2025 verilerine göre, dava şartı arabuluculuk kapsamında toplam 6 bin 917 dosya karara bağlandı. Bu dosyaların 1.215’inde taraflar anlaşmaya varırken, 5 bin 702 dosyada ise uzlaşma sağlanamadı. Bu rakamlar, yaklaşık yüzde 18’lik bir anlaşma oranına işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, arabuluculuk sürecine giren her beş dosyadan yalnızca biri anlaşmayla sonuçlandı.
Dava şartı arabuluculuk uygulaması, tarafların mahkemeye başvurmadan önce bu süreci tamamlamasını zorunlu kılan bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu nedenle dosya sayısının yüksek olması beklenen bir durum olarak değerlendirilirken, anlaşma oranının düşük kalması dikkat çeken bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu tablo, tarafların önemli bir kısmının arabuluculuk sürecinde ortak bir noktada buluşmakta zorlandığını gösteriyor.
5 DOSYA KARAR BAĞLANDI
Öte yandan ihtiyari arabuluculuk verileri ise oldukça sınırlı bir tablo sunuyor. Bu kapsamda yalnızca 5 dosyanın karara bağlandığı, bu dosyaların hiçbirinde tarafların anlaşmaya varamadığı görüldü. İhtiyari arabuluculuk, tarafların tamamen kendi iradeleriyle başvurduğu bir yöntem olmasına rağmen, başvuru sayısının düşüklüğü bu alanda yeterli yaygınlığın henüz sağlanamadığını ortaya koyuyor.
ANLAŞMALI ARABULACAKTA GERİDEYİZ
Arabuluculuk sisteminin Malatya’da aktif şekilde kullanıldığını ancak anlaşma ile sonuçlanan dosya oranının sınırlı kaldığını gösteriyor. Özellikle dava şartı kapsamında sisteme yönlendirilen dosyaların büyük bölümünün anlaşmazlıkla sonuçlanması, uygulamanın etkinliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durum olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, arabuluculuk mekanizması yargı sisteminin yükünü azaltmayı amaçlayan önemli araçlardan biri olmayı sürdürüyor. Dosyaların önemli bir kısmında anlaşma sağlanamasa da tarafların doğrudan mahkemeye gitmeden önce bir araya gelmesi ve çözüm araması, sistemin temel işlevlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Malatya Adliyesi’nin 2025 yılı verileri, arabuluculuk uygulamasının yaygın biçimde kullanıldığını ancak anlaşma oranlarının artırılmasına yönelik çalışmaların önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte hem dava şartı hem de ihtiyari arabuluculuk uygulamalarında daha yüksek uzlaşma oranlarına ulaşılması, sistemin etkinliği açısından belirleyici olacak.
SİNEM HATUN DAVUT
