Malatya İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar’ın katılımıyla Akçadağ Ziraat Odası Başkanlığında Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Toplantısı yapıldı.

“DON AFETİNDEN DOLAYI EN BÜYÜK PAYI, EN BÜYÜK DESTEĞİ ALACAĞIZ”

Yapılan toplantıda Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, yaşanan zirai don afeti ve sonrasında üreticiye yapılması planlanan destekler ve hububat hasadı için konuşarak “Hep beraber Malatya’yız. Pandemi sürecinden sonra asrın felaketini yaşadık. Arkasında don felaketi yaşadık. Ama hamdolsun ki süreci en güzel şekilde bugüne kadar yürüttük, değerlendirdik. Bu süreçte Tarım İl Müdürümüzün çok büyük katkıları var. Doğal afetlerde, depremlerde, savaşlarda bu işin siyaseti olmaz. Siyaset o işten uzaktır. Çünkü burada mücbir sebepler ortaya çıkmaktadır. Bu vesileyle her birimiz çalışmalarımızı yaparken hiç kimse bizleri siyasetle eleştirmesin. Çünkü burada kanayan bir yara var ve arkasında güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Bu yaralar mutlaka sarılacaktır. Şimdi biz Malatya olarak tabii bu don afetinden dolayı en büyük payı, en büyük desteği alacağımızı biz biliyoruz. Çünkü en masraflı ürün kayısı ve en büyük afeti yaşayan il Malatya. Bugün biz artık tahılda da hasada başladık, arpaları biçiyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz daha henüz hasat başlamadan önce hazırlıklarını yaparak ürün alımına başlamıştır. Bu konuda deprem yılından itibaren Toprak Mahsulleri Ofisimizin çiftçimize bu kadar yakın bu kadar iç içe bu kadar sorunlarını bilerek davranmalarından dolayı Toprak Mahsulleri Ofisimizin Genel Müdürüne de ben Malatya'dan şükranlarımı arz ediyorum. Elbette ki bu Ülkede 85 milyon nüfus varsa, 40-50 milyon turist ziyaret ediyorsa ve çevremizdeki bazı ülkelerin de açlıkla savaştığını biliyorsak üretimi çoğaltmaya, üretimi hızlandırmaya zorunluyuz. Bu boynumuzdaki bir borçtur ve biz bunu bu şekilde de devam ettirmeye gayret edeceğiz. Şu anda biçerdöverlerimiz çalışıyor. Biçerdöver fiyatlarımızı da belirledik Malatya olarak,  düz arazilerde 165 TL dekar başına, engebeli ve sulu arazilerde 175 TL olarak biz belirledik ve Yazıhan ve Arguvan ilçelerimize hasat başladı. Şu anda hasatlarımız devam ediyor. Çiftçimize hayırlı, uğurlu olsun. Bol, bereketli bir yıl olsun inşallah. Daha önce mazot,  gübre, sertifikalı tohum desteği gibi destekler ayrı ayrı verilirken Tarım Bakanlığımız bunları birleştirdi ve ciddi manada da yükseltti. Şu anda eğer organik gübre de kullanırsa bir çiftçi bir dekar arpada, bir dekar buğdaydan alacağı destek dekar başına 800 TL'yi geçmektedir.  Şu anda 1’e 6 zaten devlet destek olarak veriyor. Yani 800 lira alıyorsanız zaten 6 teneke arpayı devletimiz size vermiş oldu. 1'e 6'yı devlet verdi. İnşallah 1'e 15 verirse 1'e 1'e 21 almış olacağız. Bu konuda emeği geçenlere ben teşekkür ediyorum. Artık suyun akarı tersine dönmüştür. Artık üretici yaşadığı mağduriyetleri, yaşadığı sıkıntıları kenara bırakacak. Bu köylü Milletin efendisiydi bundan sonra bu iklim değişikliklerinden sonra bu doğal afetlerden sonra bir daha bu köylü, bu çiftçi, bu milletin efendisi olmaya devam edecektir tüm konularda desteklerini alacaktır. Devletine bağımlılığıyla bu ülkede hiç kimseyi aç bırakmayacak şekilde üretime hız verecektir” ifadelerine yer verdi.

“MAKİNE EKİPMAN DESTEĞİ 5 YIL DAHA UZATILACAK”

Makine ekipman desteklerine ve hal yasasına yönelik de görüş bildiren Kılınç, “Makine ekipman desteğinde yüzde 50 hibelerin sonuna geldik ama Tarım Bakanlığımız tekrar 5 yıl daha uzatmaya gittiler, uzatacaklar. Bizler de Ziraat Odası başkanları olarak taleplerimizi ilettik. Bu makineler verilirken biz Malatyalıyız. Adım Malatya, soyadımız Kaysı. Kaysıda bize lazım olan alet ekipmanlarını istiyoruz. İlaçlama makinelerini istiyoruz. Rotavator dediğimiz kayısı ağaçların altını çapalama makinelerini istiyoruz. kayısı hasat makinelerini istiyoruz. Yani her ile aynı makine verilmesin istiyoruz. Her ilin bitkisel üretimine göre makineler verilsin istiyoruz.  İnşallah bundan sonra verilecek olan desteklemeler üreticimizin faydasına olacak.  Hal Yasası şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde. Allah'ın izniyle o da çıkacak ve çiftçimiz direkt ürününü hal pazarına götürüp komisyoncuyu aradan çıkararak direktmen esnafa ürünü satabilecek duruma geleceğiz. İnşallah bu afetlerden sonra çiftçimize hayırlı bereketli bir dönem bekliyor” şeklinde konuştu.

“BU SENE BİTTİ AMA SENEYE NE OLACAK?”

Malatya İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar ise yaşanan zirai dona yönelik yaptığı açıklamada: “İl müdürlüğü olarak, bakanlık olarak zaten bizler sahada her zaman üretimin, üreticinin yanında, bundan sonraki süreçte de her zaman olduğu gibi olacağız, olmaya da devam edeceğiz. Büyük bir don felaketi yaşadık. Bu don felaketi nedeniyle de tüm üreticilerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek istiyorum. Tabii bu don felaketi gerçekten ekonomisinin büyük bir kısmı kayısıya ve yahut da meyveciliğe bağlı olan bir ilde büyük bir sıkıntı oluşturdu. Ama inşallah üreticilerimizin asgari düzeyde en azından mağduriyetlerini gidermek adına bakanlık olarak, il müdürlüğü olarak gerçekten ilk saatten itibaren ne yapabiliriz, ne edebilirizin en ince noktasına kadar  ölçüp biçerek hareket ettik ve burada da yani yapılabilecek her şeyin yapıldığını özellikle ifade etmek istiyorum. Malatya’da donla birlikte gerçekten iç acıtacak bir görüntü hasıl oldu. Etkilenmemek elde değildi. Bununla ilgili de tüm çalışmalarımızı yaptık. Tamam, bu sene bitti ama seneye ne olacak? Dolayısıyla bununla ilgili de çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Tüm ilçelerimizde sizlerin destekleriyle, oda başkanlarımızın, ilgili sivil toplum örgütlerimizin de destekleriyle gerçekten yoğun bir katılımla çiftçi toplantılarımızı, eğitimlerimizi yaptık. En azından bundan sonraki çiftçilerimiz, üreticilerimiz ne yapsın, ne etsin, hangi ilacı, hangi gübreyi, hangi bakımı yapsın diye yönlendirme bu eğitim ve bilgilendirme çalışmalarımız tüm ilçelerde yapıldı. Halen de bu defa bahçe bahçe köy köy yapılmaya devam ediyor. İhtiyaç olması durumunda da her platformda, her yere de bu konuda arkadaşlarımızla gitmeye hazır olduğumuzu özellikle burada da ifade etmek istiyorum. Bununla ilgili tabii bir maddi bir kayıp söz konusu. Bununla ilgili ön hasar tespit çalışmalarımızı ilk gün belki bir hafta içerisinde tamamlamış olduk bakanlığa da bildirildi. Özellikle meyvecilik alanlarda yüzde 95-100'lere varan bir zararımız söz konusu. Hububat alanlarımızda da zararımız söz konusu. Dolayısıyla bunlar hepsi bildirildi. Şu anda da ödemeye esas cetvellerimizi hazırladık. Yani yüzde 90 oranda onlar da hepsi sistem üzerinden olduğu için tüm bu çalışmalarımızı bitirdiğimizde özellikle ifade etmek istiyorum. Eksik kalan cüzi bir miktarımız var 40-50 bin dekar bir alanımız var. Oradaki çiftçilerimizin kısa sürede mutlaka ilçe müdürlüklerimize müracaatlarını istiyoruz. Bir kişi bile olsa o bir kişinin bile mağduriyeti bizim için değerlidir. O bir kişinin bile mağduriyetini istemiyoruz. Tabii ki yani gerçekten büyük bir afet yaşadık. Arazilerimiz boş kaldı. Çiftçilerimiz bu süre içerisinde genelde kayısıyla, hasadıyla, bakımıyla ilgileniyorlardı. Bunlar hepsi gidince evet belli bir bakım falan yapıldı ama bu süreçte de ne yapılabilir ile ilgili de aslında çalışmalar yaptık. Bu kapsamda da ekstra projeler ürettik. İşte yine bakanlık destekli sebze fidesi dağıttık. Geçmiş yıllarda 900 bin civarında dağıtırken bu sene 1 milyon 852 bin sebze fidesi dağıttık. Bunun yanında 80 bin civarında çilek fidesi. Tabii sonbahar döneminde malumunuz 850 bin ton civarında buğday arpa tohumluğu. İnşallah yine hakeza bu ilkbahar işte nohuttur, fasulyedir, mercimektir bunlarla ilgili yaklaşık 170 ton civarında yine tohumluk üreticilerimizle buluşturduk. Sonbahar sezonunda da inşallah yapacağımız projelerle çiftçilerimizin girdiği maliyetlerine katkıda bulunmaya gayret gösteririz” diye konuştu.

 “DAHA FAZLA KATKIDA BULUNMAYA GAYRET GÖSTERECEĞİZ”

 “Artık üretim planlamasıyla ilgili bir süreç başladı” diyen Akar daha sonra yapılan desteklerden de kısaca bahsederek şunları söyledi: “Bu sürecin başlaması çok değerliydi ve bu sürecin başlaması şu anda özellikle desteklemelerle beraber çiftçimize çok büyük bir katkısı olduğunu özellikle ifade edeyim. Şimdiye kadar mazot, gübre birçok destekler birleştirildi ve destek 180 TL’yken şu anda 807 'ye çıktı bir dekarın desteği. Mesela bu buzağı desteği en fazla tüm şartları yerine getiren bir çiftçi 2 bin TL alırken şu anda 5 bin 700 alacak. Kuzu desteği benzer şekilde yüzde 100-500'e kadar birçok desteğimiz arttı. İnşallah önümüzdeki süreçte daha fazla çiftçimize, üretimimize katkıda bulunmaya bakanlık olarak gayret göstereceğiz. Tarımsal üretimin bugün dünyada en değerli bir üretim olduğunu, sektörün de bu konuda en değerli bir sektör olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Olmazsa olmaz sektör bana göre tarım sektörüdür, tarımsal üretimdir, gıda üretimidir. Dolayısıyla bu üretimi yapan bizim kıymetli el öpülesi çiftçilerimizdir. Bunlara biz ne hizmet yapsak, ne destek versek bana göre azdır. Daha fazlasını hak ediyorlar. Daha fazlasını da vermeye bizler de gayret göstereceğiz. Bizim hasat mevsimi özellikle hububatta başladı. Artık buğdaylarımız, arpalarımız peyderpey hasat ediliyor. Bununla ilgili bir biçerdöver kontrollerimizle ilgili biz arkadaşlarımızı eğittik. Arkadaşlar sahada o eğitimleri o kontrollerini, denetimlerini yapacaklar. Bizim bir tane kayba dahi tahammülümüz yoktur açıkçası. Bunun asgariye indirilmesi adına yoğun şekilde kontrollerimizi, denetimlerimizi yapacağız.”

“ÇEVREYE ÇOK BÜYÜK ZARARI OLUYOR”

 Son olarak Akar, anız yangınlarına değinerek şu uyarılarda bulundu: “Hasattan sonra zaman zaman bazen bilerek veyahut da farkında olmayarak çiftçilerimizde veyahut da sahada anız yangınları söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla zaten mantalite olarak da gerçekten anız yangınları her haliyle gerek çevre açısından olsun, gerek oradaki hayat açısından olsun gerçekten çevreye çok büyük zararı oluyor. Toprağın yapısını bozması, oradaki nemi alması nedeniyle çok çok büyük zararı var. Aynı şekilde orada gerçekten bir hayat var. Börtü, böceğiyle, kuşuyla, yılanıyla bir hayat var. O hayatın yok olması demek demektir. Dolayısıyla anız yangınlarıyla ilgili olarak da mutlaka çok dikkat etmemiz lazım. Çiftçilerimizin kesinlikle ama kesinlikle bilerek anız yangını anız yangını anızlarını yakmamaları ve bununla ilgili de mutlaka dikkatli olmaları lazım. Tekrar inşallah Rabbim bir daha böyle tabi afet yaşatmasın. Bundan sonraki süreçte de tüm çiftçilerimizin ürünlerinin ve kazançlarının bol ve bereketli olmasını diliyorum. Hepinize saygılarımı arz ediyorum.”

MUHABİR: HANİFE SARI