“Asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından geçen sürede, yıkımın en ağır hissedildiği iller arasında yer alan Malatya dikkat çeken bir toparlanma sürecine girdi. Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman’la kıyaslandığında, Malatya’nın yeniden inşa çalışmalarında önemli bir mesafe kat ettiği ifade ediliyor. AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan şehrin son durumuyla ilgili Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak, Malatya’nın neredeyse tamamlanma aşamasına geldiğini vurguladı. Babacan, yürütülen çalışmaların hızına dikkat çekti ve Malatya’daki yeniden yapılanma sürecinin diğer deprem illerine kıyasla daha ileri bir noktaya ulaştığını belirtti.
Malatya’nın inşa sürezine geç başladığını ve sıkıntılı ilerlediğini dile getiren AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, ilk depremin olduğu günden itibaren bazı noktalarda şehrin kendini anlatmak zorunda kaldığını söyledi.
“MALATYA’NIN DA İŞİ ÇOK FAZLAYDI”
“Gündem daha çok Hatay’da, Maraş’ta ve Adıyaman’daydı” diyen Babacan, “Bunun farklı nedenleri vardı; can kayıplarından yıkılan binaların görüntülerine, drone çekimlerine kadar pek çok unsur etkiliydi. Ancak Malatya’nın da işi çok fazlaydı. Malatya bir yandan bu meselenin ciddi mağduriyet yaşayan şehirlerinden biri olduğunu anlatmaya çalıştı, bir yandan da yıkılmayan ama yıkılması gereken çok sayıda bina ile uğraştı. Dolayısıyla ilk zamanlarda Malatyalıların serzenişte bulunduğu, sitem ettiği noktalar biraz da bununla ilgiliydi. Evet, belki şehrin idarecileri olarak bizler de dahil olmak üzere bu sürecin anlatımı daha farklı yapılabilirdi; ancak mesele tamamen buna bağlı değil. Çünkü Malatya, yıkılmamış ama yıkılmayı bekleyen binlerce bina ile uğraşan bir şehir. Hatay’da, Maraş’ta ve Adıyaman’da bu ölçekte bir durum yoktu. Bu da hem Ankara’nın hem de yerelde özellikle valiliğin çok yoğun bir performans göstermesini gerektiriyordu. İlk dönemlerde valimiz çalışıyordu; ancak henüz yeni atanmıştı ve sürece adapte olmaya çalışıyordu. Eski valimiz, şu an Antalya Valisi olan Hulusi Şahin görevden ayrılmış, yerine Ersin Yazıcı gelmişti. O da sürece intibak etmeye çalışıyordu. Biz de baktık ki bu işin hızlanması gerekiyor ve doğrudan sürece müdahil olduk. Çünkü süreçler, prosedürler ve bürokrasi içinde bu iş boğulursa Malatya ayağa kalkamazdı. Bu noktada hem mevcut hem de önceki valimize teşekkür ediyoruz; ancak özellikle Seddar Yavuz’un göreve gelmesiyle yıkımlar sistematik hale geldi, hızlandı ve devletin kararlılığı net şekilde ortaya kondu. Bu çok önemliydi” diye konuştu.
Malatya’nın kurtuluşunu rezerv alanda gördüklerini dile getiren Milletvekili Babacan, “Malatya’da diğer deprem şehirlerinden farklı bir yaklaşım benimsedik. Özellikle Malatyalı hemşehrilerimizin bilmesini isterim ki, şehir merkezi yıkılmış bir Malatya’da yerinde dönüşümle bu şehri ayağa kaldırmak mümkün değildi. Yerinde dönüşümün organizasyon, finansman ve hukuki yapısı, Malatya’nın merkezini vatandaşın kendi imkânlarıyla ayağa kaldırmaya yeterli değildi. TOKİ’nin yaklaşımı şuydu: Malatya’da yaklaşık 85 bin hak sahibi var. Şehrin doğu ve batı girişlerinde büyük alanlar belirleyip altyapıyı hazırlayarak konutları orada inşa etmek. Bu, devletin vatandaşa verdiği taahhüt açısından doğruydu; ancak şehri kurtarmazdı. Çünkü Malatya’nın temel sorunu şehir merkezinin yok olmasıydı. Hem konutlar hem iş yerleri hem ofisler gitmişti. Eğer merkezi yeniden ayağa kaldıramazsak, bu alanlar zamanla dışarıdan gelen farklı gruplar tarafından doldurulacak ve şehrin sosyolojik yapısı değişecekti. Bu da Malatya’nın kendi kimliğini kaybetmesine neden olacaktı. Sosyolojide buna ‘kompartımanlaşma’ denir. Yani şehir, farklı grupların ayrıştığı bir yapıya dönüşür. Ben buna biraz ‘Mersinleşme’ diyorum. Bu da sosyolojik açıdan çok sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle Malatya’nın kurtuluşunu rezerv alanlar üzerinden gördük. Hem şehrin TOKİ eliyle hızlı şekilde ayağa kalkmasını hem de Malatyalıların kendi mahallelerinde yaşamaya devam ederek kültürel ve sosyolojik dokunun korunmasını hedefledik” ifadelerini kullandı.
Rezerv alanlar konusunda çok ısrarcı olduklarını belirten Milletvekili Babacan, o dönemde gerek Mehmet Özhaseki gerekse daha çok Murat Kurum ile neredeyse her hafta görüştüklerini hatırlattı. Sürekli yeni alanların rezerv kapsamına alınmasını talep ettiklerini söyleyen Babacan, amaçlarının parçalı değil, bütüncül ve düzenli bir şehir yapısı oluşturmak olduğunu kaydetti.
“REZERV ALAN SAYIMIZ YAKLAŞIK 70 CİVARINDA”
Rezerv alanlarla birlikte şehrin dirençli ve modern bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Babacan şunları kaydetti:
“Bugün gelinen noktada, rezerv alanlarla birlikte Malatya merkezinin (Yeşilyurt ve Battalgazi ilçeleri dahil) yüzde 26’sını dönüştürmüş durumdayız. Bu çok yüksek bir oran. Üstelik bu alanlar şehrin en eski yapı stokunun bulunduğu bölgelerdi; Taştepe, Kiltepe, Yıldıztepe ve Temelli gibi bölgeler buna örnek. Ayrıca son 10 yılda yapılmış yeni yapılarla birlikte şehir merkezi neredeyse tamamen yenilenmiş oldu. Rezerv alan sayımız da yaklaşık 70 civarında. Bu dönüşümle birlikte şehir merkezi güvenli, dirençli ve modern bir yapıya kavuşuyor. Normalde TOKİ şehir merkezlerine bu şekilde girmez; büyük arazilerde projeler geliştirir. Ancak biz bu konuda ısrarcı olduk ve bunun ne kadar doğru bir karar olduğu bugün daha net görülüyor. Eğer rezerv alan modelini uygulamasaydık, yerinde dönüşümle bu sürecin 10-15 yıl sürmesi mümkündü ve yine de istenen sonuca ulaşılamayabilirdi. Çünkü yerinde dönüşüm; organizasyon, finansman ve hukuki açıdan oldukça zor bir süreçtir. Bugün geldiğimiz noktada Malatya, diğer deprem şehirleri arasında en hızlı tamamlanacak şehir konumunda. Son dönemdeki ivmelenme ve rezerv alan modeli bu süreci hızlandırdı. TOKİ güçlü firmalarla çalışarak büyük alanları hızlı şekilde tamamlıyor. Hedefimiz, haziran-temmuz aylarında şehrin büyük bölümünü tamamlamak.”
“ÇARŞI MERKEZİ, SARAY, NİYAZİ VE FUZULİ TEMMUZDA TAMAMLANACAK”
İnönü Caddesi’yle ilgili de konuşan Milletvekili Babacan, “İnönü Caddesi için ise şu plan var: Önce çarşı merkezi ve çevresindeki rezerv alanlar tamamlanacak, vatandaşlar yerleşecek, yaşam başlayacak. Ardından İnönü Caddesi ele alınacak. Eğer mülk sahipleriyle uzlaşma sağlanırsa süreç daha erken başlayabilir. Temmuz itibarıyla çarşı merkezi, Saray, Niyazi ve Fuzuli bölgeleri ile tüm rezerv alanların büyük kısmı tamamlanmış olacak. Bu da Malatya’nın büyük ölçüde ayağa kalktığı anlamına geliyor” dedi.
“YILLARDIR BEKLEYEN BÜYÜK YATIRIMLAR HAYATA GEÇİRİLİYOR”
1 Kasım 2026 itibarıyla verdikleri sözlerin tamamını yerine getirmiş olacaklarını dile getiren Babacan, “Diğer şehirlerde de çalışmalar devam ediyor. Maraş ve Adıyaman kısa süre içinde tamamlanacak. Hatay’da ise çok büyük bir çalışma yürütülüyor; ancak orası biraz daha zaman alabilir. Yine de birkaç ay içinde orada da önemli mesafe kat edilecektir. Ancak görünen o ki Malatya en erken tamamlanan şehir olacak. Bu arada şunu da belirtmek isterim: Yıllardır yılan hikâyesine dönen büyük yatırımlar da aynı anda tamamlanıyor. Çevre yolunun tamamı ağustos ayında açılacak. Toplam 53,5 kilometrelik yolun son 15 kilometrelik kısmı da tamamlanmak üzere. Havalimanı da bitmek üzere. Yeni pistler, apron ve kapasitesi üç buçuk kat artırılmış terminal binasıyla modern bir havalimanı hizmete girecek. Adliye binası da tamamlanacak. Yani bir yandan deprem sonrası şehir yeniden inşa edilirken, diğer yandan yıllardır bekleyen büyük yatırımlar da hayata geçiriliyor. Sosyal medyada sabitlediğim bir paylaşımda 1 Kasım 2024’te bir söz vermiştim: 2026 itibarıyla bu projelerin tamamlanacağını söylemiştim. O dönemde bunun zor olduğunu söyleyenler oldu; ancak biz sözleşme ve ihale detaylarını bildiğimiz için bu öngörüyü yapmıştık. Allah korusun, büyük bir afet ya da olağanüstü bir durum olmadığı sürece tüm bu projeler planlandığı şekilde tamamlanacak. 1 Kasım 2026 itibarıyla verdiğimiz sözlerin tamamını yerine getirmiş olacağız” söylemlerine yer verdi.
SİNEM HATUN DAVUT
