek can verdi. Yine aynı gün Yeşilyurt’ta bir işçi inşaattan düştü.  11 Mart 2025 Salı günü de Akçadağ’da bir işçi elektrik akımına kapıldı. İlimizde yaşanan bu iş kazlarını değerlendiren A sınıfı iş güvenliği uzmanı Fatih Sezer hem uyardı hem de alınması gereken önlemleri sıraladı. 

2012 yılından beri neredeyse bütün sektörlerde A sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptığını belirten Fatih Sezer yaşanan kazalara yönelik, “TOKİ inşaatlarda taşeron firmalar işçi gönderiyorlar.  Bu tür yerinde dönüşüm ve büyük çaplı projelerde o birimde iş güvenliği uzmanları mevcut onda bir sıkıntı yok, işçilerin sirkülasyonu çok fazla. Bugün TOKİ’nin binalarının çatıları yapılacaksa sabah çatıcılar geliyor uzmanlar daha gelmeden işe başlıyorlar.  Herhangi bir tedbir de alınmıyor.  Yaşam halatı çekilmeden bu insanlar çatılara gönderiliyor. Bina içerisindeki tuvalet, havalandırma, asansör boşlukları kapatılmıyor. Kapatılsa bile bir tahta ile kapatılıyor ve tahtaya ihtiyacı varsa bir işçi onu oradan alıp kullanıyor ve tekrar açık hale getiriyor.  Merdivenlere geçici korkuluklar yapılmıyor güvenlik adına. Bina içine giriş alanı yer belirlenmeli üstüne sundurma çekilmeli üstten herhangi bir şey düşmesin diye o da yapılmıyor.  Binaya girmeye çalışırken yukarıdaki tuğlalardan veya kiremitlerden biri kafanıza düşebilir ve orada iş kazası geçirebilirsiniz.  Dağınıklık, aşırı hız söz konusu. Yani firmalar sizden acele iş bekliyor.  O yüzden iş güvenliği tedbirleri biraz daha geri planda kalmış. Çok yoğun bir çalışma ortamı var. Elektrikle çalışan cihazlar makinelere topraklama yapılmıyor.  Topraklama olmadığı için bir kaçak akım devresi de olmadığı için elektrik çarpma, şok kazaları meydana gelebiliyor, yük asansörlerinde de bu mevcut. Depremde kule vinçlerin devrilme olayları yaşandı onların da zemine sabitlenmesi, yükün ağırlığına göre ters tarafına ağırlık konulması gibi dinamik, statik deneyler, testler yapılmadan çalışılıyor. Bu tür vinçlerin personellerin maaşları çok yüksek daha düşük maaş verebilmek adına bu işten anlamayan insanları çalıştırıyorlar o yüzden bu şekilde kazalar meydana geliyor. En büyük problem işin acele edilmesi. Gelen taşeronların, işçilerin iş güvenliği uzmanı ile karşılaşmadan işe başlatılmasıdır. Bunun yanında inşaat alanı açıkta siz yoldan geçerken içinden geçebilirsiniz. Elazığ’da da bir inşaat alanına geçen hafta biri girdi asansör boşluğuna düşüp öldü, normal bir vatandaş. Güvenlik zafiyeti de mevcut gece bekçileri yok, varsa bile sadece kulübede oturuyor. Bu tür sorunlar yüzünden de birçok işçimiz hayatını kaybediyor ne yazık ki” ifadelerine yer verdi.

KALİFİYE ELEMAN BULMA SORUNU

İnşaat sektöründe kalifiye eleman bulma sıkıntısının da sorunlara yol açtığına değinen Fatih Sezer, “Göçmen personellerde geçici Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık numarası alanların sigorta girişleri yapılıyor. Buraya yerleşmiş, ikametgahları olan işçilerimiz mevcut.   Ama T.C. numarası olmayan göçmen statüsündeki işçileri de alıyorlar. Çünkü 2 sorun var. Birincisi kalifiye eleman bulma sıkıntısı diğeri kalifiye eleman çok yüksek ücretler istiyor bu şekilde herhangi bir vasfı olmayan kişilere daha düşük ücretlerle iş yaptırma durumu var ne yazık ki ülkemizde. Bir kalıpçı 3 bin günlük yevmiye ile çalışacaksa bin liraya herhangi bir vasfı olmayan yabancı uyrukluyu çalıştırabiliyorsunuz” şeklinde konuştu.

ASIL İŞİ ALAN YOK

İş kazalarında kanunların bilinmemesine de değinen Fatih Sezer, “Herhangi bir ölümlü iş kazası olduğu zaman kanunlarımız da yeteri kadar bilinmediği için ilk tutuklanan kişi genelde şantiye şefi ve iş güvenliği uzmanı oluyor. İş güvenliği uzmanı orada denetimi yapar, eksiklikleri bildirir, deftere yazar ama bizde hemen iş güvenliği uzmanı tutuklanır. TOKİ’nin inşaatını alan a firması b firmasına taşeron olarak vermiş, b firması da c firmasına taşeron etmiş, c firması da diğer kişilere taşeron etmiş, asıl işi alan yok onun altında 5-6 tane taşeron firma var muhatap olabileceğiniz kimse de yok. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da bu işin bir an önce   bitirilmesi için bir acelecilik var. Çünkü insanlar hala konteynerde diye onlar acele ediyor. İşçilerin birçoğu vasıflı değil gerekli önlemler alınmıyor ve her hafta bir tane işçimiz rahmetli oluyor ne yazık ki” diye konuştu.

“İNŞAATIN HER YERİ ÖLÜM TUZAĞI İLE ÇEVRİLİ”

 “İnşaat sektöründe şu anda ne yazık ki çok yüksek miktarda iş kazası var” diyen ve iş kazalarının önlenmesi adına alınması gereken tedbirlere yönelik konuşan Fatih Sezer, “Aslında inşaat alanında binlerce insan var; kalıpçısı, demircisi, çevre düzenlemecisi, duvarcısı, sıvacısı bir iş güvenliği uzmanı olarak hâkim olamazsınız zaten bu kadar insana o ortamda.  Önlem alamazsınız çok yoğun bir çalışma var düzensiz bir çalışma var, 24 saat çalışılıyor.  Adam acele ediyor bir şekilde bitirip öbür bloğa geçmeye çalışıyor.  İnşaatlarda iş güvenliği uzmanı bir işçiye 40 dakika süreyle ilgileniyor ayda. Ayda 40 dakika bir işçi için gidersiniz.  Ama bu tür inşaatlarda orada yerleşik düzeyde uzmanın çalışması lazım.  Sabah gidecek akşama kadar mesaisini yapacak.  Tek olmayacak biri belgelendirme yapacak, biri eğitim verecek, biri sahayı gezecek, biri şantiyedeki eksiklikler için hemen çözüm bulacak bir uzmanla olacak iş değil bu büyük bir ekip lazım.  Ölümlü kazaların yoğun olduğu 2 tane sektör var birincisi inşaat ikincisi maden ocakları.  Bu iki sektörün iş güvenliği mevzuatında farklı bir yerde olması gerekiyor.  Şu an bir özel hastane de çok tehlikeli sınıfta, bir inşaattaki de tehlikeli sınıfta ve bunlara verilen süre 40 dakika. İnşaatlardaki işçiye verilen süre 40 dakika olmamalı daha yüksek olmalı. Çünkü inşaata bakıyorsunuz her yer ölüm tuzağı ile çevrili. Binanın içine girerken kafanıza kiremit düşebilir, korkuluk olmadığı için ayağınız kayıp merdiven boşluğuna düşebilirsiniz, adım attığınız yerde bir havalandırma boşluğu vardır düşebilirsiniz, asansör boşluğuna düşebilirsiniz, iskeleye çıkarsınız iskele devrilebilir, çatıya çıkarsınız çatı ayağınız kayar yere düşersiniz.  Dinamitle patlatma yapılıyor taşlar kırılıyor, kırılan taşlar size gelebilir ve yaralanabilir veya ölebilirsiniz. Elektrikli bir cihaz kullanacaksınız kaçak akım devresi yok elektrik çarpar yine ölebilirsiniz.  Burada denetimin diğer sektörlere göre bambaşka bir düzeyde olması gerekiyor. Çok fazla sayıda 18,19,20 yaşında çocuklar var herhangi bir tecrübeleri yok iş bulamamış ‘yevmiyeler de şu şartlarda Malatya’da iyi, orada çalışayım’ diyor. İş bilmiyor ustaları da acele ettiriyor çünkü onların üstündeki taşeron da acele ettiriyor hemen bu binayı bitirelim öbür binaya geçelim diye.  Sonra evler teslim ediliyor evin kaloriferi çalışmıyor, su tesisatı bozuk, parkelerin altından su geçiyor, dolaplar iyi monte edilmemiş.  Teslimatta ta sıkıntı var, acele ediyorsun evi bir an önce vereyim diyorsun ailecek taşınıyorsun bu sefer de aylarca evi düzeltmek için uğraşıyorsun” cümlelerine yer verdi.

 

muhabir: HANİFE SARI