Türkiye genelinde ve deprem sonrası toparlanma sürecinin devam ettiği Malatya’da yükselen boşanma oranları, toplumun farklı kesimlerinde ciddi tartışmalara yol açıyor. Malatya sokaklarında vatandaşlara yöneltilen "Türkiye genelinde ve Malatya’da boşanmalar sizce neden artıyor?" sorusu; ekonomik sıkıntılardan sosyal medya kullanımına, gençlerin değişen yaşam beklentilerinden sabırsızlık ve tahammülsüzlüğe kadar pek çok farklı gerekçeyi gün yüzüne çıkardı. Saha çalışmasında görüş bildiren vatandaşlar, hem maddi imkânsızlıkların hem de kültürel ve ailevi değerlerdeki aşınmanın ayrılıkları beraberinde getirdiğini belirtti.
Şehir genelinde yaşanan sosyo-ekonomik zorluklar ailelerin üzerindeki finansal baskıyı artırırken, bir yanda derinleşen geçim kaygısı diğer yanda ise değişen yaşam tarzları ve bireysel beklentiler evlilik bağlarını zorluyor. Aile içi iletişimsizlik, karşılıklı hoşgörünün azalması ve sosyal medyanın yarattığı aldatıcı algılar da yuvaların dağılmasındaki temel etkenler olarak öne çıkıyor.
“MADDİ İMKÂNSIZLIKLAR VE TAHAMMÜLSÜZLÜK EVLİLİKLERİ BİTİRİYOR”
Ailelerin geçim mücadelesi verirken karşılıklı anlayışı kaybettiğine değinen Şahin Birişik, “Saygısızlıktan, maddi durumdan ve tahammülsüzlükten. Erkek kadını taşıyamıyor, kadın erkeği taşıyamıyor. Fikirler ayrı. Evlenmeden önce anlamazlar, ancak o çatı altına girdikleri zaman anlarlar. Şimdi kadının istekleri farklı oluyor, maddi yönden 'bana şunu al' diyor, erkeğin imkanı yok. Adam 30 bin liraya çalışıyor. Bayanın istekleri ev harcaması, gıda, su hariç 30 bin lira. Adam nereden alacak? Ama mesele sadece bayanlar değil, her iki taraflı. Tek taraflı kesinlikle düşünmeyeceksin. Erkek kendini, geçimini idame ettirmek için çalışacak, çalışmaktan kaçmayacak. Parasını kazanacak, getirecek evinde çoluk çocuğuyla yiyecek. Dışarıda yemeyecek” sözlerini kullandı.
“EKONOMİK KRİZ VE SOSYAL MEDYA AİLE BİRLİĞİNİ ÇÖKERTTİ”
Evliliklerin üzerindeki finansal baskıya ve dijital platformların olumsuz rolüne dikkat çeken Hatice Arabacı, "Tahammülsüzlük, ekonomik kriz... Yalan söyleme var, herkes olduğu gibi görünmüyor. Aile içi çatışma var ama en çok ekonomik kriz diye düşünüyorum. Evini geçindiremeyen adam ne kadar mutlu olabilir ki? Nereye kadar mutlu olabilir ya da nasıl evliliği sürdürebilir? Tabii aldatma da var. Sosyal medya buna dahil bence, aile yapısını çökerttiğini düşünüyorum" dedi.
Bir diğer vatandaş İbrahim Aktürk ise boşanmaların ilk sebebinin ekonomik kriz olduğunu belirterek, “Eskisi gibi bağlılık yok. Sevgi ve saygı kalmadı” ifadelerini kullandı.
“EKSİK OLAN SAYGI VE HOŞGÖRÜ; EN UFAK ŞEYDE ADLİYEYE KOŞULUYOR”
Toplumsal değerlerin ve aile içi dengelerin değiştiğini savunan Ramazan Kaya, "Eskiden bir saygı, örf vardı. Kadınlara çok hak verildiği için böyle oluyor. Eskiden biri vefat ettiği zaman 40 yaşında tekrar evlenebiliyordu. Şimdi kadına 'eşin vefat etmiş, sen de dulsun o da dul, evlenin' diyorsun; 'Ne işim var koca kahrı çekeceğim, devlet paramı, kiramı veriyor' diyor. Kadınlar çiçektir, kırmayacaksın, kocalık görevini yapacaksın ama şimdi evlilik oyuncak olmuş. 3 ay önce düğününe gittiğim kişiye ne oldu diyorum, 'geçimsizlik' diyorlar. Hemen bir anda koşuyorlar adliyeye. Hırsla kalkan zararla oturur. Hatayı hatayla kapatmayacaksın; güzellikle, muhabbetle konuşarak anlaşmazsan o evlilik yürümez. Eşine saygılı olmazsan bu işin sonu mahkemedir" şeklinde konuştu.
"GÜNÜBİRLİK İLİŞKİLER VE İŞSİZLİK AYRILIĞI GETİRİYOR"
Çiftlerin birbirini yeterince tanımadan evlendiğini belirten ismini vermek istemeyen bir vatandaş, "Geçim işte... Bir de birbirini tanımamazlık. Diyorlar ki bir gün gezelim yeter bize. İkinci günü, ömür boyu diye bir şey yok. Hani 'bir yastıkta kocayalım' anlayışı kalmadı bence" derken; Gülhan Özdemir ise geçim sıkıntısının kavgaları tetiklediğini belirterek, “Geçimsizlikten ayrılıyorlar. İş bulamayınca ne yapacaklar? İşsizlik yüzünden, pahalılık yüzünden birbirlerine vuruyorlar, sonra da tek çareyi ayrılmakta buluyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
"UZAYAN EĞİTİM SÜRESİ, SEÇİCİLİK VE DOYUMSUZLUK AİLE YAPISINI ETKİLİYOR"
Eğitim süresinin uzaması ve buna bağlı olarak evlilik yaşının gecikmesinin gençlerde beklentileri yükselttiğini dile getiren Cebrail Gül, "Hayat şartları zor olduğundan. Bir de bu 12 mecburiyet yaptılar ya, okuma süresini uzattıkları için bayağı darbe vurdu. Eskiden 18-20 yaşını dolduran bir genç hayata atılıyordu, şimdi 18-20 yaşında çocuk daha öğrenci. Geç evleniyorlar, bu sefer seçici oluyorlar. Yaşları 50. Yaşları o seviyeye geldi mi çalışamıyorlar, bu sefer iş beğendiremezsin. Çıraklıktan yetişen bir çocuk evlenmeye de hayata da uyum sağlıyor, hayatı seviyor. Okuyan çocuk kendini daha yüksek görüyor. Yaşı geçince seçici oluyor, uyum sağlayamıyor. Onun için boşanmalar artıyor. Bir de doyumsuzluk var. Biz 30 küsür senedir evliyiz, halen yeni evlenmişiz gibi devam ediyoruz. Çocukların okuma süresi uzatıldığı için çocuklar çalışmayı sevmiyor. Çalışmayı seven çocuk eşini boşamaz. Geliyor AVM'de bakıyor, zengin ayrı, fakir ayrı... Zenginle fakir hep bir arada oldu, işte onun için doyumsuzluk var" diyerek sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN
