Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde bulunan kurslardan biri olarak karşımıza çıkan ahşap yakma sanatına dair aklılara takılanları ve daha fazlasını kurs öğretmeni Nurdan Keskin Kılıç ve kursiyerler ile konuştuk.

“KURSİYERLER SADECE AHŞAP YAKMIYOR KAFASINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİ DE YAKIYOR”
Ahşap yakma ile ilgili önemli bilgiler veren kurs öğretmeni Nurdan Keskin Kılıç,
“Kursiyerlere terapi gibi oluyor. Burada sadece ahşap yakmıyor kafasındaki düşüncelerini de yakıyor kursiyerler. Buraya gelen kursiyerler sosyalleşiyor. Çayını, kahvesini içiyor, günün yürüyüşünü yapmış oluyor, evden çıkmış oluyor, ‘eğer böyle bir amacım olmasa evden çıkmam, yatardım’ diyorlar. Bu sebeple dışarı çıkmış oluyorlar. Bir ürün çıkartınca da çok mutlu oluyorlar. ‘Ben bunu başardım’ diyorlar. Buraya geldiklerinde hem sevdiklerine hem ev ekonomisine de katkı sağlıyorlar. Ev görmesine, doğum gününe vs. hediye olarak yaptığı ürünü götürüyorlar. Ahşap yakımı için öncelikle ahşap kavak konta plak kullanıyoruz. Çünkü yumuşak dokulu, açık renkli. Onun altına da karbon kâğıdı kullanıyoruz. Karbon kâğıdını resmi transfer etmek için kullanıyoruz. Yani çizime yeteneğin olmasa bile resmi kopyalayabiliyorsun orijinal şekliyle. Kopyaladıktan sonra da ahşap yakma aletleriyle açık ve koyu ilişkisiyle gölgelendirerek resmimizi ortaya koyabiliyoruz. Zaten ahşap yakma ile kara kalem kardeşler. Bir ahşaba ne kadar zaman verildiği, üzerinde ne kadar çalışıldığına bağlı olarak bir eser bir haftada da ortaya çıkabilir iki günde de bitebilir. Zorlamıyoruz, çünkü hobi, zevk meselesi. Ben kursu 5 gün açtım. Hafta içi çarşamba, perşembe, cuma 3 gün. Hafta sonları da çalışan bayanlarımız oluyor, çalışan öğrencilerimiz oluyor, onlar için de bir olanak sunduk, cumartesi ve pazar da öğleden sonra kursumu açıyorum. Yani haftada 5 gün kurs veriyoruz. 10 yıldır kurs öğretmeniyim. Ama 5 yıldır burada ahşap yakma dersi veriyorum. Daha önce de özel eğitim okullarında engelliler için el sanatları dersi veriyordum. Kim neyi seviyorsa muhakkak o alanda açılan kursa katılmalı. Burada öğrencilerimiz mutlu olunca bizler de mutlu oluyoruz”
ifadelerine yer verdi.

“SABRI ÖĞRETİYOR, SOSYALLEŞTİRİYOR”
Kursiyer Şadan Hazer ise kursa yönelik yaptığı açıklamada,
“Ben MS (Emes) hastasıyım. Doktorlarım bana bir şeyler uğraşmam gerektiğini söylediler. Ben de ahşap yakmaya gidiyorum dedim. Onlar da orayı bırakma dediler. Gerçekten burası terapi gibi oluyor bana. Sabrı da öğretiyor, sosyalleştiriyor da bu kurs o yüzden insanların gelip bu sanatla uğraşmalarını isterim”
sözlerine yer verdi.

“İNSAN BURADA ZAMANI İYİ DEĞERLENDİRİYOR”
Miraç Korkmaz ise,
“Burada güzel vakitler geçiriyoruz, el sanatları yapıyoruz. Ayrıyeten aile gibiyiz. Çok samimi, evim nasılsa burada öyle, güzel şeyler yapıyoruz. Herkese de tavsiye ediyoruz. İnsanın kendisini geliştirmesi çok harika bir şey. Herkesin bu yerlere yönelmesini tavsiye ediyorum. Sanatsal alanda kişinin kendisini geliştirmesi güzel bir şey. Mutluyuz burada. Ben zaten el sanatlarını seviyordum, öğrenmek istiyordum, buraya geldim. Burada sabrı öğrendik. Çünkü ahşap yakma sanatı sabır sanatıdır aynı zamanda. İlk başta yavaş yavaş çalıştım, ondan sonra elimiz hızlanıyor. Çalışmalarımızı yaptıkça daha mutlu oluyoruz. Gerçekten hocamızın dediği gibi terapi bu da aslında. Gelmeseydik buralara tembellik yapardık, insan burada zamanı iyi değerlendiriyor. Güzel bir şey yapıyorsun. Boş vaktini güzel şeylerle doldurmak çok güzel bir şey. Herkesin yapmasını tavsiye ederim, buralara gelmelerini isterim. Dışarılarda boş boş vakit geçirmek yerine güzel şeyler yapmak daha doğru”
diye konuştu.

“DAHA ÇOK TERAPİ GİBİ”
Ahşap yakma kursuna ve sanatına yönelik konuşan Gönül Dere ise şunları kaydetti:
“Çoluk çocuğumu büyüttüm artık dedim, bir şeyler yapayım, bir şeylerle uğraşayım. Daha önceleri de kurslara falan geliyordum. Yakma daha çok terapi gibi ben kurslara başlamadan önce çok ağır depresyon ilaçlarını kullanıyordum. 10 yıldır buralardayım. Hepsini bıraktım o ilaçları, rahatım, hoşuma gidiyor, bir de arkadaş ortamımızda çok güzel, gelip ahşap yapıyoruz. İnsanları sevindiriyoruz, hediye veriyoruz, mutlu oluyorum yani. Ahşap insana huzur veriyor. Geliyorsun buraya odaklanıyorsun hiçbir şey aklıma gelmiyor. Öneriyorum, kaçın gelin diyorum. Evdeki huzursuzluklar bitiyor, kavgalar bitiyor, stres bitiyor gerçekten, gelsinler o kadar güzel bir terapi ki, gerçekten çok güzel.”

“ÖLENE KADAR DA DEVAM EDERİM”
Sevilay Selçuk ise ahşap yakmanın terapiye eş değer olduğuna vurgu yaparak şu cümlelere yer verdi:
“ 10 senedir geliyorum. Bana terapi gibi oldu burası. Benim annem, babam vefat ettikten sonra çok fazla ilaç kullandım 10 gün beni mahvetti o ilaçlar. Bura bana iyi geldi. Doktor dedi ki artık kendine göre bir meşgale bul, ben de buraya geldim. Önce ahşap boyamaya geldim 3-4 sene. Sonradan buraya geldim, ölene kadar da devam ederim Allah nasip ederse. Terapi gibi oluyor. Güzel ürünler çıkartıyoruz, sattığım da oldu, hediye ettiğim de oldu, yani çok güzel. Herkese tavsiye ederim. Ahşap yakma sanatı için öncelikle ahşap lazım. Kursiyerler kendi makinelerini kendileri alsınlar ürünleri daha güzel olsun istiyorlarsa. Ahşap yakmada çok dikkatli çalışmaları lazım, deseni bozmamak için.”

Muhabir: HANİFE SARI
