Malatya Baro Başkanı Avukat Onur Demez, Malatyalı avukatların bu yıl 5 Nisan Avukatlar Günü’nü buruk bir şekilde karşıladıklarını ifade ederek avukatların yaşadıkları sorun ve sıkıntılara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Sözlerine Malatya’nın Adalet Sarayı’na olan ihtiyacını dile getirerek başlayan Baro Başkanı Onur Demez, “Bu yıl 5 Nisan Avukatlar Günü'ne buruk bir şekilde giriyoruz. Malatya’daki avukatlarımız, Türkiye'de en zor şartlarda görevini icra etmekteler. Bizler daha iyi şartlarda, daha iyi koşullarda mesleğimizi icra etmek isteriz ancak gelinen aşamada mesleğimizi doğru bir şekilde icra edebilmek adına gerekli şartlarımız hala oluşmadı. Elbette atılan birtakım güzel adımlar oldu ancak biz de bir an evvel bunların neticeye varmasını istiyoruz. Öncelikle adaletle ilgili meslektaşlarımızın, vatandaşlarımızın haklarını savunabilmesi, bu mesleği icra edebilmesi adına öncelikle bir Adalet Sarayı lazım. Adalet Sarayı olmadan bizim mesleği icra etmemiz söz konusu dahi değil. Sakat, kör, topal şekilde ilerleyen bir sistem olmaz. Bu nedenle bundan önce yapılan hataların bir daha yapılmamasını, Adliye Sarayının bir an evvel bitirilerek gerek hakimler gerek avukatlar gerekse vatandaşlarımızın bir an evvel burada görevlerini icra etmelerinin temenni ediyoruz. 2026 yılında bir aksilik olmazsa yeni binaya geçeceğinizi ümit ediyoruz ve bunu niçin bir gün dahi beklemeye sabrımız, tahammülümüz bulunmamakta” şeklinde konuştu.

“ADALETİN YERİNE ULAŞTIĞINI HİSSETMELERİ ADINA İSTİYORUZ”
Bölge Adliye Mahkemesinin Malatya'ya kurulması için büyük bir çaba sarf ettiklerini dile getiren Demez, “Bizim sadece bir Adliye Sarayı problemimiz yok, bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesinin kurulmasıyla ilgili verilen karar her ne kadar depremden önce verilmiş olsa da hala maalesef faaliyetine başlayamadı. Bununla ilgili yine Adalet Bakanımız tarafından 2 Mayıs'ta temeli atılacağı söylenen Bölge Adliye Mahkemesi'nin temelinin bir an evvel olmasını bekliyoruz. Bölge Adliye Mahkemesi bir an evvel temeli atılıp inşaatı bitirirse ilimizde kurulacak Bölge Adliye Mahkemesi mevcut deprem dosyalarının yargılamaları yerel mahkemelerde neticelendiğinde bir an evvel üst mahkemede neticelenerek vatandaşlarımız hakkına bir an evvel kavuşacaktır. Bu nedenle bir an evvel Bölge Adliye Mahkemesinin temelinin atılmasını da dört gözle beklemekteyiz. Bölge Adliye Mahkemesinin temelinin atılması da ilimizde sistemin tam anlamıyla işleyeceğini göstermemekte. Burada eksik bir nokta daha var, daha öncesinde Bölge Adliye Mahkemeleri kurulmadan önce Malatya'da Bölge İdare Mahkememiz görev yapmaktaydı ve bir Bölge İdare Mahkememiz vardı, bugün Bölge Adliye Mahkemesinin Malatya'da kurulması adına elimizden gelen tüm çaba ve gayreti göstermekteyiz. Fakat şunu belirteyim ki, bizler yeni bir hak talep etmiyoruz elimizden daha öncesinden alınan Bölge İdare Mahkemesinin, hakkımız olan Bölge İdare Mahkemesinin yeniden Malatya'da kurulmasını istiyoruz. Binlerce depremzede vatandaşımız, mağdur olan insanlarımızın bir an evvel haklarına kavuşabilmeleri adına istiyoruz. Bir an evvel o insanların da gerek maddi gerek manevi bir şekilde adaletin yerine ulaştığını hissetmeleri adına istiyoruz. Geç kalmış adalet, adalet değildir. Bizler istiyoruz ki o adalet bir an evvel ulaşsın, bir an evvel karara çıksın ve bu noktada bizler Bölge Adliye Mahkemesini talep ederken kendimiz için istemiyoruz, vatandaşımız için istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“EKONOMİK OLARAK DESTEKLENMEMEKTEYİZ”
Avukatların ekonomik anlamda da çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Demez, “Buradaki Bölge İdare Mahkemesi meselesi Malatya Barosu Başkanlığının meselesi değil, Malatya'da yaşayan vatandaşların meselesidir. O nedenle bizlerin bu denli sahip çıktığı, açılmasını istediğimiz Bölge İdare Mahkemesinde asıl olan vatandaşın istemesidir. Çünkü bu mahkeme Malatya'da kurulduğunda kısa bir süre içerisinde dosyalar karara çıkacak, hala davalık olan, yıkılmayıp ağır hasarlı mı, orta hasarlı mı, hafif hasarlı mı karar verilmeyen binalar açısından da bir an evvel hızlı bir şekilde hareket edilmesini sağlayacak. İşte bu nedenle gelinen aşamada şehrimizin bir an evvel ayağa kalkması gerektiğini söylerken şunu ifade etmek istiyorum ki, giden nitelikli insanlar bir an evvel şehrimize dönsünler ve bu sadece belli bir kitle içinde değil tüm şehrimiz için meslektaşlarımız içinde ekonomik olarak bir an evvel ayağa kalkabilmeleri adına bir umuttur. Bizim de beklentimiz şehrimizin bir an evvel ayağa kalkabilmesi. Bizler zincirin bir halkası olmamızdan dolayı ekonomik olarak çok ciddi bir şekilde sıkıntı yaşamaktayız. Bürolarımız yok, konteyner kentlerde yağmurda, karda, çamurda görevimizi yapmak zorundayız. İnsanların haklarını hukuklarını çiğneyemeyiz, onların bize emanet ettikleri hakkı yok sayamayız ve bu nedenle bizlerin de ekonomik olarak öncelikle ayağa kalkabilmesi için bu şehrin ayağa kalkması gerekmektedir. Bizler ekonomik olarak ciddi problemler yaşamaktayız, ekonomik olarak desteklenmemekteyiz. Adil bir şekilde dağılımdan sebeplenememekteyiz. Örneğin stajyer avukatların herhangi bir staj ücreti bulunmamakta, bu eşitlik ilkesine aykırı. Yargının 3 sac ayağı olan hakim, savcı stajyerlerinin bugün maaşı varken avukat stajyerleri maaş alamamakta. Kamu avukatlarımızın özlük hakkı hala verilmemekte. Sayıları o kadar az olmasına rağmen hala kamu avukatlarımızın hakları kendilerine teslim edilememekte. Tüm bunlarla birlikte açılan hukuk fakültelerinin sayısı ülkede her meslek branşında olduğu gibi avukatlık mesleğinde de sayıların giderek artmasına ve bu nedenle ihtiyaçtan fazla bir hukukçu yetişmesine sebep olmaktadır” diye konuştu.

“HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA KIYMET VERMELİYİZ”
Son olarak her geçen gün sayısı artan hukuk fakültelerine ilişkin de bir değerlendirme yapan Demez, “Açılan hukuk fakültelerinin sayılarına göre bir altyapı da oluşturulmadı fakat bunu oluşturmak aslında çok kolay. Yargının yükünü azaltmak adına bugün Türkiye'de maalesef Avrupa'nın en büyük adliyesini biz yaptık Çağlayan Adliyesi. Biz bununla övünemeyiz tam tersine bu yükü azaltıp yargıya gelen başvuruların sayılarını düşürmemiz lazım. Bununla ilgili olarak alternatif çözümle ilgili birçok uzlaştırma, arabulucu gibi faaliyetler devreye girdi. Örneğin noterde 50 bin TL'nin üstünde yapılan tüm sözleşmelerde bir hukukçu bulundurma zorunluluğu getirilirse gerek yargıya taşınacak olan dosya sayısı azalmış olacak gerekse de ekonomik olarak problem yaşayan avukatlarımız ekonomik olarak desteklenmiş olacak. Örneğin yine aynı şekilde tapu sicil müdürlüklerinde 100 bin TL üzerinde yapılan tüm imzalarda avukat bulundurma zorunluluğu geldiği takdirde yargıya yüzde 80 başvurunun azalacağı kanaatindeyiz. Çünkü başında bir hukuki müdahale olduğu takdirde hiçbir şekilde yanlış olmayacak ve neticesi itibariyle de yargının yükü azalmış, avukatların ekonomik durumu düzelmiş olacak. İşte bu nedenle adalete bugün Malatya'da ve özellikle deprem bölgelerinde her zamankinden daha fazla kıymet vermeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti kuruldu kurulalı, belki de bu günler adalete en fazla ihtiyaç olduğu günlerdir. Bu nedenle adalete bu kadar ihtiyaç varsa hukukçulara, avukatlara sahip çıkmak gerekiyor, avukatların sıkıntılarını çözmek gerekiyor çünkü avukatlar halkın sesidir. Eğer ki siz avukatın sesini keserseniz vatandaşın sesini kesmiş olursunuz” açıklamasında bulundu.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
