Avukat Şeyda Öztürk Aslan “Haftanın Nabzı” programında, depremin yalnızca fiziki yıkım değil, derin bir psikolojik çöküntüye de yol açtığını vurgulayarak önemli açıklamalarda bulundu.
Avukat Aslan, deprem sürecinin, yakınını kaybedip kaybetmediğine bakılmaksızın toplumun tamamı üzerinde ağır bir etki bıraktığını ifade etti.

“BU SÜREÇ HEPİMİZ İÇİN ÇOK AĞIRDI”
Deprem sonrası yaşananların insanlar üzerinde silinmesi güç izler bıraktığı belirten Aslan,
“Ölümleri, kayıpları, enkaz başındaki insanların hâllerini gördük. Dışarıda donanları, donarak hayatını kaybedenleri gördük. Bir gram ekmeğe muhtaç kalmayı yaşadık. Bu süreç hepimiz için çok ağırdı”
ifadelerini kullandı.

“SIĞINACAK ALANI OLMAYAN İNSANLAR VARDI”
Aslan, deprem sonrası bazı insanların şehirden ayrılabildiği, bazılarının ise buna imkânı olmadığı vurgulayarak,
“Bazıları başını alıp gidebildi, kendini normalleştirmeye çalıştı. Ama gidecek köyü, sığınacak bir alanı olmayan insanlar vardı. Birçok aile kalabalık şekilde bir arada yaşamak zorunda kaldı”
ifadelerine yer verdi.
Aslan, bu durumun aile içi tahammülsüzlüğü artırdığına da dikkat çekti.
“TAHAMMÜL AZALDI”
Depremden sonra Malatya’da özellikle bir yılın ardından intihar vakalarında artış yaşandığını dile getiren Aslan,
“İnsanların psikolojisi normal değildi, hâlâ da tam anlamıyla toparlandığımız söylenemez. Sinir eşiği düştü, tahammül azaldı. Bunun sonucu olarak yaralama ve şiddet olayları arttı”
değerlendirmesini yaptı.
“BOŞANMA DAVALARI ARTTI”
Yaşanan bu sürecin boşanma davalarına da doğrudan yansıdığı belirtilerek, kadına yönelik şiddetin önemli bir faktör olduğu vurgulayan Aslan,
“Boşanmaların tek nedeni bu değil elbette; birçok sebep var. Ancak kadına şiddet ciddi bir etken. Bunun yanında ekonomik koşullar da aile ilişkilerini derinden etkiliyor”
şeklinde konuştu.
“DOĞRU DÜRÜST EV YOK”
Deprem sonrası Malatya’da ekonomik koşulların ciddi şekilde gerilediğini belirten Aslan, barınma krizine de dikkat çekti:
“İnsanlar geri döndü ama doğru dürüst ev yok. Kira fiyatları 20 bin, 30 bin, hatta 40 bin liraya çıktı. Asgari ücretle geçinen bir aile bu yükün altından nasıl kalkacak?”
Aslan, açlık sınırının 33 bin lira olarak açıklanmasına rağmen Malatya’da bu rakamın fiilen çok daha yüksek olduğunu söyledi.
“BİR ŞİŞE SUYU İKİ KATINA SATANLARI GÖRDÜK”
Deprem sonrası süreçte hem vicdansız fırsatçılığın hem de büyük bir dayanışmanın yaşandığına da değinen Aslan,
“Bir şişe suyu iki katına satanları da gördük, üç öğün ücretsiz yemek dağıtan esnafı da. Yardımları alıp satanlar olduğu gibi, canını hiçe sayarak yardıma koşanlar da vardı”
dedi.
“REZERV ALANLAR TOPLUMSAL GERİLİMİ ARTIRDI”
Programda rezerv alan uygulamalarına da dikkat çeken Aslan, ciddi mağduriyetler yaşandığı ifade ederek,
“Evi olan ama hak sahibi listesinde yer almayan insanlar var. Değeri yüksek bir yerde evi olanlara ücra bölgelerden konut verilmek isteniyor. İmar sorunları çok yaygın”
diye konuştu.
Aslan, 300 metrekarelik dükkânı olan esnafa 50 metrekarelik, iş yapamayacağı bir alan teklif edilmesinin adaletsizliğini de vurguladı.
“BU MAĞDURİYET DAHA ADİL GİDERİLEBİLİRDİ”
Rezerv alanlarla ilgili açılacak davaların yıllarca sürebileceğini vurgulayan Aslan,
“Bu süreçte insanlar ne yapacak? Emek verildi, masraf yapıldı ama sonuçta mağduriyet devam ediyor. Bu sorunlar çok daha adil ve sağlıklı şekilde çözülebilirdi”
değerlendirmesi yapıldı.
Muhabir: TÜRKAN YILDIZ KAYA
