10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın temsilcileriyle İnönü Üniversitesi Yaşam Merkezi’nde bir araya gelen İnönü Üniversitesi Rektörü Nusret Akpolat, üniversiteye yönelik bazı önemli bilgilendirmelerde bulundu. Açılamasında Rektör Nusret Akpolat, gündeme taşınan sahte diplomalara ilişkin,
“Sahte diplomayı ortaya çıkaran üniversiteyiz. Başkası var mı diye geriye dönük tüm kayıtlarımızı analiz ettik. O kadar sinsice yapılan bir şey ki depremde vefat eden öğrencinin üzerine başka birinin kimlik bilgilerini aktararak diploma yapmaya kalkmışlar ve biz bu müdahaleyi dışarıdan sezince, görünce savcılığa suç duyurusunda bulunduk, listeyi çıkardık hemen YÖK'e bilgi verdik. Meğerki sadece bu iş bizde olmamış işte A,B,C üniversitelerinde de olmuş. Bu şekilde tetiği çeken kurum olduk. Bu anlamda da personelimizin dikkati sayesinde bu çözüldü. Kurum içinde biz hemen bir soruşturma açtık. Soruşturmanın sonuçlarını da savcılıkla paylaştık. Artık bilgi güvenliği çok önemli dedik, şu an üniversite dışından otomasyon sistemimize girişi engelledik. Özellikle e-devlet üzerinden girişi mecburi hale getirdik. Buna benzer güvenlik tedbirlerimiz artarak devam edecek”
ifadelerine yer verdi.

“ÜNİVERSİTEMİZİN YÜZDE 50'SİNİ KAYBEDERİZ DİYORDUK, YÜZDE 2'LERDE KALDIK”
Asrın felaketinde kentten ayrılan akademisyenlerin geri dönmesini de değerlendiren Rektör Nusret Akpolat,
“Medikal Onkoloji'de Hakan hocamız vardı, İstanbul'a gitmişti. İnşallah birkaç aya kalmaz gelip başlayacak. Yurt dışına giden hocalarımızdan Nefrolojide Hülya TaşkapanKanada'ya gitmişti, yakında gelip başlayacak. Buna benzer genel cerrahi de 3 hocamız İstanbul'a gitmişti. Onlar geldiler başladılar. Fatih Sümer hocam başta olmak üzere hocalarımız tekrar geri dönüyor. Biz depremden sonra üniversitemizin yüzde 50'sini kaybederiz diyorduk, yüzde 2'lerde, 3'lerde kaldık. Bu çok sevindirici bir şey. Hocalarımız üniversitelerini o kadar içselleştirmişler ki üniversiteyi o zor zamanda bırakıp gitmedi çoğunluk. Bu anlamda tüm hocalarımızın kurumsal aidiyetleri anlamında kendilerine teşekkür ediyoruz. Üniversitemiz 50. yılını bitirdi ve Türkiye'de de kuruluş sıralamasına göre 14. sırada kurulan bir üniversite. Yani 208 üniversitenin varlığını düşündüğünüzde 14. sırada kurulmak çok ciddi bir prestij aslında. Bu sıradan bir üniversite değil. O yüzden artık rüştünü ispat etmiş. İnönü Üniversitesi artık bir marka, lütfen, bu marka değerini koruyun. Rektör yanlış yapabilir, bir hoca yanlış yapabilir, kurumu yerin dibine batırmayalım. Kurumu yerin dibine batırırsak Malatya da batar. Malatya'nın bir değeri de batar. Malatya'nın bu marka değerini lütfen herkes korusun, bu hepimizin sorumluluğu”
şeklinde konuştu.
“AKLIN SESLE YAKIN OLMASI MALATYA'YI DAHA İYİ TANITIR”
Burada söz alan Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı ve BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın ise konuya ilişkin şunları aktardı:
“Evet, İnönü Üniversitesi bu şehrin markasıdır. Aslında bu şehrin İnönü Üniversitesi aklıdır. Medya da bu şehrin sesidir. Aklın sesle yakın olması Malatya'yı daha iyi tanıtır, Malatya'yı daha iyi anlatır ve daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum. Burada hep gelecekle ilgili pozitif, umut verici şeyler duyduk. Bizim basının da aslında geçmişten çıkıp bu nostaljiden, geleceğe bakması lazım. Gelecekle ilgili neler yapmamız lazım? Onunla ilgili planlama yapması lazım.”
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
