Duruş Medya’ya konuşan ayakkabı ustası Mehmet Çoban, 11 yaşında amcasının Bakırcılar Pazarı’ndaki ayakkabı imalathanesinde çalışmaya başladığını belirterek,

“İlkokulu bitirdim, ortaokula devam etmedim. Küçük yaşta çalışmaya başladım, ayakkabı üretme ve tamir etme konusunda çok hevesim vardı. Mesleğe olan ilgim çocukluğumdan geliyor”

dedi.

1993 yılında kendi imalathanesini açan Çoban, 2000 yılına kadar hem Malatya’ya hem de İstanbul’a ayakkabı göndererek üretim yaptığını anlattı. Ancak büyük fabrikaların çoğalması, üretimin başka şehirlerde artması ve modellerdeki değişimlere ayak uyduramamaları nedeniyle sektörün yavaş yavaş çöküşe geçtiğini ifade etti. 2005-2006 yıllarında ise ciddi sıkıntılar yaşadığını, bir zamanlar 20-30 paket deri alırken, artık tek bir kanat deriyi bile hesaplayarak üretmek zorunda kaldıklarını söyledi.

DEPREM FELAKETİ VE YENİDEN BAŞLANGIÇ

Çoban, Malatya’da yaşanan deprem sürecini ve mesleğine etkilerini şöyle aktardı:

“Depremde binamız yıkıldı, bütün malzememiz enkazın altında kaldı. Sıfıra düştük ama borcumuz yoktu. Devletimiz konteyner sağladı, KOSGEB kredisi aldık ve yeniden işimize başladık. Mest üretmeye devam ettik. İl dışındaki arkadaşlarımız destek oldu. Küçük adımlarla tekrar evimize ekmek götürebilecek duruma geldik.”

Çoban, üretim hevesinin azaldığını, günümüzde ayakkabı üretip pazarlamanın uzun bir süreç ve ciddi sermaye gerektirdiğini belirterek,

“Önceden 35-40 yıllık birikimle gelmiştik, şimdi sıfırdan yeni doğmuş bir çocuk gibiyiz. Şu an tek hedefimiz evimize ekmek götürmek”

dedi.

KALİTE VE USTALIK VURGUSU

Mehmet Çoban, ayakkabıcılıkta kalitenin ustalıkla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek,

“İyi ayakkabı yapan usta, işin ehli olmalı. Tıpkı ameliyat gibi; iyi doktor yaparsa güvenilir olur, ayakkabıyı da işin ehline yaptırmak şart. Kaliteli ayakkabı uzun ömürlü olur, ucuz ve çabuk bozulan ürünler ise ustalık eksikliğinden kaynaklanır”

sözlerine yer verdi.

Gençlerin işlerine ve aldıkları ürünlere özen göstermesi gerektiğini de vurgulayan Çoban,

“Bütçen 5 çift ayakkabıya yetiyorsa 6 çift alma, aldıklarına değer ver. Her işte olduğu gibi ayakkabıcılıkta da sabır ve emeğin karşılığını zaman verir”

dedi.

ÇIRAKLIK DÖNEMLERİ VE MESLEĞE DİSİPLİN

Çoban, kendi çıraklık dönemini anlatarak, ustalarından aldığı disiplin ve hayat derslerini paylaşarak,

“Biz ilkokul çağında çırak oluyorduk. Amcam haftalık 9 lira verirdi, bununla öğle yemeği ve ihtiyaçlarımızı idare ederdik. Yemek, çay ve çalışma saatleri ustanın belirlediği kurallara göreydi. O zamanlar gösteriş yoktu, herkes eşitti. Bugün insanlar çaya 150 TL veriyor, biz iki çay hakkımız vardı, fazlasını içemezdik. Disiplinli, sabırlı ve doğru çalışmak, başarıya giden yolun temelidir”

ifadesini kullandı.

GÜNÜMÜZDE ESNAFIN VE TÜKETİCİNİN DURUMU

Çoban, günümüzde küçük esnafın ve üreticilerin zorluklarını da şöyle özetledi:

“Küçük esnafta 1 TL kazanıyorsun, zincir mağazada da 1 TL kazanıyor, ama onların giderleri çok büyük. Vatandaş marka meraklısı. Bizim ayakkabılarımız da 6 ay-1 yıl dayanır, X markaları gibi, ama aynı değeri vermezler. İnsanlar, ürünlerine değer vermeli. Kaliteli iş her zaman kıymetlidir.”

USTALIĞIN ÖNEMİ VE ÖĞÜTLER

Mehmet Çoban, mesleğin sadece üretim değil, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu da belirterek,

"İyi usta, öğrencisine hem teknik hem de ahlaki değerleri öğretir. Mesleğe sevgi ve azimle yaklaşmak, sadece ayakkabı üretmek değil, doğru ve dürüst olmayı da öğretir. Bu hem işin hem de hayatın temelidir”

ifadelerini kullandı.

Malatya’da 40 yıldır ayakkabı tamirciliği ve üretimiyle uğraşan Mehmet Çoban, hem mesleğin kültürel bir miras olduğunu hem de zorluklar karşısında direncin önemini gözler önüne seriyor. Deprem ve ekonomik sıkıntılara rağmen mesleğini sürdüren Çoban, doğru iş, sabır ve ustalıkla yol alınabileceğinin canlı örneğini oluşturuyor.

Muhabir: HANİFE SARI