Malatya’nın en önemli medya temsilcilerinden biri olan Duruş Medya’ya özel açıklamalarda bulunan Vali Seddar Yavuz, konteynerlerin boşaltılma süreci, köy konutlarının teslimi, konut fazlalığı, ihalelere açılan soruşturmalar başta olmak üzere birçok konu hakkında önemli bilgiler paylaştı. 

“20 TANE KONTEYNER KENTİ BOŞALTTIK”

Yaptığı açıklamada öncelikle konteynerlerin boşaltılmasına değinen Vali Yavuz,

“2,5 yıldır deprem sürecinde devletimiz hiç kimseyi mağdur etmemiştir. Elindeki tüm imkanları sahaya seferber etmiştir. Biz elbette evleri teslim ettikçe anahtarlarını teslim ettiğimiz hemşehrilerimizi çıkartacağız. Fiilen hak sahibi olup konteynerde ekonomik sebeplerle kalanlar var. Dolayısıyla biz o ayrımı son derece dikkatli yapıyoruz. Boşaltmaları da öncelikle kira ödediğimiz yani özel şahıslara ait konteyner kentleri birincil olarak aldık. Çünkü biz mülk sahiplerine ciddi bir rakam ödüyoruz. Ekonomik sıkıntısı olanları başka bir konteyner kentte nakil edip o şekilde konteynerleri boşaltıyoruz, böyle 20 tane konteyner kenti boşalttık. Konteyner kentler bir yaşam alanı değil. Şu anda İkizce'de 6 bin liraya kira var artık. Bizim normalleşmemiz lazım. Dolayısıyla konteyner kentleri kalıcı bir yer gibi görmek böyle göstermek doğru değil. Belli bir konut arzına ulaştığımızda da tabii ki konteyner kentleri tasfiye edeceğiz, geçici iş yerlerinde olduğu gibi.  Biz konteynerlerin depolanabileceği alanları belirledik. Dolayısıyla Malatya özelinde söylemiyorum. Türkiye'nin her tarafı maalesef depreme maruz. Yani afet olabilecek bir ülkeyiz. Bunların bir ekonomik değeri var. Dolayısıyla konteyner kentleri boşalttıkça konteynerleri depolama alanlarımızda depolayacağız. İhtiyaç olması halinde tekrardan kullanacağız”

ifadelerine yer verdi.

“MALATYA'DA BİR DEĞİŞİKLİK OLDU DENİYORSA BU DEĞİŞİKLİĞİN TEMEL SEBEBİ SİNERJİDİR”

Malatya’nın toparlanması sürecinde STK’lar ve iş dünyası ile olan ilişkiler hakkında da konuşan Vali Yavuz,

“Şu ana kadar hiçbir STK'yla herhangi bir sorun, problem yaşamadım. Biz toplumun tüm kesimleri olduğu gibi STK'larla da iş dünyasıyla da hepsiyle koordine halindeyiz. Onlara özellikle bu bahsettiğimiz imar ve inşa faaliyetleri konusunu anlatıyoruz. Malatya markasının parlatılması konusunda kendilerine tavsiyelerimiz oluyor. Çünkü Malatya’da ticaretin başlaması buraların reklamının yapılmasından da geçiyor. Eğer Malatya'da bir yıl içerisinde bir değişiklik oldu deniyorsa bu değişikliğin temel sebebi sinerjidir. Hiçbir kişiyi, hiçbir kurumu dışarıda bırakmadan herkesle işbirliği içinde olunan, herkesin endişe etmeden buraya gelebildiği, sohbet edebildiği, belki istediğini alıp alamadığı tartışılır ama koşulsuz dinlendiği bir makam valilik”

şeklinde konuştu.   

“984 LOKASYONDA İNŞAAT YAPINCA HİÇBİR AKSAKLIK ÇIKMIYOR DESEK DOĞRU OLMAZ”

Konut tesliminde yaşanan aksaklıkları ve konut fazlalığını da yorumlayan Vali Yavuz,

“Şu an 984 lokasyonda kırsal inşaat yapıyorum. 984 lokasyonda inşaat yapınca hiçbir aksaklık çıkmıyor desek doğru olmaz. Neredeyse 16 bin 500'e yakın konut yapıyoruz. Buralara yeni baştan elektrik hatları çekiyoruz, yeni baştan kanalizasyon, su, bunlar köy yerleşim içlerinde yapılan yerler değil çoğu zaten yerinde dönüşümde biliyorsunuz yapılıyor. Son derece modern köyler kuruyoruz, dolayısıyla hiç problem olmadığını söylemek mümkün değil. Diyelim ki bir müteahhit çok hızlı çalışırken öbürü yavaş çalışıyor.  Bizim istediğimiz süratle işi beceremeyince tasfiye ettiklerimiz var. Ama şu var hedeften sapmış değiliz, kararlıyız. Süreci takip ediyoruz. Bir yüklenici işi yapamazsa feshettiyoruz. Yeni bir yükleniciyle yolumuza devam ediyoruz. İkaz yaptığımız var, şu kadar sürede bitir diye tebligat gönderdiğimiz var. Artık son noktaya gelmiş durumdayız. Binaların küçük işleri var, sonradan müracaat edenler var. Yani bu, dinamik bir süreç. Biz talep bazlı çalıştığımız için kırsalda bir konut fazlalığı olmayacaktır. Ama merkezde fazla konut arzı olabilir. Şimdi rezerv alanların dışında biz biliyorsunuz kırsalda hak sahiplerine konut yapıyoruz. Burada da yani şayet olursa bunlar sosyal konut olarak değerlendirilebilir. Elimizde istenmeyen konut söz konusu olursa veya fazla konut söz konusu olursa bunları yılbaşından sonraki süreçte yani bütün hak sahipleri bittikten sonra deprem, zelzele bitirdikten sonra sosyal konut olarak değerlendirmek mümkün olabilir”

diye konuştu.

“HESAP MÜESSESİMİZ BİZDE ETKİNDİR, KİM YANLIŞ YAPARSA BİR GÜN HESABA ÇEKİLİR”

İhalelere soruşturma açılması mevzusuna yönelik de bilgilendirmelerde bulunan Vali Yavuz,

“Bu bir afet, afette her şeyi evraka bağlamak mümkün olmayabiliyor. Yani bir afet yönetiyorsunuz. Afetin kendine has bir psikolojisi, bir yönetimi var. Bir evrak olup olmadığından bağımsız eğer kişiler kendisi veya üçüncü şahıslara bir menfaat temin ettiğine dair beyan, belge varsa bunlarla ilgili zaten devletin bir mekanizması var, müfettiş mekanizması. İlgili bakanlıkların hangi bakanlığı ilgilendiriyor ise müfettişleri vali tarafından yazılır, gelir müfettişler bakarlar. Eğer orada olması uygun olmayan, benzeri bir şüphe varsa bize rapor gelir. Rapora göre de karar verilir. Şimdi öteden bu yana mülk idare amirliği mesleği devletin bir kör kuruşuna dahi sahip çıkan bir anlayışı temsil eder. Biz kendi paramızı harcarken çok düşünmeyiz ama devletin bir kuruşunu harcarken 40 defa düşünürüz. Varsa bir aksaklık, eksiklik veriyorum, yarın çıkarsa yine veririm. Ama hızlı yapmak gerekiyor, hızlı yıkmak gerekiyor. Usuller çok önemli değil bizim açımızdan. Usul hatasını böyle zamanlarda çok aramamak lazım. Usule takılırsanız zaten ne enkaz kaldırabilirsiniz, ne insanlara bir bardak su verebilirsiniz, ne yemek verebilirsiniz. Bu olağanüstü şartların getirdiği konuları ayrı tutuyorum ama özelde eğer tekrar söylüyorum bu milletin tüy bitmemiş yetimin hakkını el uzatan kim varsa yargıya teslim ederim. Geldiğimiz günden bu yana da bütün anlayışımız hep aynıdır. Özü itibariyle hesap müessesimiz bizde etkindir, kim yanlış yaparsa bir gün hesaba çekilir, çekiyoruz da zaten. Bu konuda Sayın Cumhuriyet Başsavcımızla zaten görüşüyoruz. Söylediğimiz şu, biliyorsunuz bir eksiklik, noksanlık iletilsin biz gereğini yapalım. Ama dedikoduyla kurumları, çalışanları yıpratmak da hiç kimseye bir fayda sağlamaz”

cümlelerine yer verdi.

“BENİM BİRİNCİ KONSANTRASYONUM ŞEHRİN İMAR İNŞASI”

Malatya sporuna yönelik değerlendirmelerde de bulunan Vali Yavuz, şöyle konuştu:

“Mayınlı bir alan bu futbol ve spor alanı. Geldiğim günden beri benim birinci konsantrasyonum şehrin imar inşası ve özellikle depremin yani afetin yan etkileri olan psikolojik hatta zaman zaman da psikiyatrik etkileri. Buraya geldikten sonra dezavantajlı çocuklarla ilgili engellerle mücadele projesini başlattık. Şu anda 8 bin tane çocuğumuzla da özel ilgileniyoruz. Benim de beş çocuğum var. Hamiyim. 5 bin 600 hamimiz var. Dolayısıyla benim birinci konsantrasyonum şehrin imar inşası bir, kamu kurum ve kuruluşlarının rehabilitasyonu, binalarının yapılması, hizmet kalitesinin artırılması, vatandaş memnuniyetinin üst seviyeye çıkarılması, dezavantajlı sosyal grupların sorunlarının çözülmesi. Şimdi ben bu işlerin arasında Yeni Malatyaspor’a, Malatyaspor’a girdiğimde, bakın sağlıklı bir sonuç elde edemeyiz. O yüzden de günlük yaşamın normal akmasını sağladıktan sonra oturup biraz daha talihi diyebileceğimiz konulara yönelebiliriz. Sporseverler buna kızabilir ama benim önceliklerime göre daha tali bir konu bu. Şöyle düşünelim bir kulübün diyelim ki tahtasının açılması için ciddi bir miktar lazım.  Eğitim kurumu yapmak varken eğitim kurumu yapmak varken bir iş adamından neden buraya şu kadar ver diyeyim? Ver dediğimde mesela o yönetime halk ne kadar güveniyor? Sonuç itibariyle biz para işlerinden çok anlamayız ve para işlerini bilmeyiz. Zaten devlet adamlarının da parayla çok ilişkisi olmamalı. Dolayısıyla biz birine bir şey verdiğimizde yarın orada bir eksiklik, aksızlık olsa bütün fatura il valisi olarak bana çıkar.  Bizim şu anda birinci önceliğimiz tekrar söylüyorum şehri her anlamda kalkındırmak. Bunları görüşmedik diye söylemiyorum ortak bir zemin bulabilir miyiz diye de konuştuk, yani yapabilir miyiz diye Sami Başkanımızla, aktörlerle konuştuk bir kısmıyla ama şu anda Yeni Malatyaspor, Malatyaspor, Yeşilyurtspor gibi dikkatimizi dağıtacak yani asıl konsantre olmamız gereken yerden başka bir yere çevirecek, zaman zaman da bizi polemiklerin içine çekebilecek alanların dışında duruyorum açıkçası. Sporseverlerin beni anlayışla karşılayacağına inanıyorum. Futbol oynayan, futbolu da seven birisi olarak söylüyorum şu anda spor kulüpleri benim birincil gündemimi oluşturduğunda Malatya'da ben rolümü oynamakta zorlanırım. Dolayısıyla şuanda birincil aktif rolümü yapmak istiyorum. Daha sonra şehrin önderleri, kanaat önderleri, iş dünyası bir araya gelir ve yeni bir yol haritası konusunda bizden bir yardım talep ederse elbette bunun içinde oluruz. Bu konuda geri durmayız. Ancak bunun içinde bir konsensus oluşması lazım ki biz böyle bir şeyin içerisinde olalım.”

“3 BİNE YAKIN HANEYİ ZİYARET ETTİ”

Eşi Selda Yavuz’un gazi, gazi ailesi ve şehit aileleriyle sıklıkla gündeme gelmesini de değerlendiren Vali Yavuz,

“Biz yaklaşık 36 senedir ama ağırlıklı olarak 2004'ten bu yana gönülden gönüle diye bir proje yürütüyoruz. Bu proje özü itibariyle fakir, yardıma muhtaç, engelli, yaşlı, yatalak, şehit aileleri, gazi aileleri gibi aslında toplumun şefkatine, ilgisine bir ölçüde ihtiyaç duyan diyelim kitle grubuna yönelik. Malatya'ya gelince çoğunlukla eşim bu organizasyonu yaptı ve 3 bine yakın haneyi ziyaret etti. İyi bir sayı bu. Herhangi birinin sıkıntısı, sorunu olduğu zaman bana iletiyor. Biz de imkanlarımız ölçüsünde onlarla bu sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bu sadece Malatya'ya has bir uygulamamız değil bizim. Meslek hayatımızda bugün 100 bini aşan aile kapısını çaldık, bu bizi müthiş motive ediyor. Milletimizin hizmetinde, emrinde olmaktan hem ben hem de değerli eşim çok memnun. Yeter ki bir katkımız, hizmetimiz olsun, bundan da onur ve şeref duyarız”

ifadelerini kullandı.   

“MALATYA'DA OLMAKTAN MUTLUYUM”

Malatya hakkında kişisel yorumlarda da bulunan Vali Yavuz şunları kaydetti:

“Malatya'ya karşı öteden bu yana bir sempatim vardı. Bunun sebebi herhalde üniversite yıllarında gerek üniversitede gerek yurtta tanıştığım Malatyalılar oldu.  Malatya'ya daha önce 90'da, 2016'da geldim. Yemek konusuna gelince gastronomi konusunda oldukça güçlü bir şehir burası. Mesela kâğıt kebabı bana hitap ediyor, kiraz yaprağı sarmasını seviyorum. Fırında tava yapılıyormuş, ilk defa yedim, o da çok güzeldi. Biberleri közlemişlerdi, lahmacun vardı. O yüzden Malatya'da olmaktan, Malatya'nın mutfağında olmaktan mutluyum. Malatya'da engin bir kültür, tarihi bir birikimi olduğunu, kadim bir şehir olduğunu burada görüyorum. Bu kadim şehir niteliğinin korunması için de aslında çaba sarf ediyorum. Yani gayretlerimin temelinde bu şehrin niteliğinin kaybolmaması yatıyor. Hızımızın da aslında bir sebebi bu. Hızı normalleştirmek. Hızı normalleştirsek o kadim Malatya kültürü burada yaşar. Her geç kalınan gün Malatya'daki bu kadim özelliğine zarar verir. İnanın ne kendime ne aileme ayırabildiğim özel bir alanım olmadı burada. O yüzden bana deseniz ki, kaç defa şuraya gittiniz yemek yediniz, misafir hariç belki ailemle iki defa ancak yemek yemişimdir dışarıda, vakit olmadı. Biz gerçekten aşk ile çalışıyoruz. Bu meslekler atanmışlıkla yapılacak meslekler değil, adanmışlıkla yapılır. Dolayısıyla insanlar daha evlerine yerleşememişken şimdi dinlenemedik demekten utanırım. İşimize konsantre olduğumuzda, her bitirdiğimiz işte dinleniyoruz. Sadece polemiklerden hoşlanmıyorum. Ama onun dışında şunu söyleyeyim. ‘Yoruldum’ dersem zaten bırakırım. Yani bu meslek yorulmaya müsait bir meslek değil. Yorulmayacaksınız. Yani bir vali ‘yoruldum’ diyemez. Bu bir insanın hayatını, ömrünü milletine vakfetmesi gibi bir şey bu. Genel olarak söylediğim gibi milletimize hizmet etmekten onur ve şeref duyuyoruz. En önemlisi dediğim gibi insanların yüzündeki tebessümün sebebi olabiliyorsak, ne mutlu bize. O yüzden bunu dedirtmedikçe bizim yorulmamız hele hele depremzede bir insana ben yoruldum demek bizim hicap edeceğimiz bir şey. Öyle bir yorgunluğumuz yok çok şükür.”

“ÖNEMLİ OLAN DÜŞMEK DEĞİL, DÜŞTÜĞÜMÜZ YERDEN TEKRAR AYAĞA KALKMAK”

Son olarak Malatya halkına tavsiyelerini sıralayan Vali Yavuz şu cümlelere yer verdi:

“Büyük bir acı yaşadınız. Büyük kayıplar oldu. Anılarınızdan bir kısmınızı kaybettiniz. Eski Malatya'yı özlüyorsunuz. Bu gayet doğal. Ama bu nihayetinde bir doğal afet. Şimdi önemli olan düşmek değil, düştüğümüz yerden tekrar ayağa kalkmak, yaralarımızı sarmak, hep beraber ellerimizi, gönüllerimizi birleştirmek ve şehrimizi yeniden doğunun cazibe merkezi Malatya yapmak. Artık ışık göründü. İşin sonuna geldik. Moralinizi yüksek tutun. Devletimize güvenmeye devam edin. Bu devlet bugüne kadar hiç kimseyi yalnız bırakmadığı gibi bundan sonra da asla bırakmayacaktır. O nedenle umudumuzu her daim zinde tutalım ve birbirimizi sevelim. Son cümle Malatya markasına hepimiz artık sımsıkı sarılalım. Çünkü başka Malatya yok! Konutları teslim ediyoruz. İş yerlerimizi bitiriyoruz. Bundan sonra Malatya'yı ticari olarak da istihdam olarak da ayağa kaldırma zamanı geldi. O nedenle umutlarımızı her daim diri tutalım ve Malatya'mızı her yerde güzel anlatalım. Böylelikle de hem Malatya içinden hem de dışından özellikle komşu illerden çok sayıda hemşerimiz komşu illerdeki kardeşlerimiz de buraya gelsin, burayı ziyaret etsin, ticaret yapsın, konaklasın ve Malatya ekonomisi de bundan nasiplensin.”

Muhabir. SİNEM HATUN DAVUT- HANİFE SARI