Malatya Veteriner Hekimleri Odası 17. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın toplantı salonunda düzenlenen Genel Kurul’da tek listeyle seçime gidildi. Seçim sonrası Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan ve tekrar seçilen mevcut Başkan Ekrem Ayaz, önemli açıklamalarda bulundu.

Geçen yıl ağustos ayın sonunda Başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Ayaz, göreve gelir gelmez gündemde yer alan sokak hayvanlarıyla ilgili Türkiye’de bir ilk olma özelliği gösteren bir proje geliştirdiklerini söyledi.

“5 BİN CİVARINDA DİŞİ HAYVANI KISIRLAŞTIRACAKTIK”

Görevleri boyunca yaptıkları çalışmalardan bahseden Ayaz, “O projeye göre Malatya’da 21 pet kliniği vardı, o kliniklerin toplam kapasite raporlarını çıkarttık. Kaç tane hayvanı kısırlaştırabiliriz, 2 gün rehabilite etmek şartıyla kısırlaştırmadan sonra koordinatörlüğünü biz yapacaktık, denetimli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yapacaktı ve bunu da belediyeyle koordine halinde yapacaktık. Bir aksilik olmazsa toplamda yıllık 4 bin 500 ila 5 bin civarında dişi hayvanı kısırlaştıracaktık. O zamanın şartlarında belediye maliyeti de toplam 7 bin liraydı. Biz belediyenin böyle bir hizmeti, istihdam edeceği personel, yapacağı klinik veya ameliyathane giderlerini hesapladığımızda üstüne bir de mama giderlerini koyduğumuzda zaten bize verdikleri parayla biz o hizmeti onlara sunmayı planladık. O zamanki Tarımsal Daire Başkanımız ‘Çok güzel bir proje ama maddi kısmı bizi zorlayacak, onun için yapamıyoruz’ dediler. Bugün konuştuğumuz sokak hayvanları ile ilgili projemiz maalesef alındı. Akabinde de deprem yaşadık” şeklinde konuştu.

“BİZ SAĞLIKÇIYIZ”

Enkaz altında çıkan çok sayıda hayvanı tedavi ettiklerini anımsatan Ayaz, “Depremin 2’nci günü enkaz başında, sokakta arama kurtarma köpeklerinin patilerini temizliyorduk. Onların patilerindeki cam kırıklarını çıkartıp tedavi ediyorduk. Depremin 5’inci gününde sahra çadırını kurduk. Kurduğumuz sahra çadırında enkazdan çıkan yaralı kedi, köpek, sahibini kaybetmiş ya da sahibi tarafından bulunamamış hayvanların tekrar sahiplerine ulaştırılması konusunda faaliyetlerimiz oldu. O zaman Büyükşehir Belediyesinin karşısındaki Zabıta Müdürlüğünün yerini kullandık. İnsanlar o zaman kapalı ortama girmeye korkarken, biz orada bir ay boyunca ücretsiz hizmet verdik. Binlerce hayvanı tedavi ettik. Yüzlerce hayvanı sahiplerine kavuşturduk. Bu görevi biz Büyükşehir Belediyesi Elazığ Belediyesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yaptık. Arkasından meslektaşlarım darp edildi. Özellikle Ankara'da bir tane kadın meslektaşımızın darp edilmesi sonrasında ‘artık bıçak kemiğe dayandı, bizi de sağlık sınıfından sayın, biz sağlıkçıyız. Sağlıkçı olmamıza rağmen hiçbir haktan faydalanamıyoruz. Darp ediliyoruz, öldürülüyoruz’ dedik. Türkiye genelinde iş bırakma eylemine acil vakalar hariç bir gün Malatya’da iş bıraktık” ifadelerine yer verdi.

“KAYBOLAN ÇİFTÇİLERİMİZE HAYVAN VERİLDİ”

“Deprem zamanında meslektaşlarımızın yıkılan klinikleri için valilikle beraber biz koordineli olarak ‘Biz sıradan esnaflar değiliz” diyen Ayaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz halk sağlığını, hayvan sağlığı ve çevre sağlığına doğrudan ilgilendiren bir meslek örgütüyüz, bize öncelik tanıyın’ dedik. konteyner çarşılar kurulurken bizden fikir alınmadı. Çarşılar farklı yerlere kuruldu. İşlevsel olmadı. İşlevsel olmayınca da meslektaşlarımız çoğu konteynerlerde çalışmak istemediler. Ama yine de bir yılı aşkın süreyle orada hizmet veren hala da vermeye devam eden meslektaşları var. Tarım ve Orman Bakanlığının koordinesinde depremde enkaz altında kalan hayvanların tespiti konusunda kamudaki ve sahadaki meslektaşlarımız hasar tespiti yaptılar. En kısa zamanda bu alınan raporlar doğrultusunda hayvanları kaybolan çiftçilerimize hayvan verildi. Sütünü satamayanlar için yine koordine olduk. Süt Birliğiyle beraber sütleri toplamaya başladık. Yem alamayacak durumda olanlar için meslektaşlarım sırtında yem taşıyarak köylülere yem dağıttı. Bunlar hep aslında gözle görülmeyen şeylerdi. Biz bunların karşılığını alamadık, gelin görün ki bir takdir bile görmedik. Sadece bir olumsuzluk yaşamışsak mesela ‘Falanca gelmiş de siz mama vermemişsiniz’ gibi sözler aksettirildi. Biz mama veremeyiz ki, sonuçta biz Türkiye’den gelen mamaları dağıttık, çünkü biz de yardıma muhtaç durumdaydık. Biz sahra çadırında bu hizmetleri verirken, bütün Türkiye’deki meslektaşlarımızdan destek gördük. Ben bütün meslektaşlarıma tekrar çok teşekkür ediyorum.”

“ZOR ŞARTLARDA ÇALIŞIYORUZ”

Hiçbir zaman gündeme gelmediklerine sitem eden Ayaz, “Gelinin son noktada meslektaşlarımız yine maalesef sağlık sınıfından sayılmadı. Yıpranma payı yine alamıyor. Yıpranma payı pandemide gündeme geldi, işte sağlık çalışanları yolları açtılar, full oraya gittiler, şuraya gittiler. Biz yıllardır özellikle kırsal kesimlerde at sırtında insan ve hayvan sağlığını korumak için aşı yapıyoruz. Hiçbir zaman gündeme gelmiyoruz. Meslektaşlarımızın bindiği arabalar en yenisi 20 yıllık arabalarla sahaya çıkıyorlar. Kazaları atlatıyorlar, yaralanıyorlar, vefat edenlerimiz var. Serbest çalışan meslektaşlarımız aynı öyle. Zor şartlarda çalışıyoruz. Diğer kamu kurumlarında 20-30 yıllık araçlarla işe giden gördünüz mü? Bu sadece Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde vardır. Çok eski arabalarla işe çıkıyoruz. Bütün kamu kurumları yılda bir sefer araba ihalesi yapar. Kiralar ya da alır. Biz yıllardır eski arabalarla işe gitmek zorunda kalıyoruz. Bu da can güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Özellikle serbest çalışan meslektaşlarımız aynı zamanda hem taksicilik yapıyor hem eczacılık yapıyor hem de hekimlik yapıyor. 7/24 gecenin bir saati arıyorlar ‘çok acil bir vaka var gelin’ diyorlar. Bizim bazen insan olduğumuzu unutuyorlar. Makine olduğumuzu zannediyorlar. Gelemeyince de sitem ediyorlar. Her gün aynı performansı gösteremiyoruz” açıklamasında bulundu.

“BU SIKINTILAR HİÇBİR ZAMAN GİDERİLMEYECEK”

Yıpranma paylarının olmadığını söyleyen Ayaz, “Yeni dönemde de bunlarla karşılaşacağız. Bu sıkıntılar hiçbir zaman giderilmeyecek. Veteriner hekimlerin sıkıntılarının giderilmesi için dünyada uygulanan tek sağlık konseptinin ülkemizde de uygulanması gerekiyor. Veteriner hekimler ve beşer hekimler ortak bir paydaya hizmet ediyorlar ve onların aynı çatı altında toplanması gerekiyor. Çünkü biz 200 yüzerinde zoonotik hastalıkla uğraşan bir meslek örgütüyüz. Şu an soframıza hayvansal gıdalar olarak sağlıklı bir gıda geliyorsa, bunun üretim aşamasında tüketim aşamasına kadar her biz varız. Yani bizi sağlık sınıfından saymaları gerekiyor. Aslında sağlıkta temel taşı sayılan meslek gruplarından biriyiz fakat gelin görün ki öyle görünüyoruz. Bu kadar yıpranmamıza rağmen yıpranma payı almıyoruz. Maalesef erken emeklilik olayımız yok” şeklinde konuştu.

Muhabir: HÜSEYİN KOCAMAN