Malatya’da “Deprem Sonrası Göçün Yerel Yönetimler Açısından Avantajları ve Dezavantajları” konulu çalıştay düzenlendi. Burada Dirençli Kentler Yönetimi konusunu ele alan Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Seyithan Tekin önemli açıklamalarda bulundu.

“YAPI STOĞUMUZUN ÜÇTE BİRİ KULLANILAMAZ HALE GELDİ”

Açıklamasında Seyithan Tekin, “6 Şubat'ta çok büyük bir afetle hepimiz uyandık. 2 tane peş peşe büyük deprem yaşadık ve Malatya'nın da içerisinde bulunduğu 11 ili etkileyen asrın felaketini yaşamış olduk. Bu asrın felaketinden en çok etkilenen illerin başında da biz geliyorduk. Hatay, Malatya, Adıyaman ve Maraş’la birlikte 4 il diğer 11 ilden ayrılmış durumdaydı. Burada çok kısa birkaç tane rakamla konunun ne kadar büyük bir afet olduğunu belirtmek isterim. Malatya ilimizde deprem esnasında 5 bin 768 tane yapımız yıkılmıştı ve 36 bin 540 binamız da ağır hasar almıştı. Bu ne demekti? Bizim 170 bin 518 toplam binamızın ve 450 binin üstündeki bağımsız bölüm sayımızın 125 bin bağımsız bölümümüzün orta ve ağır hasarlı olduğu anlamına geliyor. Yani toplam yapı stoğumuzun üçte birini kullanılamaz halde olduğunu gördük. Bu çok ağır bir tabloydu gerçekten. Bununla birlikte arama kurtarma faaliyetleri, barınma, şehrin afet sonrası planlama dönemine geçiş sürecimiz başlamıştı. Bu süreç içerisinde 6 Şubat'ta yaşanan problemlerin farkındaydık. Hem planlama adına hem dirençli kent adına çalışmalara başladık.

Yaşanan deprem aslında o kadar büyük bir depremdi ki yaptığımız çalışmaların birçoğu depreme kadar yapılan çalışmaların birçoğu aslında kullanılamaz hale geldi. Biz depremde yaşanan büyük kaymalar sebebiyle halihazırda haritalarımızı kullanamaz hale geldik. Doğanşehir'de bu az önce bahsettiğim merkezdeki 88 santimetrelik yer değişikliği, yer yer 2,5 metreyi bulmuş durumda. Ve belli bir sistematik çerçevesinde olmadığı için bunu bir dönüş parametresiyle çözemedik. Yani bir burkulma olmuş Doğanşehir Erkenek bölgesinde özellikle. Bunun için sadece merkezle ilgili çözümümüzü ürettik fakat kalanıyla ilgili çözümü şu an Kadastro Genel Müdürlüğü bugün hâlâ devam ediyor.

Bunu neden anlattım? Yaşadığımız depremin büyüklüğünü, bir de teknik açıdan değerlendirebilmemiz adına anlatmıştım. Hepimizin depremlerle birlikte biraz daha hakim olduğu veya merak uyandıran konu jeolojik çalışmalar, zemin etütleriydi. Burada da gerçekten çok donanımlı bir ekibimiz vardı. Bizim zemin etütleriyle ilgili ciddi çalışma yapan arkadaşlarımız var. Gerçekten Malatya bütünüyle ilgili hem mikro bölgeleme çalışmalarını çok hassasiyetle tamamlamışlardı. Deprem sonrasında da bunların tamamı tekrar elden geçirildi. Sonrasında yeniden dönüşüm çalışmalarında ve kırsal bölgelerde yapılan kamu yatırımlarıyla ilgili, rezerv alanları ile ilgili yapılan TOKİ ile yapılan tüm çalışmaların doğru ilerleyebilmesi adına çok hummalı bir çalışma gerçekleştirdiler.” ifadelerine yer verdi.

AFETE KARŞI DİRENÇLİ BİR ŞEHİR İÇİN KENT REHBERİ HAZIRLANDI

Malatya’nın afete karşı dirençli bir kent olması için yapılan çalışmalardan da kısaca bahseden Seyithan Tekin, “Bunlardan sonra artık kentin afetten sonra afete karşı nasıl dirençli hale getirilebileceğiyle ilgili çalışmaların yapılması gerekiyordu. Afeti sadece arama kurtarma ve deprem sonrası yaşanan veya afet sonrası yaşanan harcamalar olarak, çalışmalar olarak değerlendirmemek gerekir. Amerika'nın deprem ve afet sonrası harcamalarının sadece yüzde 2’si dirençli kentlere yönelik harcama olarak planlanıyor ve yüzde 98’ine yakını deprem sonrası veya afet sonrası harcamalar. Bizim asıl odaklanmamız gereken yerin depreme hazırlık aşaması olduğunu, dirençli kentler kelimesinin bu anlamda çok önemli olduğunu belirtmeliyim. Japonya'nın harcamalarının yüzde 54’ü depreme hazırlık içindir. Yüzde 17’si deprem sonrası arama kurtarma faaliyetlerine ayrılmış.

Bu kapsamda biz de deprem sonrasında Malatya'nın 6 Şubat'ta yaşadığımız problemlerinin ne kadarını giderebiliriz diye bir çalışma başlattık. Problemlerimizi yazdık. Yapmamız gereken müdahale noktalarını yazdık ve bununla ilgili çalışmaları bakanlığımızla birlikte yürütmeye başladık. Tabii bakanlığın burada bizim dışımızda, yani merkezi olarak verdiği kararlarla birlikte de bizim planlamamızı değiştirdiğini gördük. Örneğin doğuda Bahçebaşı bölgesine yeni bir yerleşim alanı kuruldu. Gemiciktepe'de kuruldu. Ama bunların hepsinin bir şekilde kent entegrasyonunun sağlanması lazımdı.

Bu noktada biz çalıştık aslında. Bakanlık üç çeşit konut modeli üretti deprem bölgesinde. Neydi bunlar? Bir tanesi rezerv alanlar, bir tanesi TOKİ tarafından çeperlerde yapılan toplu konut alanları, bir diğeri de kırsalda tamamen kırsaldaki kişilerin ihtiyaçlarını karşılayacak köy konutları ve ahırlar olarak üç farklı metodolojiyle yürüttüler. Rezerv alanlarla ilgili kısa bir bilgi vermiş olayım; toplam 76 proje etabı içerisinde 37 bin küsür konut başlamış. Ama burada şehir merkezi ile ilgili olanı söylüyorum: il bütününde 46 bin 788 bu sayı.

Toplam olarak Malatya'da rezerv alan proje etabı sayımız 76 tane proje hesabımız var rezerv alanı olarak. Burada 25 bin 471 tane konut ihale edildi. 11 bin 809 tane de ticaret ihale edildi. Malatya'da toplam ihale edilen konut ve ticaret sayıları; 87 bin 826 konut, 11 bin 809 tanesi ticaret olmak üzere toplam 99 bin 635 bağımsız bölüm oldu.

Bakanlık tarafından çalışmalar bu şekilde yürüyor. Biz bunun neresindeyiz yerel yönetimler olarak? Rezerv alanların 6 Şubat'taki problemlerinin ne kadarını giderebiliriz üzerine çalıştık. Yani planlama çalışmaları yürüttük bu hususta. Vaziyet çalışmaları yürüttük, ulaşım çalışmaları yürüttük. Bir başka deprem sonrası yapılanma modeli de yerinde dönüşümdü. Şu ana kadar toplam 305 ruhsat ve 4 bin 327 konut, 407 ticari birimi yerinde dönüşümle ilgili ruhsat alınır. Bu sayıyı biraz daha artırabiliriz. Çünkü 31 Haziran'a kadar süremiz var. 31 Haziran'da bitiyor. Yani burada yerinde dönüşüm hususu da kentin kimliğini kaybetmemesi adına, kentin boş alanlarının ve özellikle yıkılan binaların boş kalmaması adına çok kıymetli.

Biz aynı zamanda kentin 6 Şubat'taki kent estetiği açısından da değerlendirmelerini yaptığımız bir çalışma kurulumuz var. Bu kurulumuzda çalışmalarımıza hızlı bir şekilde başladık ve kent merkeziyle ilgili bir rehber hazırladık. Sıtmapınarı’ndan başlayıp Sivas Caddesi'ne kadar olan merkezde, rezerv alanlarının yoğun olduğu bölgenin kent mobilyalarından tutun da tabelaların boyutuna ve ebatına kadar, yatay-dikey planlamasına kadar hepsini içeren bir kent rehberinin çalışmasını da tamamladık. Bunu da kısa süre içerisinde inşallah paylaşımı yapmış olacağız.” şeklinde konuştu.

Muhabir: HANİFE SARI