Malatya’nın Akçadağ ilçesinde evlenme merasiminde dikkat çeken bazı hususlar mevcut. Bu hususlardan olan kına çekme ve baskın adetine yönelik öne çıkan noktalar hakkında merak edilen ve ilginç bulunan bazı özellikler şu şekilde karşımıza çıkmaktadır.

KINA ÇEKME MERASİMİ

Öncelikle kent genelinde olduğu gibi Akçadağ ilçesinde de nişan ile düğünün arasının fazla uzatılmadan gençlerin bir an önce evlendirilmeleri esastır. Akçadağ’da düğün gününden önceki gün genellikle cumartesi kız kınaya çekilir. Kına töreni kız evinde yapılır. Kız evinde toplanan erkek ve kız tarafının kadınları gelinin eline kına yakarlar. Kına yakılırken gelinin avucuna genellikle çeyrek altın bırakılarak kınası sürülür ve eli sarılarak kapatılır. Kızın bazı arkadaşları da bu sırada ellerine kına yakarlardı. Kına yakılırken kızın arkadaşları, bilen kadınlar acıklı kına havaları söyleyerek gelin nesini ağlatmaya uğraşırlar. Kız da baba ocağından ayrılmanın ilk belirtisi olan bu günde hüzünlenir ve ağlardı. Bu günde fazla neşeli olan, ağlamayan, kahkahalar atan gelin adayının bu hareketleri hoş karşılanmaz, özellikle dedikoducu mahalle kadınları tarafından kocaya gitmek can atıyor, mümkün olsa bu akşam gidecekti şeklinde yadırgayıcı bir şekilde söylenirdi. Kına havaları arasında ‘yüksek ayvanlarda bülbüller öter, kınayı getir aney, yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, kız anası kız anası yakın gelinin kınası’ en çok söylenen kına havalarıdır.

BASKIN NEDİR, BASKINDA DİKKAT EDİLEN HUSUSLAR NELER?

Kınadan sonra oğlan ve kız evinde düğün yapılır, oyunlar oynanır. Oğlan evindeki düğün daha neşeli ve hareketlidir. Gece yarısı olmadan sağdıç, damadı yakın bir eve götürerek orada yatması ve istirahat etmesini sağlar. Ancak damadın birçok arkadaşı ve akrabası gençler sabaha kadar uyumaz. Kendi aralarında çeşitli oyunlar oynarlar. Bu arada düğün yemeği için gerekli eti hazırlayarak dinlenmeye bırakırlar. Düğün sahibine belli etmeden kendilerine yetecek kadar eti alarak bir yerde pişirerek yerler. Gece yarısından sonra gündüzden yorgun olan birçok kişi uyur. Uyuyanları veya bir köşede yorgunluktan sızanları çeşitli sürprizler beklemektedir. Uyuyanların bir kısmı su dökülerek uyandırılır. Bir kısmının ise yüzü-gözü kömür karası veya ayakkabı boyasıyla boyanır. Bunlar kısa bir müddet sonra uyandırılırlar. Uyku sersemliğiyle uyanın ve etrafını şaşkın şaşkın seyreden bu soğuk suyla ıslanmış veya yüzü boyanmış kişiye şakayı yapan gurup kahkahayla gülüp alay ederek eğlenirler. Uyuyanlardan bir kısmı gizli köşelerde bir döşek ve yorgan bularak uyurlar. Uyumayan gurup bu yatan kişiyi bir yerden iğne ve iplik bularak yorgana diker. Dikme işlemi tamamlanınca uyuyan kişi  telaşlı bir şekilde uyandırılır.  Daha sonra yorgana dikilmiş olan kişinin durumuna gülüp alay ederek eğlenirler. Baskın yapmak niyetinde olan bir gurup gece boyunca uyumaz. Bu uyumayan şamatacı gurup genellikle gece saat 2-3 sırası bir darbuka bularak damadın amcası, dayısı, teyzesi, kirvesi gibi yakın akrabalarının evine doğru mahallelerde türküler söyleyerek giderler. Evin kapısına geldiklerinde dümbelek çalar, türkü söyler, oynar, şamata yaparlar. İçlerinden bir kişi kapıyı şiddetlice vurur. Ne olduğunu anlayamayan akraba, uykulu ve yarı giyinik bir halde kapıya gelir. Gelenler ‘yeğenin evleniyor, sen yatıyorsun, ceza olarak bize çerez parası vereceksin’ diyerek para isterler. Parayı alarak diğer bir baskın yapılacak eve giderler. ‘Bekleyin para getireyim’ diye içeri giren ve kendisine baskına gelineceğini önceden tahmin eden bazı şakacı akrabalar kapıyı açınca parayı almak için gelenlerin üzerine önceden hazırladığı bir kova suyu dökerek onları ıslatır. Böylece gülüp eğlenerek yeteri kadar akrabaya baskın yapan gençler, tanıdıkları bir bakkalın evine giderler, onu da şamata ile uyandırırlar, ceza olarak bakkalı açtırıp, topladıkları paralarla çerez ve meyve alırlar. Bu sırada saat sabah 4, 5 sırası olmuştur. Aldıkları yiyeceklerle düğün evine gelirler, yatanlardan bir kısmını da uyandırarak birlikte neşe içerisinde aldıkları yiyecekleri yerler. Artık ortalık aydınlanmaya başlamıştır, baskına katılanlar uykusuzluğa dayanamaz, bir köşe bulur ve bir-iki saat uyumaya çalışırlar. Akçadağ ilçe merkezinde bu adete ‘baskın’ denirdi. (Devam edecek)

Muhabir: HANİFE SARI