Malatya’da özel bir okul tarafından Psikolojik İyi Olma başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. Akademisyen ve yazar Prof. Dr. Mehmet Palancı’nın katıldığı konferans öğrenciler ve veliler tarafından yoğun ilgi gördü.
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Prof. Dr. Palancı, anne ve babaların çocukların hayatına çok fazla müdahil olduğunu vurguladı.
“ÇOK İÇ İÇE GEÇTİK”
Ruhsal hastalıkların artış gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Palancı, “Dünya tarihinde ruhsal hastalıkların oransal olarak en yüksek olduğu dönemdeyiz. Konforumuz yerinde, bilgi, görgü, kitap, defter, okul yerinde ama ne kadar arttığı sorusuna da bir cevap verilmesi gerekiyor. Çok iç içe geçtik. Anneler ve babalar, çocukların hayatının her anına eşlik ediyor. Her anına karışıyor, müdahale ediyor. Bu boşluk bize zarar verdi. Eskiden köy ve kasabadayken böyle bir vaktiniz yoktu. Çamaşır yıkarken, tarlada çalışırken, evi toplayıp kurutmalık yaparken çocuklarla bu kadar iç içe olma şansınız yoktu. Artık iç içeyiz ve çocuğun zihni buna uygun değil. O yüzden psikologlar durmadan çocukluğa iniyorlar. Çocukların hayatına çok müdahil oluyoruz. Tarihin hangi döneminde 6 yaşında bir çocuk akşama kadar birini dinler. Ben 2 saatten uzun konuşsam kimse beni dinlemez. Peki 6 yaşındaki çocuk arkadaşları ile rekabet ederek, annesini mutlu ederek, matematiği tam bilerek bir de dil öğrenerek günde 6 saat birini dinlemeye hazır mı? Bir çocuğun günde 6-7 saat çalışarak sınavda rakiplerini geçmesini bekliyorsunuz bu o kadar kolay bir şey değil. Kolaysa siz yapsaydınız” şeklinde konuştu.
“ESKİ ÇARŞI BUGÜNKÜNDEN DAHA İYİYDİ”
Malatya çarşısı hakkında da bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Palancı, “Günümüzde artık rekabet çok arttı. Artık sınav rekabeti ve okul rekabeti çok gelişti. Çocuklar hazırlıklı hale geliyorlar. Çalışmamayı savunmuyorum, tabi ki çalışacaklar ama okullarda okul gibi olmalıdır. Dünyanın çok farklı ülkelerinde binlerce okul türü gördüm. Okulda yüzme havuzu olmaz. Yüzme havuzu belediyenin konusudur. Okul çocuğunuzun eğlendirildiği yer değildir. Okul çocuğunuzun dans ettirildiği yer değildir. Bırakın bunları kulüpler, dernekler yapsın. Okul bilgi verir. Bu işi de kaybettik. Çok yanlış bir yere gidiyoruz. Okul çocuğa müzik aleti çalmayı öğretmez, okul çocuğa müzik bilgisi verir, resim, spor bilgisi verir. Okul, okul gibi olmalıdır ve dünya hızla buna dönüyor. Okul çocukların eğlendirildiği yer değildir, eğlendirmek belediyenin, valiliğin, şehrin, toplumun görevidir. Yeniden bir Malatya tasarlanıyor ben gezdim üzüldüm. Ayakta durmaya yer yok. Eski çarşı bugünkünden daha iyiydi. Cezaevi gibi ruhum karardı. Binalar tasarlanıyor adım atacak yer yok. Bütün Türk nüfusuna 340 metrekare arsa verdiğinizde bütün Türkler 340 metrekare alana tek katlı ev yaptığında bütün Türkler sadece Konya’nın eski Karaman ilçesine sığıyor. Türkiye’nin yüzde 94’ü boş. Ovalara yerleştik. Gittik Bostanbaşı’na yerleştik, başımıza yıkıldı. Beydağı’nın taban suyu orada. Her taraf dağ, taş, bozkır biz gidip bahçelerdeki ağaçları kesip bina yaptık sonra da niye yıkıldı diye düşünüyoruz ve tekrar yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUK HAREKET ETTİKÇE ZEKASI GELİŞİR”
Günümüzde çocukların serbest hareket edecekleri bir alanın olmadığını kaydeden Prof. Dr. Palancı, “Hareket etmediğin şeyi öğrenemezsin. Örneğin bir yemek tarifi versem yarın unutursunuz ama beraber yemek yapalım bir daha unutmazsınız. Çocuk hareket ettikçe, konuştukça zekası gelişir. Çocuklar doğdukları andan itibaren biz farklı gerekçelerle bunu kısıtlamakla meşgulüz. Okul sistemi dahil” dedi.
“KÖTÜ SİSTEM SİZDEN ÖĞRETMENLİK BEKLİYOR”
Son olarak her çocuğun farklı özelliklere sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Palancı, “Her 100 insandan 13’ü psikoloji ilacı kullanıyor. Şu an nüfusuna göre dünyada en çok tutuklunun bulunduğu ülkede yaşıyoruz. Nüfusuna göre en çok şiddetin yaşandığı ülkede yaşıyoruz. Bunun eğitime bakan tarafları da var, anne babaya bakan tarafları da var, şehirli olmayı becerememekten kaynaklanan tarafları var, toplu olarak birbirimizin dertleri ile dertlenememekten olan tarafları var, bireysel sadece kendini korumakla ilgili tarafları var. Değerli anne babalar her çocuğun hayata başladığı yer, düşünme hızı, algı ve öğrenme hızı, özgüveni, özyeterliliği, hafıza tipi, öğrenme oryantasyonu farklıdır. Bunları siz bilmek zorunda değilsiniz ama maalesef kötü ve köhne sistem sizden de öğretmenlik bekliyor. Bunu gidermeye talibiz” açıklamasında bulundu.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
