Mahalle mahalle gezilen çöp konteynerlerinden çıkan manzara endişe verici duruma geldi. poşetler dolusu ekmek, yarım bırakılmış yemekler, çöpe giden et ve bakliyat. İsrafın günlük hayatın olağan bir parçası hâline gelirken bu durum hem ülke hem de ev ekonomisini derinden etkiliyor. Peki yıllardır çözüm bulunmayan bu kanayan yaraya nasıl bir neşter atılacak? Konuyla ilgili Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Tüketici Danışmanı Ali Düzova, önemli açıklamalarda bulundu.

Uzun zamandan bu yana tüketici derneklerinde temsilcilik yaptığını hatırlatan Tüketici Danışmanı Ali Düzova, 1995’ten bu yana sürekli israfı gündeme getirdiğini söyledi.

“KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL”

“Dedik ki: ‘Ekmek aşırı derecede israf ediliyor, su israf ediliyor. Buna bir çare yok mu?’ diye merak ettik”

diyen Düzova

“Sonra bir baktık ki kimsenin umurunda değil. İsrafla mücadele için bir seferberlik başlatılması lazım. Bugün o kadar uzman, ekonomist, iktisatçı televizyonlarda anlatıyor. Peki kimse düşünmüyor mu: ‘Bu şekilde devam ederse, bu aşırı ekmek ve su israfının sonucu ne olacak, nereye gidecek?’ diye. Düşünen yok. Kimsenin umurunda bile değil”

diye konuştu.

“ÇÖPLER DOLU BULGUR, FASULYE, NOHUT, MERCİMEKLE DOLU”

İsrafın sadece Malatya’nın değil ülkenin genel bir sorunu olduğunu kaydeden Düzova şunları kaydetti:

“Bir de şunu söyleyeyim: Madem bu kadar sağlıktan şikâyetçiyiz, neden ekmeği çöpe atıyoruz? Sadece ekmek değil; kırmızı et, beyaz et, meyve, sebze. Aklınıza ne gelirse çöpte. Ben her gün mahalle mahalle geziyorum, çöpleri görüyorum. Bu sadece Malatya’da değil, ülke genelinde böyle. Hangi parka gitseniz, hangi çöpün başına gitseniz, köşede poşetlerle dolu ekmek bulursunuz. Bu bana göre çok tehlikeli bir durum. Üstelik her şey pahalı: Ekmek pahalı, et pahalı, gıdalar pahalı, giyim pahalı. Ama hepsi çöpte. İstediğiniz her şeyi çöpte bulabilirsiniz. Çöpler dolu bulgur, fasulye, nohut, mercimekle dolu. Bu bir eğitim meselesidir. İsrafla mücadele eğitime bağlıdır. Dinimizde de israfın günah ve haram olduğu belirtilir. Bunu biliyoruz ama uygulamaya gelince kimse ciddiye almıyor. Başta ev kadınları, erkekler, yani ailede herkes bu konuda yeterince bilinçli değil. Bu konunun okullarda, iş yerlerinde herkese anlatılması gerekiyor. Aksi takdirde bu iş çok zor.”

“YOK’ DİYORUZ AMA YİNE DE İSRAF EDİYORUZ”

Gıda israfının yanında ilaç israfının da yapıldığına dikkat çeken Düzova,

“Yok’ diyoruz ama yine de israf ediyoruz. İsraf, aile ekonomisini de ülke ekonomisini de batırır. İş yerleri de aynı durumda. Mevlitlere bakın, düğünlere bakın, taziyelere bakın, ne kadar ekmek çöpe atılıyor ne kadar pilav ne kadar içecek çöpe gidiyor. Bir gidip bakın. Düğünlerde, nişanlarda ne kadar pasta ve gıda çöpe atılıyor, görün. Ama kimsenin umurunda değil. Cezalar da olmalı. Kim gıdayı çöpe atıyorsa cezalandırılmalı. Su israfı da aynı şekilde. Gıda israfının yanında ilaç israfı da çok arttı. Bu da ciddi bir sorun ama yine kimsenin umurunda değil”

şeklinde konuştu.

“SU SIKINTISI YİNE OLACAK”

İsraf yapana ceza verilmesi gerektiğini dile getiren Düzova,

“Su konusunda da dikkatli olmalıyız. Yağmurlara aldanmayın; ‘Barajlar doldu, göller doldu’ demekle bu iş bitmez. Su sıkıntısı yine olacak. İnsanlar içme suyuyla araba yıkıyor, halı yıkıyor, kaldırımları yıkıyor. Hortumu açıp saatlerce suyu boşa akıtıyor. ‘Su bol’ diye israf etmek olmaz. Ceza konusunda kesinlikle ısrarcıyım. Cezası olmalı. Kim ekmeği çöpe atıyorsa tespit edilmeli. Gerekirse para cezası, hatta daha ağır yaptırımlar uygulanmalı. Çünkü aşırı israf, bir ülkenin çöküş nedenlerinden biridir”

söylemlerine yer verdi.

HÜSEYİN KOCAMAN