Himayeye Muhtaç Yaşlılar, Çocuklar ve Kadınlar Dayanışma Derneği (HİMYAÇ-DER) Genel Başkanı Ece Budan, artık toplumsal bir sorun haline gelen çocuk çeteleri, şiddet, cinayet ve madde bağımlılığı hakkında Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.

“ÇOCUK ÇETELERİ BİLİNÇLİ ÇIKARILDI”

Adalet sistemindeki dengesizlikten dolayı çocuk çetelerinin bilinçli olarak çıkarıldığını söyleyen HİMYAÇ-DER Genel Başkanı Ece Budan,

“Çocuk çeteleri ülkemizin kanayan bir yarası. Çünkü içimizde ve dışımızda olan hainler bunu sistematik olarak ülkemizde denemeye geçirdiler. Bu çocuk çeteleri bilinçli çıkarıldı, adalet sistemimizdeki dengesizlikten dolayı.  Artık bu çocukların cezai müeyyidelerinin gözden geçirilmesi lazım. Bu çocukların ciddi cezalara çarptırılması lazım. Çünkü cezaların düşük olduğundan yararlanıp bu çocukları kullanıyorlar. İlla başımıza bir şeyler geldiği için adalet sistemimizde yenilikler yapmamız gerekmiyor. Bizim ülkemizde adalet sistemimiz gerçekten çökmüş durumda. Adalet konusunda ülke sınıfta kaldı diye düşünüyorum. Sayın Adalet Bakanı'ma buradan sesleniyorum. Lütfen çeteleştirilen bu çocuklarımızın cezalarını hafifletmeyin ki bu çocukları koruyalım. Bu çocukları düzeltebilecek hapishane değil de rehabilitasyon merkezlerinin ülkemizde çoğaltılması lazım. Çeteye karışmış çocuğu geri salıyorsunuz. Saldığınız bu çocuk zaten o çetenin elinde kukla olmuş. O çocuk niye birilerinin canını yakıyor, madde kullanıyor, alkol kullanıyor diye”

ifadelerine yer verdi.

“MADDENİN GİRMEDİĞİ EV KALMADI”

Madde bağımlılığını bir soykırım olarak nitelendiren Ece Budan,

“Madde bağımlılığı yıllardır var. Ama son zamanlarda çok hızla ilerleyen bir madde bağımlılığı var, maddenin girmediği ev kalmadı diye düşünüyorum. Bu işin eğitimi, ekonomik boyutu yüksek ailelerde yok masalı bitti. Eğitimlisinde de var. Eğitimli anne baba da kullanıyor. Eğitimli çocuk da kullanıyor. Eğitimsiz ailede de var. Anne babaların hepsi kullanıyor demiyoruz ama her eve girmiş. Ben bunun altını özellikle çizmek istiyorum, Ülkemiz üzerinde oynanan, içten ve dıştan gelen bu hainlerin bize kurduğu büyük bir oyun. Bu bir soykırımdır. Bunu çok net görüyorum. Eskiden işte kızlar içmiyor da erkekler içiyor deniyordu. Hayır, kızlar erkekleri düşürür pozisyona geldi. Ahlak çöküntüsü, aile birlikteliğinin bozulması, aile yapımızın çökmesi, çocuk yerine hayvan sevgisini daha ön plana alınması da bunu etkiliyor. Tabii ki hayvanları seveceğiz. Onlar, canlarımız. Ben de evimde hayvan besleyen bir insanım. Hayvanları da çok seviyorum. Ama bunları birbirinden ayırt etmeyen, beyinlerimizi farklı yerlere kanalize eden bir toplum haline getirildik ve hızla da ilerliyoruz. Çoğalıyoruz, normalleşmeye başladı bunlar. Onun için ben bunu bir soykırım olarak görüyorum. Buradan da bütün ailelere sesleniyorum, iyi davran, iyiliği, insanlığı, vicdanı öğret. Sevgiyi öğret. Sevgiyi vermeyen aileden çıkacak sonuç budur. Sevgiyi öğreteceksiniz. Maneviyatlarını düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayacaksınız. Maneviyat dedik mi gerici diyorlar. Sevgi dedik mi o ne diyorlar. Değişik bir toplum haline geldik. Biz Türk, Müslüman bir ülkeyiz ve bundan da her daim var olacağız. Olmaya da devam edeceğiz. Her ne kadar üzerimizde oynanan bu oyun olsa da içimiz yansa da elbet bir gün bunları bertaraf edeceğiz ama bizim temennimiz bu sayıların azalması”

şeklinde konuştu.  

“KİMSENİN TAHAMMÜLÜ KALMAMIŞ”

Madde bağımlılığının öne geçilmesi için yetkililere büyük görev ve sorumluluk düştüğünü belirten Budan,

“Hem kanun yapıcılar, hem siyasiler, hem sivil toplum kuruluşları, hem ailelere eğitim kitlemize çok büyük görev düşüyor. Eğitim çok önemli ama eğitim derken de bunu iyi değerlendirmek lazım. Gerçi günümüz koşullarında eğitimin de çok önemli olmadığını gördük. Bakkal dükkanından artık diplomalar alındığı için bu ülkede eğitimden konuşmak biraz sıkıntılı gibi geliyor. Onun için ben buradan tekrar tekrar sesleniyorum. Adalet Bakanımızdan çok rica ediyorum bir anne olarak, bir sivil toplum kurulu başkanı olarak ve bir Türk evladı olarak lütfen yasalarımızla ilgili ciddi bir çalışma yapın. Sonuçları acı olduktan sonra değiştirdiğiniz yasanın hiçbir ehemmiyeti yok. Madde ile ilgili cezaları artırın. Çocuk çeteleriyle ilgili cezaları artırın.  Şiddetle ilgili cezaları lütfen artırın. Dikkat ederseniz şiddete uğrayan kadınların büyük bir bölümünde ya madde ya alkol kullanımı yatıyor. Yani hiçbir canlı durup dururken birinin kafasını kesemez. Maddeyi, alkolü almayan, bağımlı olmayan hiçbir kimse yapamaz. Bunun önüne geçilmesi için cezaların ciddi bir şekilde artırılması lazım. Biz idam dediğimiz zaman bazen yadırganıyoruz.  Vatan hainlerini, tecavüzcüleri ve çocuklarımızı bu hale getirenlere gerçekten gerekenin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Toplum cidden iyi bir noktaya gitmiyor. Tabii ki burada da millet olarak, toplum olarak bizim de eksikliklerimizi gözden geçirmemiz lazım. Bu olumsuzluklara ekonomik nedenlerin de çok büyük etki ettiğini biliyorum. Ama ekonomik nedenlerin ilk etken olduğuna katılmıyorum. Bu çok önemli bir halk sağlığı sorunu. Psikolojik olarak değişik bir noktaya gitti toplum. Kimsenin tahammülü kalmamış. Kadına şiddetin had safhada olmasının en büyük etkeninin ahlak yapımızın ve ailelerimizden kopuşumuzun büyük etken olduğunu düşünüyorum. Aile birlikteliğimizden koptuk ama en önemli ve en büyük etkeni uyuşturucu, madde bağımlılığı, alkol  ve boş işlerle uğraşan insanların toplumumuzda çok fazla yoğunlaştığından ileri geldiğini düşünüyorum”

şeklinde konuştu.

“LÜTFEN BANA NE DEMEYİN, SESSİZ KALMAYIN”

Konuyla ilgili yapılması gerekenleri de sıralayan ve bu hususta toplumun her kesimine seslenen Ece Budan son olarak şunları kaydetti:

“Aslında bu konuda bir devlet politikası olması lazım. Çocuklarımızı kanalize edemiyoruz hiçbir yere. Spora kanalize etmiyoruz. Eğitim sistemimizdeki en büyük sıkıntı bu.  Biz çocuklarımızı spordan, sanattan, kültürel etkinliklerden kopardık.  Eğitim sisteminde ciddi bir yozlaşma yaşıyoruz. Milli Eğitim'in de bu konuda ciddi bir dönüş yapması lazım. Eskiyi çöpe atmasınlar. Eski sistem gerçekten bizim neslimizi iyi yetiştiren bizim neslimizi geleceğe daha modern, çağdaş bir ülke haline getirecek bir nesil yetiştiriyordu. Ama içimizdeki hainlerin yarattığı içinde oynadığı o oyunlarla boğuluyoruz şu an. Kadınlarımız da gençlerimiz de bunun için ölüyor. Ben buradan tüm ailelerimize seslenmek istiyorum. Lütfen çocuklarınızı takipsiz bırakmayın. Okullar açılıyor. Eylül ayında eğitimimiz başlayacak. Okulda çocuklarınızı takip edin. Arkadaşlarını takip edin. Çocuklarınızın nereye, kime gittiğini lütfen takip ederek onları kontrol altında tutun. Ama çocuklarımıza bunu söylerken baskı yapmayın. En büyük baskınız sevginiz olsun diyorum. Sevgisiz yetiştirilen bir çocuk topluma hiçbir zaman bir fayda getirmez. Ailesine de fayda getirmez. Özellikle de madde ile ilgili hem ilimizde hem ülkemizde ailelerin çok dikkatli olması gerektiğini önemsiyorum. Aklınızın almayacağı şekilde çocuklarınız bu alışkanlıklara maalesef ki bir şekilde düşürülüyor. Toplumun her kesimine şöyle seslenmek istiyorum, lütfen bana ne demeyin, sessiz kalmayın.  Benim başıma gelmez demeyin. Bir gün sizin evinize de böyle bir şey girebilir düşüncesiyle toplumda herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum. Umut ediyorum ki çocuklarımız, geleceğimiz için güzel yetiştirilen bir nesil olsun.” 

MUHABİR: HANİFE SARI