Malatya’nın tarım politikalarından imar uygulamalarına, iklim değişikliğinden kırsal alanlardaki yapılaşmaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, önemli açıklamalara bulundu. Konuyla ilgili yıllardır tarım arazilerinin korunması için mücadele ettiklerini belirten Çiçek, kentin önemli tarım alanlarının yapılaşmaya açılmasına karşı verdikleri mücadelede ciddi eleştirilerle karşılaştıklarını söyledi.
Malatya’da eleştiri kültürünün giderek zayıfladığını savunan Çiçek, kümes hayvancılığında görülen kendi kendini gagalama hastalığını örnek göstererek kentte yaşanan durumu bu hastalığa benzetti. Çiçek, “Bizim kümes hayvancılığında bir hastalık vardır. Kendi kendini gagalama hastalığı. Daha sonrasında ise sağlıklı hayvanlar o hasta olan hayvanın etrafında birikir ve hayattayken öldürmeye başlarlar. Malatya’da Kanibalizm (Mecazi anlamda bir toplumun kendi değerlerini, insanlarını, kurumlarını ve geleceğini kendi eliyle tüketmesi, birbirine zarar vermesi, toplumun kendi insanını tüketmesi ve değersizleştirmesi) hastalığı var. Üzgünüm ama şu an Malatya’da bu hastalık yaşanıyor. Ne söylendiğine bakılmaksızın kimin ne söylendiğine bakılıyor. Bunlar bir şey söylüyorsa art niyet vardır, itibar etmemek lazım manasına getiriliyor. Malatya’da bir sorun dile getirildiği zaman diğer tüm çevreler üzerinize geliyor” sözlerini kullandı.
TARIM ARAZİLERİNİN İMARA AÇILMASINA KARŞI ÇIKTI
2023 yılından bu yana tarım arazilerinin amaçları dışında kullanılmaması için mücadele ettiklerini belirten Çiçek, Kuzey Çevre Yolu’nun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Şeker Fabrikalarının kapatılmaması için verdiği mücadele nedeniyle sürgün edildiğini de dile getiren Çiçek, tarım alanlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Bostanbaşı’nın imara açılmaması için uzun süre mücadele verdiğini belirten Çiçek, bölgede 2 bin 800 dekar tarım arazisinin imara açıldığını ve bu alanların tarımsal niteliğinin korunması gerektiğini söyledi. Bu konuda mahkeme kararı aldırdıklarını ancak ziraat mühendislerinin sürece müdahil olması nedeniyle dönemin milletvekillerinden eleştiriler aldıklarını kaydetti. Çiçek, yaklaşık 6 bin 500 dönüm tarım arazisinin yola gideceğini, 35 bin dekar arazinin ise kontrol edilemeyecek şekilde imara açılacağını daha önce dile getirdiklerini belirterek, bölgede bin 970 hayvancılık işletmesi bulunduğunu ve et ile süt üretiminin de bu süreçten etkilendiğini ifade etti.
“KIRSAL ALANLAR VAROŞLARA DÖNÜŞÜYOR”
Kırsal alanlardaki yapılaşma ve planlama sorunlarına da değinen Çiçek, deprem sonrasında yapılan konutların çevresinde oluşan istinat duvarlarının vatandaşların tarımsal faaliyetlerini zorlaştırdığını söyledi. Kırsalda yaşayan vatandaşların yeni ahır ve ambarlara ihtiyaç duyduğunu belirten Çiçek, istinat duvarlarının bulunduğu alanların toprakla doldurularak yeniden kullanılabileceğini ve en azından müştemilat olarak değerlendirilebileceğini önerdiklerini anlattı. Çiçek, “Aksi taktirde özenle hazırladığımız, projesini çizdiğimiz alanlar bir süre sonra varoşlara, çadır kentlere döner dedik. Şimdilerde kırsala gittiğiniz zaman kimi, tuğlalarla kimi brandalarla kendilerine yerler yapmaya başladı. Planlamasını düzgün yaptık dediğiniz yerler şu anda tam da varoşlara döndü” ifadelerini kullandı.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAYISI ÜRETİMİNİ DE ETKİLİYOR
Bölgenin her 5 yılda bir şiddetli kuraklık yaşadığını belirten Çiçek, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. Kayısı yetiştiriciliğinde rakımın değiştiğini ifade eden Çiçek, “İklim değişikliğine bağlı olarak önceden bin 400 rakımda kayısılarımız varken şimdilerde ise 2 bin 500 rakımda bahçelerimiz var” dedi.
“TÜM ODALAR BİRBİRİMİZE DESTEK OLMALIYIZ”
Konuşmasının sonunda meslek odalarının birbirine destek olması gerektiğini vurgulayan Çiçek, tarım arazilerinin korunması, kırsal alanların doğru planlanması ve Malatya’nın tarımsal geleceği için ortak hareket edilmesinin önemine işaret etti. Çiçek, “Bu nedenle tüm odalar birbirimize destek olmalıyız” çağrısında bulundu.
HANİFE SARI
