YEŞİL BAĞLAR, BEREKETLİ TOPRAKLAR VE MİSAFİRPERVER HALK
Evliya Çelebi, Malatya halkını
“mü’min, muvahhid, temiz inançlı, garip dostu”
olarak tanımlıyor. Türkler ve Kürtlerin bir arada yaşadığı şehirde halkın cömertliğine, yabancılara gösterilen ikramlara dikkat çekiyor. Şairler, ârifler ve gönül ehlinin memleketi olarak tanımladığı Malatya, ona göre adeta bir
“İrem Bağı”
dır.
BEREKETLİ TOPRAKLAR, ZENGİN MAHSULLER
Seyahatnâme’de Malatya’nın tarım zenginliği geniş yer buluyor. Kayısıdan armuda, elmadan ayvaya uzanan çeşitlilik; 7 bin 800 bağı ve 600 bostanıyla Aspuzu, dönemin en ünlü meyve bahçelerinden biri olarak öne çıkıyor. Evliya Çelebi, elma ağaçlarındaki meyvelere balmumuyla şiirler yazılıp padişaha hediye edilmesini
“açık bir sihir”
olarak nitelendiriyor.

ASPUSU VE PINARBAŞI’NIN ŞENLİKLERİ
Bahar geldiğinde halkın topluca Aspuzu bağlarına göç ettiğini belirten Evliya Çelebi, burada kurulan mesire alanlarını, camileri, medreseleri, dükkânları ve hamamları ayrıntılarıyla tasvir ediyor. Pınarbaşı mesiresini ise
“Isfahan’ın ünlü Çârbağı’na denk
” olarak övüyor; bülbül sesleri, saz fasılaları ve akan suların şenlendirdiği bu mekânı bir cennet köşesi gibi betimliyor.
TARİHTEN GÜNÜMÜZE UZANAN KÜLTÜR
1655’in Malatyası, Evliya Çelebi’nin kaleminde yalnızca coğrafi ve ekonomik yönleriyle değil, aynı zamanda kültürel yaşamı, gelenekleri ve halkın karakteriyle de gelecek kuşaklara aktarılıyor. Şehir, bugün olduğu gibi o dönemde de hem bereketli toprakları hem de sıcak insan ilişkileriyle anılıyor.
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
