Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, ağaçlarda sonbahar bakımı, toprak tahlilleri ve kayısı üretiminde yenilikçi politikalara gidilmesi hakkında Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulunarak çiftçiliğin artık iktisadi bir faaliyet olduğunu kaydetti. 

İklim değişikliklerinin her geçen gün etkisini daha fazla hissettirdiğini vurgu yapan Çiçek, Malatya’nın kayısı üretimine endekslendiği için ürün çeşitlenmesini gidilmediğinin altını çizdi.

“DAHA HASSAS DAVRANILMALI”

Ağaçlarda sonbahar bakımının nasıl yapılması gerektiği hakkında bilgi veren Fevzi Çiçek, “Yıllardır meyvecilikle uğraşıyoruz. Malatya’da yaklaşık 40-50 yıllık meyvecilik kültürü var. Artık çiftçilerimizin bu konuda gerek tecrübe gerekse de tarım takvimi açısından bu süreçleri bilmesi gerekiyor. Ama biz her seferinde bir hatırlatma babında bunları ifade etmeye çalışıyoruz. Her yılın birbirinden farklı özellikleri vardır. Ama bu yıl Malatya genelinde kayısı üretimi fazla. Bu yıl da geçmiş yıllara göre rekolte durumuna baktığınızda daha fazla bir meyve söz konusu oldu. Bu da ağaçlarımızın geçmiş yıllara göre fizyolojik olarak daha çok yorulduğunu gösteriyor. Bu nedenle bir önceki yıllara göre bu yıl biraz daha hassas davranılmalı. İçerisinde bulunduğumuz dönem, kayısı ağaçlarında, sert çekirdekli meyve türlerinde budama dönemi. Budama sadece dal çıkarmadan ibaret değildir. Şekil budaması, meyve budaması ya da hastalıklı kuruyan dalların çıkarılması, temizlenmesi gibi içerisinde birçok özellikleri arz eden bir durumdur. Bu nedenle özellikle üreticilerimizin daha teknik olarak bilinçli bir şekilde ne amacı güderek budama yaptığını bilerek mutlak suretle bu bakımı yapmaları gerekiyor. Akabinde de yine yoğun meyveden dolayı bitki besin elementleri açısından ağaçlarımız bir miktar güçsüz kalmış olabilir, doğru bir toprak tahlil yaparak doğru bir gübreleme rehberi çıkarıp ona göre bu uygulamaları yapmaları kaçınılmaz. Meyvecilikte çok uzun yıllara dayanan bir bakım gerekiyor. Bu yıl yapmış olduğumuz bakım çalışmaları önümüzdeki yılın meyve kalitesini, ağacın verimlilik ömrünü doğrudan etkilediği için bunları ihmal etmeden aksatmadan her yıl rutin olarak yapılmak zorunda. Bu yıla münhasır daha hassas davranılmak zorunda” şeklinde konuştu.

“YOĞUN OLARAK BİR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SÖZ KONUSU”

Toprak tahlillerinin önemine dikkat çeken Çiçek, “Çiftçilerimiz bize hangi gübreyi atmalıyız? Diye sorarlar, Biz de asla toprak tahlili yaptırmadan kesinlikle tavsiyede bulunmak istemiyoruz. Çiftçilerimizin de bu hassasiyete dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü sadece gübre atmak, ana bitki besin elementlerini takviye etmek yetmiyor, iz elementler konusunda da tahlil yapmak gerekiyor. Bu nedenle yapacakları her türlü bakımın amacı doğrultusunda hizmet edebilmesi için doğru bir tahlil ile yola çıkmaları gerekiyor böyle gereksiz bir maliyet gereksiz gübreleme ve gereksiz bakımdan kaçınılmış olunuyor. Bu hem üretim maliyetini düşürmesi açısından hem de yapmış olduğu masraflardan daha verimli bir sonuç alması açısından çok önemli. Bölgemizde yoğun olarak bir iklim değişikliği söz konusu. İklim değişikliğinin etkileri ile beraber daha öne hiç yaşamadığımız hastalıklar ve zararlıların popülasyonları, çeşitlilikleri arttı. Bu konuda da sonbahardan başlamak üzere zirai mücadeleyi aksatmadan bakımlara devam edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“PROFESYONEL ÜRETİCİ OLMALARI GEREKİYOR”

Tarım ile teknolojinin iç içe olduğunu kaydeden Çiçek, “Biz bu bölgede 50 yıla yakındır fiilen meyvecilik yapıyoruz. Üreticilerimiz hala toprak tahlili yapmak istemiyorlarsa, zirai mücadeleyi eksik yapıyorlarsa, yanlış budamalar yapılıyorsa burada bir sıkıntı var demektir. Çiftçilerimizin artık profesyonel bir üretici konumuna gelmiş olmaları gerekiyor. Bununda en doğru yolu teknik bir destek alarak işi sürdürülebilir kılmaktır. Tarım, teknoloji ile birebir bağlantılıdır. Dolayısıyla her geçen gün bilim ve ilim değişiyor, iklim faktörlerine bağlı olarak şartlar değişiyor bu nedenle çiftçilerimizin sürekli güncellenerek yeni şartlara göre çalışmaları, üretim yapmaları kaçınılmaz. Aksi halde yakın zamanda bütün dünyaya mal olmuş kayısı varlığımızı yanlış bakım, yanlış işlemler, ihmaller sonucunda kaybetme ile karşı karşıyayız. Unutulmaması gereken konu şu; dünyada kayısı üretiminde tekel değiliz. Bundan 20 yıl önce dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 85’ini biz karşılarken 2022 yılı FAO rakamlarına göre biz şu anda dünya kuru kayısı pazarının yüzde 53’üne sahibiz” diye konuştu.

“BU HASSAS BİR NOKTA”

Fergana Vadisinde üretilen kayısı ile birlikte Malatya kayısısının pazarının daraldığına vurgu yapan Çiçek, “Biz doğrudan tüketilen bir ürün üretmiyoruz. Endüstriyel bir ürün üretiyoruz. Yani ürettiğimiz ürünün ne şekilde nihai tüketiciye ulaştığı farklılıklar arz ediyor. Dolaysıyla Fergana Vadisi bizim için önemli bir pazar rakibi. Bugün 60-65 bin ton civarında kuru kayısı üretimleri söz konusu. Dolayısıyla çok ciddi bir popülasyonları var. Bugün FAO rakamlarına göre dünya kuru kayısı piyasası yaklaşık 165 bin ton. Rekolteye baktığımızda yaklaşık 110 bin tonunu biz üretiyoruz dolayısıyla her geçen gün pazarımız daralıyor, başka rakiplerimiz çıkıyor. Bu hassas bir nokta, biz artık doğrudan satış yerine nihai satış gibi yeni teknikler uygulamamız gerekiyor. Ayrıca bu kadar daralan pazar karşısında özellikle yeni bahçe tahsis edecek kişilerin toprak yapısı, yer yöney, olmazsa olmaz su kaynakları, işçilik maliyetlerini göz önünde bulundurmalılar çünkü tarım yoğun olarak iş gücü kullanılan bir sektör bunlarda göz önünde bulundurularak buna göre bir bahçe kurulması gerekiyor. Önümüzdeki süreçte bizi bekleyen en büyük tehlike bu” söyleminde bulundu. 

“BİZİM EN ZAYIF NOKTAMIZ BU”

Üretilen bir malın sahibinin o malı üreten üretici olduğunu söyleyen Çiçek, “Dünyanın birçok coğrafyasında kayısı üretimi söz konusu ama bizim konuştuğumuz kuru kayısı sektörü. O yüzden rakiplerimizi, üretim alanlarımızı hatta ürettiğimiz ürünleri pazarlarken de kuru kayısı olarak bakmamız gerekiyor. Sofralık kayısı kısmen sektörümüzde yer alıyor dolayısıyla bir üretim planlaması ile beraber bu kadar bir coğrafyanın neredeyse yüzde 80-90’ını teşkil eden söz sahibi olan bir üründe gerek çiftçi örgütlenmesi açısından gerekse de hükümet politikalarının planlaması açısından bir otoritenin olması gerekiyor. Bizim en zayıf noktamız bu. Her geçen gün dünya çiftçisi örgütleniyor özellikle gıda tedarikçileri gıda üretimi ve dağıtımı konusunda daha farklı oluşumlar var. Biz süreç içerisinde buna ayak uydurmazsak bir şekilde sektörden siliniriz. Şimdiye kadar kuramadık ama küçük ölçekli de olsa çiftçi kooperatifleri olabilir, çiftçi dernekleri olabilir ya da resmi tüzel kişilik olmasa dahi birlikte hareket etme modeli ile bu işi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Hasatla müteakip yaklaşık yüzde 40-50 oranında üretilen ürün el değiştiriyor, bir yerde stoklanıyor o yüzden çiftçilerin kendi içerisinde örgütlenmesi gerekiyor. Üretilen bir malın sahibi o malı üreten üreticidir. Kendi sahip çıkmadığı süreçte bir başkasından bunu beklemek doğru değil. Destek verilir, yol gösterilir, yardımcı olunur ancak bu alttan gelen bir oluşum olmadığı sürece sürdürülebilir olmaz” ifadelerine yer verdi. 

“KIYMETİNİ BİLMİYORUZ”

Yurt dışına fidan satmanın çok büyük bir yanlış olduğunu belirten Çiçek, “Yani süt satacağımız bir yere ineği götürüp teslim ediyoruz. Dolayısıyla üretim kaynağını teslim ediyoruz. Ürün satacağımız yere fabrikamızı teslim ediyoruz. Sonradan kalkıp dışarıdan ürün geliyor, pazarımız daralıyor demek şikayet etmek çok doğru bir yaklaşım değil. Gen transferleri çok önemli. Bütün ülkelerin üzerinde hassasiyetle durduğu bir yer. Anadolu gen kaynakları açısında çok mümbit bir bölge. Yaklaşık 4 bin 700 adet endemik bitkiyi barındıran bir coğrafyada yaşıyoruz. Birçok ülke bunu diğer ülkelere karşı ekonomik olarak üstünlük sayar ve gen kaynaklarını korur. Oysa biz hudayinabit dediğim kendi gelen olduğu için çok kıymetini bilmiyoruz. Bir başkasına veriyoruz. Ayrıca biz kayısı üretimine endekslendiğimiz için ürün çeşitlenmesine de gitmedik. Oysa iklim değişikliğinden bahsediyoruz her 50 yılda, bir coğrafyada ürün deseni değişir. Buna da hazırlıklı olmak gerekir. Ben 2002 yılından beri kayıt tutuyorum, 15 yıldır bin akımın altında biz kaliteli kayısı alamamaya başladık. Bizim bu bölgede yeni ürün desenleri oluşturma gibi çalışmalar yapmamız gerekiyor. Kayısı da tekeliz ama bu sonuna kadar ilelebet bizde kalacak değildir. Çünkü insan eli ile kontrol edilebilecek bir olgu değil. Su kaynaklarımız azalıyor, yağış rejimleri değişiyor, sıcaklıklar artıyor son 20-25 yıldır ciddi oranda sıcaklık artışları oldu. Geçmişte 105 günde hasat edilen ürünler bugün daha farklı bazen 125 güne çıkıyor, bu yıl haziran ayındaki ani sıcaklık yükselmeleri ile beraber randıman, kalite düştü. Bu da hem işçiliğin maliyetini artırırken hem de kaliteyi düşürüyor. Dünya tarımsal planlama yaparken artık 15 yıllık planlamalar yapıyor. 15 yılın sonunda tüketicinin alım şekli tercihleri değişiyor. Dolayısıyla biz hedef kitlelerin ihtiyaçlarına göre üretim yapmalıyız. Yani biz ürettiğimiz ürünü bir şekilde satarız mantığından vazgeçmeliyiz. Tüketici neyi hangi dönemde istiyor ona göre bir üretim yapmamız gerekiyor” diye konuştu.

“ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASI GEREKİYOR”

Son olarak tarımda gelişimin sağlanması için üreticinin de elini taşın altına koyması gerektiğini dile getiren Çiçek, “Biz hep doğrudan satışı tercih ettik, ucuz işçilikle bunu yapmaya çalıştık. Oysa artık badem endüstriyel ürünse nihai tüketiciye ulaşabilecek ürünlere dönmemiz gerek. Yani sadece paketleri küçültmekle bu iş olmuyor. Bu konuda biz coğrafya olarak şanslıyız ama değerlerimiz kullanamıyoruz. Ziraat Fakültesi var, Kayısı Araştırma Enstitüsü, tarım teşkilatları var biz bunları çiftçilerle entegre edip tarımda ciddi anlamda bir gelişim sağlamamız gerekiyor. Üreticinin de bu konuda elini taşın altına koyması gerekiyor. Çiftçilik artık geçmişte olduğu gibi sadece geçinmek için yapılan iştigal mevzusu değil iktisadi bir faaliyettir, iktisadi faaliyetlerde de bir planlama ve muhasebe söz konusudur. Yıllık maliyet, ciro nedir, kar marjı gibi hesaplar yapılmak zorunda” açıklamasında bulundu.

 

MUHABİR: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ