Yönetmelikle birlikte afet sonrası hasar tespit çalışmalarında yeni bir dönemin kapıları aralanmış oldu. Bu kapsamda, hasar tespiti ekiplerinde mutlaka en az bir inşaat mühendisi bulundurulması zorunluluğu getirildi. Ayrıca, hasar tespiti sürecinde görev alan personelin mesleki yeterlilikleri ve eğitim durumları ciddi şekilde standartlara bağlandı.

İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ KADİRCAN ESEN YENİ YÖNETMELİĞİ DEĞERLENDİRDİ

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksek İnşaat Mühendisi Kadircan Esen, yeni yönetmeliğin getirdiği yeniliklerin afet sonrası yapı güvenliği ve toplumsal bilinç açısından oldukça olumlu olduğunu vurguladı. Esen, “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; geçmişte, özellikle Malatya ve çevresinde yaşanan depremler sonrasında hasar tespiti çalışmalarında farklı meslek gruplarından, çoğunlukla deneyimsiz personelin görev alması ciddi problemlere yol açtı. Hasar tespiti sürecinin profesyonellikten uzak olması, hem insanların can güvenliğini riske attı hem de haksız yıkımlara ve ekonomik kayıplara neden oldu” diye konuştu.

Esen, yeni yönetmelikle bu sürecin artık çok daha sağlıklı bir zemine oturacağını ifade ederek, “Bir mühendis olarak en çok memnuniyet duyduğum hususlardan biri, hasar tespit ekiplerinde mutlaka bir inşaat mühendisinin bulunmasının zorunlu hale getirilmesidir. Çünkü bu işin temelinde mühendislik bilgi ve deneyimi yatıyor. Artık tecrübesiz farklı meslek gruplarından kişilerin, gözlemsel ve eksik bilgiyle hasar tespiti yapma dönemi kapanmış oluyor. Çekiçle yapılan tespitler önemli olabilir ancak bu işi bilmeden, deneyimsiz birinin elinde çekicin anlamı kalmaz” dedi.

“HER YIL EĞİTİM ALACAKLAR”

Yönetmelikteki diğer önemli bir maddeyi de değerlendiren Esen, hasar tespit personelinin her yıl düzenli olarak eğitime tabi tutulacağını söyledi. Esen, “Hasar tespiti çalışmalarına katılacak ekipler en az iki kişiden oluşacak. Bu iki kişiden biri kesinlikle inşaat mühendisi olacak, diğer kişi ise ya inşaat mühendisi ya mimar ya da inşaat teknikeri olabilir. Böylece ekiplerin hem teknik bilgi donanımı artacak hem de hatalı değerlendirmelerin önüne geçilecek” dedi.

“ESKİ BİNALARDA ESKİ METOTLAR KULLANILACAK, YENİ BİNALAR İÇİN İSE DETAYLI ANALİZ ZORUNLU”

Yüksek mühendis, yeni yönetmeliğin teknik detaylarına dair şunları paylaştı: “2010 yılı öncesinde yapılmış binalarda, yönetmelikte belirtilen eski metotlar geçerli olmaya devam edecek. Ancak özellikle yeni ve güncel standartlarda yapılmış binalarda hasar tespiti çok daha detaylı, bilimsel ve veri odaklı analizlerle yapılacak. Bu da yapıların gerçek durumunun çok daha net ortaya çıkmasını sağlayacak. Çünkü deprem sonrası binalarda gözle görülen çatlaklar ve deformasyonların bazen olabilecek hasarlarla karıştırıldığı, hatta gereksiz yıkımlara sebep olduğu yönünde ciddi eleştiriler vardı. Biz de sektör olarak bu noktada sıkıntılar yaşadık ve serzenişte bulunduk.”

“BOŞUNA YIKILAN BİNALAR VE TAŞIYICI KUSURLARI”

Deprem sonrası yıkılan binalara ilişkin değerlendirmesinde ise Esen, “Boş yere yıkıldığı tespit edilen çok sayıda bina oldu. Ağır hasar alan binaların taşıyıcı sistemlerinde kusurların olduğu raporlarla ortaya çıktı. Bu nedenle, sadece deprem sonrası değil, deprem olmasa dahi yapı performansını sağlamayan, risk taşıyan binaların dönüşümü çok önemli” dedi.

Ayrıca Esen, “Depremde oluşan kiriş, segregasyon, işçilik kaynaklı hasarların, yapının genel formu uygun ise güçlendirme ya da onarım yoluyla giderilmesi gerektiğini savunuyoruz. Tam da bu yüzden, Bakanlığın yayımladığı yönetmelik bizim görüşlerimizle örtüşüyor ve bu konuda yeni standartlar getiriyor” dedi.

DAHA SAĞLIKLI VE BİLİMSEL BİR HASAR TESPİTİ HEDEFLENİYOR

Yeni yönetmeliğin, Malatya başta olmak üzere afet bölgelerinde yapılan hasar tespitlerinde yaşanan eksikliklerin giderilmesi için önemli bir adım olduğunu söyleyen Esen, “Artık hasar tespiti sahada sadece gözlemsel ve deneysel metotlarla değil; mühendislik hesaplarına, teknik incelemelere ve veriye dayalı bilimsel yöntemlerle yapılacak. Bu da can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi ve doğru önlemlerin alınması açısından kritik bir gelişme. Hasar tespiti çalışmalarının kalitesi arttıkça, afet sonrası risk yönetimi de güçlenecek, vatandaşlarımız daha güvenli konutlarda yaşayacak” dedi.

Öte yandan, hasar tespitinde görev alacak personelin belirlenen standartlar doğrultusunda eğitimlerinin sürekli takip edilmesinin de bu süreçte çok büyük önem taşıdığını ifade eden Esen, “Sadece teknik bilgi değil, güncel afet yönetimi bilgisi, saha uygulama deneyimi gibi pek çok unsurun geliştirilmesi gerekiyor. Bu açıdan yönetmelik, sektör açısından da bir eğitim seferberliği anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

6 Şubat depremi sonrası yaşanan sıkıntılar ve eksiklikler, “Afetler Sonrası Bina Hasar Tespiti Yapılmasına İlişkin Genel Kurallar Hakkında Yönetmelik” ile giderilmeye çalışılıyor. Yönetmelik, hasar tespiti süreçlerinin daha şeffaf, teknik ve bilimsel temellere dayanmasını sağlarken, ekiplerin niteliğini artırmayı ve halkın can güvenliğini korumayı hedefliyor.

MUHABİR: SİNEM HATUN DAVUT