Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek kayısıya dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

“SADECE YERELDE KALACAK BİR OLAY DEĞİL KAYISI OLAYI”

Yaptığı açıklamada öncelikle kayısıda periyotlara göre düşüş yaşanması noktasına değinen Fevzi Çiçek, “Bu düşüşlerden aslında pazar payındaki düşüşlerden bahsediyoruz. Yoksa verimdeki düşüşler iklimle alakalı. Bir de şunu göz ardı etmemek gerekiyor, dünyada mesela ağaç başına verim 80-100 kg iken bizde yaklaşık 40 ile 60 kg. Ciddi anlamda bir düşük verimle de çalışıyoruz. Normalde kurulu kapasitemiz dediğimiz ağaç sayımız ve alanla orantıladığımızda şu an biz Malatya olarak ürettiğimiz açıkladığımız rekolte ihracatlarımız üçte bir kapasiteyle çalışıyoruz. Bu aslında biraz sıkıntı, bu verim açısından. Diğeri de iklim faktörleri işte ilkbahar geç donlarından ilkbahar erken yağmurları hastalıklar don, dolu nedeniyle kalite kayıpları vesaire her bölgede farklı sirayet ettiği için bu durum farklılıklar arz ediyor. Şimdi sizdeki bu verim maliyet yüksek, üretim maliyeti yüksek. Olası böyle iklim faktörlerine bağlı bir rekolte düşüklüğünde bu açılan pazarı bir başkası hemen oradan kapatmaya çalışıyor, sizden daha karlı, düşük maliyetle üretim yapan, o yıl rekoltesi düzgün olan. Şu an her ne kadar gerek kuru meyve, sebze sektörüne gerekse de FAO'ya gerçek rakamlar söylenmeyip tahmini diye açıklanan Özbekistan'daki kayısı miktar kuru kayısı miktarı Bu yıl 65 bin ton olarak söyleniyor. Eğer bu mantıkla baktığımızda, alan olarak baktığımızda işin faktörleri o zaman aşağı yukarı bizimle eş değerde ürün üretiyor. Kaliteyi göz ardı edersek sadece maliyet açısından, endüstriyel kullanım açısından bakarsak 1. derecede rakibimiz gibi gözüküyor. Bunun içerisinde Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan, İran bugün yaş kayısı üretimde Türkiye'ye ciddi anlamda rakip olan ve  yüzde 20'lere yakın bir pazar payına sahip olan bir ülkelerden bahsediyoruz. Bunları göz önüne almak lazım. Üretirken, üretim planlamaları yaparken de eğer yerel üretim yapıyorsak yerel piyasalara uluslararası piyasaya ürün üretiyorsak uluslararası piyasaları da takip etmek gerekiyor. Rakibimiz ne kadar üretiyor, hangi halde de üretiyor? Bizim pazar payımıza ne kadar ortak? Olay sadece yerelde kalacak bir olay değil kayısı olayı, onu ifade etmek istiyorum” ifadelerine yer verdi.

“ÜRÜNÜ SATACAĞIMIZ YERE BİZ ÜRETİM MATERYALİNİ SATIYORUZ”

Fidan satışlarından da kısaca bahseden Fevzi Çiçek, “Fidan satışlarımız hala devam ediyor maalesef. Yasal olarak bir engeli yoktur ama ben baştan beri söylüyorum bu Malatya Kayısı için olabilecek en büyük risk, en büyük tehlike. Biz yaklaşık 30 yılda kazandığımız sertifikalı fidan kültürünü biz 30 günde onlara teslim etmiş oluyoruz. Dolayısıyla onlar bizim 30 yılda yetmiş olduğumuz tecrübelerimiz onlar 3 günde elimizden teslim alacaklar ve bizden 30 yıl öne geçmiş olacaklar. Bu açıdan bile bakmış olsak çok ciddi anlamda önemli bir konu. Bir de her zaman söyleniyor efendim dış ülkelerden kayısı geliyor deniyor ama biz fidanını gönderiyoruz. Fidanlı gönderirken bu ürünler üretildiğinde bizim pazarımıza ortak olacağını bilmiyor muyuz? Bu riski de göz önüne almıyor muyuz? Şimdi dünyada biliyorsunuz 5556 sayılı Tohumculuk Yasası çıktı 2006 yılında. Çok ciddi bir tescile konu olacak, menşeiye bakılacak, ticareti kısıtlandı, ticareti yasaklandı, ülkeler arası gen transferleri yasak. Ama siz burada böyle bir şey her ne kadar yasal olarak bir engel olmamış olsa bile stratejik olarak buna müsaade edilmemesi lazım. Çünkü orada üretilen kayısı yarın benim pazarıma ortak olacak.  Olaya biz yerel, Malatya özelinde baktığımız için biz bu riski görüyoruz. Tabii ki bakanlıktakiler de görüyorlar ama olaya sadece ticari açıdan bakılıyor anladığım kadarıyla. Bir üretilmiş ürünü satacağımız yere biz üretim materyalini satıyoruz, tehlike bu. Yani adam bizden süt istiyor biz ineği veriyoruz” şeklinde konuştu.

Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT