Lipödem; başta bacaklar olmak üzere zamanla kol ve kalçalarda görülen, ağrılı ve simetrik yağlanma ile karakterize kronik bir hastalık olarak biliniyor. Ancak uzmanlara göre sorun yalnızca yağlanmayla sınırlı değil. Özellikle diz eklemlerinde ağrı, hareket kısıtlılığı ve dejenerasyon riski lipödemli bireylerde belirgin şekilde artıyor.

GEÇ TANI GERİ DÖNÜLMEZ HASARLARA YOL AÇABİLİYOR

Prof. Dr. Karacalar, lipödem tanısının gecikmesi halinde diz sorunlarının daha ağır ve kalıcı hale geldiğini belirterek,

“Erken tanı konulmayan hastalarda eklem hasarı ilerliyor ve süreç geri dönülemez noktalara taşınabiliyor”

dedi.

MEKANİK YÜK DİZLERİ ZORLUYOR

Lipödemde bacaklarda oluşan yoğun ve simetrik yağ birikimi, diz eklemlerine binen mekanik yükü artırıyor. Bu durum zamanla dizlerde içe doğru yönelme (X şeklinde diz yapısı), ayak tabanı kemerinde çökme ve yürüyüş bozukluklarına yol açıyor. Diz içi yağlanmanın da bu tabloyu ağırlaştıran önemli faktörlerden biri olduğu ifade ediliyor.

KAS ZAYIFLIĞI SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR

Lipödemde “anabolik direnç” bulunduğunu vurgulayan Karacalar, kas güçlendirme sürecinin bu hastalarda daha zor ilerlediğini söyledi.

“Özellikle uyluk ön kasları ve kalça yan kaslarında zayıflık sık görülüyor. Bu durum dizde yanlış hizalanmaya, kıkırdak yumuşamasına ve eklem zarında iltihaplanmaya kadar ilerleyebiliyor”

diye konuştu.

Uzmanlara göre lipödemli hastalarda görülen diz ağrısı, hem iltihaplı yağ dokusundan hem de eklem kapsülündeki sorunlardan kaynaklanıyor.

KISIR DÖNGÜYE DİKKAT

Diz ağrısı nedeniyle fiziksel aktiviteden uzak duran lipödemli bireylerde hareketsizliğe bağlı kas kaybı ve kilo artışı daha da belirginleşiyor. Bu durum hem lipödemin ilerlemesine hem de diz problemlerinin kalıcı hale gelmesine neden oluyor.

“DİZ AĞRISI NORMAL DEĞİL”

Prof. Dr. Karacalar, lipödemli bireylerde diz ağrısının “normal” kabul edilmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Erken dönemde fark edilen lipödem; uygun egzersiz programları, manuel lenf drenajı, kompresyon tedavileri ve kilo yönetimi ile kontrol altına alınabilir. Bu yaklaşımlar diz sağlığının korunmasında kritik öneme sahip.”

TEDAVİDE YENİ YAKLAŞIMLAR

Tedavi sürecinde diz çevresindeki fazla yağ dokusunun alınmasının, dizin doğru hizalanmasına katkı sağladığını belirten Karacalar, kök hücre uygulamalarının da kıkırdak yenilenmesini destekleyebildiğini ifade etti.

“Kök hücreler eklem iltihabını azaltabiliyor, kan akışını ve eklem kayganlığını artırarak fonksiyonları iyileştirebiliyor”

dedi. Uzmanlar tedavi yaklaşımını şu şekilde özetliyor:

“İncelt – Şekillendir – Tamir Et – Güçlendir.”

Lipödemli hastalarda diz sorunlarının yönetiminde plastik cerrahi, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile ortopedi branşlarının birlikte çalışması gerektiği vurgulanıyor. Ancak uzmanlara göre lipödem tedavi edilmeden yalnızca dize yönelik girişimler kalıcı başarı sağlamıyor ve sorunlar tekrarlayabiliyor.

Doğru tedavi planlaması, kişiye özel egzersiz programları ve multidisipliner yaklaşımla diz ağrılarının azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkün görünüyor. (Bülten)