Söz konusu çalıştaya Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Fatih Güven, Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri Hasan Batar, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Malatya Kent Konseyi Genel Kurul ve Yürütme Kurulu üyeleri, Sivil Toplum Kuruluş Temsilcileri, muhtarlar, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, akademisyenler katılmıştı.

Panel kapsamında uzmanların ortaya koyduğu tespitler ve çalıştay masalarından gelen öneriler ile hazırlanan özet raporu şu şekilde:

HİZMET SEKTÖRÜNDE İYİLEŞME BEKLENTİSİ

Deprem sonrası yerinden edilen nüfusun önemli bir kısmı, hizmet sektörünün doğrudan hedef kitlesi olduğundan, talep daralması tüm sektör genelinde ağır bir ekonomik çöküşe yol açmıştır. Bu durum, hane halklarının gelirlerinde ciddi kayıplara neden olurken, kentin makro düzeydeki ekonomik dinamizmini de zayıflatmıştır. Özellikle küçük işletmeler, esnaf ve zanaatkârlar, dükkânlarının yıkılması ya da hasar görmesi nedeniyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmış; sigorta kapsamı dışı kalmaları ve hasar tespit-tazmin süreçlerinde yaşanan gecikmeler sebebiyle ayakta kalmakta güçlük çekmiştir. Göç eden nüfusun azalttığı müşteri portföyü ise bu işletmelerin yeniden açılma cesaretini kırmıştır. Şehir merkezindeki ticaret eksenli faaliyetlerin büyük zarar gördüğü bu süreçte, perakende satıştan yeme-içme sektörüne, kuaförden teknik servise kadar uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren işletmeleri korumak için Malatya Çarşı Projesi’nin ivedilikle tamamlanarak esnafa teslim edilmesi hayati bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.

Çözüm Önerileri

Depremden zarar gören esnaf ve zanaatkârlar için hızlı sigorta tazmin süreçleri ve düşük faizli yeniden yapılandırma kredileri uygulanmalı. Yerel esnafın ayağa kalkabilmesi için vergi ertelemesi ve kira desteği gibi acil finansal destek paketleri devreye alınmalı. Şehir merkezindeki ticaret aksını canlandırmak için “Malatya Çarşı Projesi” hızla tamamlanmalı, esnaflara ticarethaneleri teslim edilerek ticari hayat yeniden başlatılmalı. Hizmet sektöründe talep düşüşünü dengelemek için göç eden nüfusun dönüşünü teşvik edecek sosyal ve ekonomik projeler hazırlanmalı.

MALATYA’NIN EKONOMİK POTANSİYELİNİN HAREKETE GEÇİRİLMESİ

Malatya, Türkiye’nin nüfus açısından en büyük 28. kenti olmasına rağmen ekonomik sıralamada 62. sırada yer almaktadır. Şehrin sahip olduğu demografik ve stratejik avantajlara rağmen bu kadar geride olması, ekonomik kalkınmada ciddi bir planlama ve işbirliği eksikliğine işaret etmektedir. Şehirdeki siyasi irade, belediyeler, ticaret ve sanayi odaları, ticaret borsası ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir sinerji oluşturamaması, yatırımcı çekme konusunda büyük bir engel yaratmaktadır. Farklı kurumlardan farklı bilgiler alan yatırımcılar, şehirden uzaklaşmakta; girişimcilik potansiyeli olan Malatya bu enerjiyi harekete geçirememektedir. Oysa Türkiye’nin en zengin 100 iş insanının ilk 10’u içinde 5 Malatyalı yer almakta, ancak bu potansiyel doğru yönlendirilemediği için şehre katkı sağlanamamaktadır.

Çözüm Önerileri

Yerel yönetimler, iş dünyası ve STK’ların ortak bir ekonomik lobi konseyi kurarak yatırımcılar için tek elden güvenilir bilgi sağlayacak bir yapı oluşturulmalı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan büyük Malatyalı iş insanlarıyla Malatya Ekonomik Zirvesi düzenlenerek şehre yatırım yapmaları için teşvik mekanizmaları oluşturulmalı. Girişimcilik potansiyelini harekete geçirmek için kuluçka merkezleri, fon destekleri ve yerel girişimci ağları kurulmalı. Şehir, yalnızca kısa vadeli değil, 10–20 yıllık ekonomik kalkınma vizyonuyla planlanmalı ve bu vizyon tüm kurumlar tarafından benimsenmeli.

KONTROLSÜZ RUHSATLANDIRMA VE ESNAF ÜZERİNDEKİ BASKI

Malatya’da belediyelerin iş yeri açılışlarında önceden şartları belirlememesi ve kontrolsüz ruhsat vermesi, aynı sektördeki işletmelerin aşırı yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Düğün salonları, kafeler, marketler gibi benzer alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin peş peşe açılması, haksız rekabet yaratmakta ve birçok esnafı ekonomik sıkıntıya sokmaktadır. İşyeri ruhsat süreçlerinin doğru işletilmemesi ve birbirini tamamlayan sektörler yerine aynı tip işyerlerinin kontrolsüz şekilde açılması, yerel ticaretin dengesini bozmakta ve birçok işletmenin kapanmasına yol açmaktadır. Özellikle zincir marketlere (BİM, A101 vb.) kolayca ruhsat verilmesi, yerel marketlerin iflas etmesine neden olan önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır.

Çözüm Önerileri

Belediyeler, işyeri ruhsatlandırma süreçlerinde sektörel planlama yaparak aynı bölgede benzer işletmelerin aşırı yoğunlaşmasını önlemelidir. Mahallelerde birbirini tamamlayan sektörleri destekleyen ticaret çeşitliliği politikası uygulanmalı. Zincir marketlerin kontrolsüz açılması yerine, yerel esnafı koruyacak dengeli ruhsatlandırma sistemi hayata geçirilmeli. Ruhsatlandırmada, mahalle bazlı ihtiyaç analizleri yapılarak bölgesel planlamaya dayalı bir yaklaşım benimsenmeli.

TARIM VE HAYVANCILIKTA TERSİNE GÖÇ VE YENİ RİSKLER

Deprem sonrasında özellikle tarım sektöründe çalışan ailelerin önemli bir kısmı Malatya’yı terk etmemiş, gidenler ise kısa sürede geri dönmüştür. Hayvancılık yapan çiftçilerin günlük bakım zorunluluğu ve bitkisel üretim yapan özellikle kayısı yetiştiricilerinin ilkbahar döneminde tarımsal bakım yapma gerekliliği, bu tersine göçün en temel nedeni olmuştur. Bu bağlamda, tarım sektörü ve özellikle kayısı üretimi, deprem sonrası Malatya’ya dönüşü teşvik eden en güçlü alan olarak öne çıkmıştır. Pek çok üretici, resmi ikametgâhını başka illere aldırmasına rağmen tarım sezonu başladığında Malatya’ya dönerek üretime devam etmiştir. Hatta bazı üreticiler, sezon boyunca ürününü toplayabilmek için geçici olarak geri dönüp ardından yeniden göç etmektedir. Bu durum, resmi göç istatistiklerinin tarımsal üreticinin gerçek varlığını tam olarak yansıtamadığını ortaya koymaktadır. Depremle birlikte hayvanlarını kaybeden üreticilere yeni hayvan desteği sağlanmak istenmiş ancak hayvancılığın sürekli bakım ve ilgi gerektiren bir sektör olması nedeniyle birçok küçük aile işletmesi bu desteği kabul edememiş, üretimi bırakmak zorunda kalmıştır. Bitkisel üretimden farklı olarak ara verilmesi zor olan hayvancılıkta bu kayıp, sektör için kritik bir tehdit oluşturmuştur. Deprem sonrası ortaya çıkan bir başka önemli risk ise tarım alanlarında görülen hızlı betonlaşmadır. Şehir merkezindeki konut kaybı nedeniyle bazı ailelerin köy ve ilçelere yönelmesi, verimli tarım arazilerinin imara açılma baskısını artırmıştır. Bu süreç, hem mevcut tarımsal üretimi hem de Malatya’nın uzun vadeli gıda güvenliğini tehdit etmektedir.

Çözüm Önerileri

Tarım ve hayvancılık sektörünü güçlendirmek için özel teşvik paketleri oluşturulmalı; küçük aile işletmelerine yönelik uzun vadeli destekler sağlanmalı. Kayısı üretimini sadece hammadde olarak değil, katma değerli ürünlere dönüştürerek Malatya ekonomisine katkısı artırılmalı. Tarım arazilerinin betonlaşmasını önlemek için imar denetimleri sıkılaştırılmalı ve verimli topraklar koruma altına alınmalı. Göç istatistiklerinin tarım üreticisinin gerçek hareketliliğini yansıtabilmesi için sezonluk üretim bazlı veri toplama sistemi geliştirilmeli. Gençlerin tarıma yönelmesi için eğitim, bilinçlendirme ve girişimcilik projeleri hayata geçirilerek tarımsal üretim sürdürülebilir hale getirilmeli. (Bülten)