Tarihçi Profesör Derkot’un araştırmalarına göre, eski Malatya’dan Zimmara’ya giden yol üzerinde yer alan “İpsa” yerleşimi, günümüzde Arapgir ile özdeşleşir. Tarihin derinliklerine inildiğinde, Arapgir’in bölgenin stratejik noktalarından biri olduğu ve birçok medeniyet tarafından önemsendiği görülüyor.
ASURLULAR, MEDLER VE PERSLER DÖNEMİ
M.Ö. 712 yılında Asur Kralı Sargon, bölgedeki stratejik noktaları güçlendirmek amacıyla kaleler yaptırır; Arapgir Kalesi de bu dönemde inşa edilir. Asurlular, bölgeyi asker ve esirlerden oluşan muhafızlarla korur ancak kapsamlı imar faaliyetlerine girmez. M.Ö. 612’de Asur egemenliği sona erer, bölge Medlerin kontrolüne geçer. Medlerin ardından Pers İmparatorluğu bölgeye hakim olur ve yaklaşık 215 yıl boyunca Arapgir, Pers toprakları arasında yer alır.
ROMA VE BİZANS DÖNEMİ
Roma dönemine ait çok fazla eser günümüze ulaşmaz ancak Bizans İmparatorluğu zamanında bölgedeki ticaret yolları üzerinde önemli iki han inşa edilir. Bu hanlardan biri günümüzde Elazığ yolu üzerindeki Denizli köyünde, diğeri ise Kemaliye yolundaki Fırat Vadisi’nde bulunur. Bu yapılar, Arapgir’in o dönemde önemli bir ticaret ve kervan merkezi olduğunu gösterir.
SELÇUKLU VE DANİŞMENTLİLER DÖNEMİ
1071 Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’nun kapıları Türklere açılır. Arapgir, ilk olarak Danişmentliler devletine bağlanır, ardından Konya Selçuklu Sultanlığı’nın bir sancağı olur. Bu dönemde Arapgir’de Ulu Cami inşa edilir, Müslüman nüfusun yerleşimi hızlanır, ticaret ve dokuma sanayi gelişir. Hanlar, hamamlar ve çarşılar ilçenin canlılığını artırır; Arapgir çevre bölgelere ticaret ürünleri sunan önemli bir merkez olur.
MOĞOL, İLHANLI VE AKKOYUNLU DÖNEMLERİ
1242-1243 yıllarında Selçuklu egemenliği sona erer; Arapgir, Moğol ve İlhanlı yönetimine girer. Moğol istilaları sonrası bölgede ciddi yıkımlar yaşanır, ancak İlhanlılar döneminde toparlanma başlar. Daha sonra Akkoyunlu Devleti’nin sınırları içinde kalan Arapgir, 1515 yılında gerçekleşen Çaldıran Savaşı’nın ardından Osmanlı topraklarına katılır ve sancak merkezi olarak uzun yıllar Osmanlı idaresinde kalır.
OSMANLI DÖNEMİ VE CUMHURİYET’İN İLK YILLARI
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Sivas Valiliği’ne bağlı önemli bir sancak merkezi olan Arapgir, 19. yüzyılda Elazığ’a bağlanır. Osmanlı döneminde Arapgir, ticaret ve dokuma sanayinin geliştiği canlı bir ilçe olur; yaklaşık 50 binlik nüfusuyla Doğu Anadolu’nun en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak öne çıkar. Baharat, kumaş ve diğer ticari ürünlerin önemli bir aktarma noktası olarak bölge ekonomisine büyük katkı sağlar.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise Türkiye genelinde demiryolu yatırımları Arapgir’i kapsamaz. Bu durum, ilçenin ulaşım ve ticaret açısından geri kalmasına yol açar. Ticaret yollarının kapanması ve dokuma fabrikalarının ekonomik zorluklar nedeniyle kapanmasıyla birlikte, Arapgir’in nüfusu hızlı şekilde azalır ve günümüzde yaklaşık 10 binlere geriler.
GÜNÜMÜZDE ARAPGİR
Tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altında kalan Arapgir, günümüzde tarihi dokusunu koruyan sakin bir ilçe olarak varlığını sürdürür. Köklü tarihi ve kültürel mirasıyla Doğu Anadolu’nun önemli değerlerinden biri olan Arapgir, geçmişteki ekonomik ve sosyal canlılığını yeniden kazanma arayışındadır. Yerel yönetimler ve kültür dernekleri, ilçenin tarihi ve kültürel zenginliklerini ön plana çıkararak Arapgir’i turizm ve kültür merkezi haline getirmeyi hedefler.
Arapgir, tarihin farklı dönemlerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapar, ticaret yollarının kavşak noktası olur, dokuma ve ticaretle bölge ekonomisine yön verir. Ancak ekonomik ve ulaşım altyapısındaki gelişmelerin gecikmesi nedeniyle yaşadığı gerileme, bugün tekrar eski canlılığını yakalama çabalarıyla devam eder. Tarihi mirası ve zengin kültürüyle Arapgir, Doğu Anadolu’nun hak ettiği değere kavuşmayı bekliyor.
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
