“Bir kitap bin umut” temasıyla Malatya Valiliği ve Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından 11. Malatya Anadolu Kitap Fuarı, Orduzu Pınarbaşı Fuar Alanında dün düzenlenen ihtişamlı bir tören ile birlikte açıldı.

“BU FUAR DİRİLİŞİN EN ANLAMLI SEMBOLLERDEN BİRİDİR”

9 Kasım’a kadar açık kalacak olan ve 320 yayınevi, 340 yazarın katılacağı, 340 imza etkinliği, 75 söyleşi, 120 okul- yazar buluşması, 30 yazar- STK buluşmasının yapılacağı fuarın açılışında konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er,

“Bugün burada Malatya'mızın kültürel hayatına yön veren en kıymetli buluşmalardan biri olan 11. Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı'nda bir arada olmanın heyecanını yaşıyoruz. Malatya'mız 6 Şubat depremleriyle zor bir süreç yaşadı. Tabii bugün biz bu şehri adım adım yeniden ayağa kaldırıyoruz. Bu depremde canlarımızı yitirdik, evlerimizi yitirdik, iş yerlerimizi yitirdik ama umutlarımızı hiçbir zaman yitirmedik. Umutsuzluğa düşen insanlarımızın umutları olmaya çalıştık. Hakikaten hiçbir ülkenin altında kalkamayacağı operasyonel büyük bir görev ifa ediliyor. Şehrin her tarafı şantiye. 984 lokasyon diyorduk. Şimdi bin 200'lere çıktı lokasyon. Beydağı'nın tepesine çıksanız 68 rezerv alanındaki kule vinçleri saymakta zorlanırsınız.  Allah'a şükürler olsun her şeyiyle Malatya'mız toparlanıyor. Kesinlikle eskisinden çok daha iyi olacağını biliyoruz.  Malatya'nın her noktasında büyük bir inşaat süreci var. Altyapıdan yollara, kanalizasyondan içme suyuna kadar neredeyse bütün sistemi yeniliyoruz. Her mahallemiz, her caddemiz adeta bir şantiye halinde. Ama biz biliyoruz ki şehir yalnızca binalarla değil insanıyla, fikriyle, kültürüyle yeniden kurulur. Bu yüzden biz imarının yanında ihyayı da altyapının yanında unutmadık. Kültürü fiziksel kalkınmanın yanında fikri kalkınmayı da önemsiyoruz. Çünkü bir şehri inşa etmek aynı zamanda bir nesli inşa etmektir. Bilge mimar Turgut Cansever'in ifade ettiği gibi ‘Bir şehri inşa ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz ihmal ettiğiniz nesil inşa ettiğiniz şehri imha eder.’ Bizler de bu düsturla gençlerimize, çocuklarımıza, kadınlarımıza bir enerji verecek ve bir motivasyon verecek işleri önemsiyoruz. Biz geldiğimiz günden beri "Malatya'mızı bir kütüphaneler şehri yapacağız" dedik  ve hakikaten dediklerimizi bir bir yapmaya başladık. Şu anda belediyemizin içerisinde bölgenin en büyük kütüphanesini 7/24 çalışacak ve çocuklarımız güvenlik içerisinde 815 kişilik bir kütüphane inşa ediyoruz. İnşaatı başladı. Şu anda yüzde 25'ler seviyesindeyiz. Bunun dışında da şehrin birkaç noktasında gene küçük ufak kütüphaneler yaptık. Ayrıca kitap kafeler, genç mekanlar yapıyoruz, şu anda projeler devam ediyor. Bunları tabii ilerleyen süreç içerisinde bir içerisi birkaç ay içerisinde göreceksiniz. Böylece gençlerimizin kötü alışkanlıklardan alıkonacağı bir sistem kuruyoruz ve gençlerimizi buralara yönlendireceğiz. Bu fuarımızda bu yılki temamız bir kitap bin umut. Umut kelimelerle büyür, cümlelerle güçlenir. Bir kitap bazen bir binadan daha kalıcı bir eserdir. Bir çocuk okuduğu satırlarla geleceğini kurar. Bir genç kurduğu cümlenin içinde hayatını yönünü bulur. Bugün Malatya hem fiziken hem de ruhen yeniden doğuyor. Bu fuarda o dirilişin en anlamlı sembollerden biridir. Bu yılın onur konuğu düşünce dünyamıza yön veren kıymetli bir isim Profesör Doktor Kemal Sayar. Kendisi insanın iş dünyasını anlatmaya kalple akıl arasında köprü kurmaya çalışan bir bilim insanıdır, kendisine teşekkür ve saygılarımı sunuyorum. Elbette bu kültürel buluşma içinde dünyadaki acılara da sessiz kalamayız. Filistin'de yaşanan zulüm insanlığın vicdanından silinmeyecek bir yara. Kitap sadece bilginin değil adaletin ve vicdanın da en güçlü taşıyıcısıdır. Bu fuar vesilesiyle Filistinli kardeşlerimizin onurlu direnişine dikkat çekmek amacıyla fuar girişinde bir sergi alanı oluşturduk. Bu alandaki antika ve sanat eserlerini Gazze yararına satışa sunacağız”

ifadelerine yer verdi.

“BİZİM AKLEDEN, DÜŞÜNEN, SORGULAYAN İNSANLARA İHTİYACIMIZ VAR”

Vali Seddar Yavuz ise yapılan açılış töreninde,

“Elbette böylesine büyük acıların yaşandığı şehirlerde sadece binaların imar edilmesinin yeterli olmayacağı da gayet açık. Dolayısıyla hayatı normalleştirmek belki eskisi gibi değil ama yeni bir normali bulmak hepimizin görevlerinden bir tanesi. Burada motto olarak da tema olarak da belirlenen bir kitap, bir umut aslında bunlardan bir tanesi. Şunu net bir şekilde söylemem gerekir ki böylesi bir felaketten ayağa kalkabilmek ancak büyük milletlerin işidir. Çünkü büyüklük normal zamanlarda ortaya çıkan bir husus değil. Büyük meydan okumalar ve sınavlar karşısında gösterebildiğiniz dirençle ölçülür. Malatya ailesi olarak hep bir aradayız ve düne göre bugün çok daha iyiyiz. Yarın çok daha iyi olacağız.  Eğer bilmek yetseydi iyi insan olmak için, herhâlde bugün batının daha iyi olması gerekirdi. Yani atom bombasını yapan onlar, uzaya giden onlar, bilimsel bütün göstergelerde önde olanlar onlar ama insani kriterlerde neredeler sorusunun cevabı herhâlde sınıfta kaldılar demektir. Demek ki, bilmenin yetmediği yani bilginin ilim ve irfanla yoğrulmadığı hiçbir bilginin aslında çok kıymeti ve değeri de yok anlaşılıyor. O yüzden biz gücü öldürmek, katletmek, fetihlerde bulunmak için istemiyoruz. Biz geçmişte olduğu gibi gücü ve kudreti, hakkı, hukuku, adaleti haykırmak için istiyoruz. Demek ki İslam dünyası bilgiyle, bilimle, teknolojiyle bağını güçlendirmeli buradan çıkarmamız gereken sonuç bu. Dolayısıyla 150 senedir aslında bizim muasır medeniyet seviyesi diye peşinden koştuğumuz şeyin bilim ve sanayi ve teknoloji olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.  Eğer biz yerli ve milli istikbalini ve umudunu bu ülkeye bağlayan ve bu ülkeyi kalkındıracak, her şartta bu bayrağı yüceltecek insanlar mı arıyoruz? Yoksa müstevlilerle zaman zaman işbirliği yapacak mandacı zihniyet mi arıyoruz? O yüzden de okurken ne okursanız okuyun demek doğru bir şey değil. Bunu 100 sene önce, 200 sene önce diyebilirdik yani. Okuyun aman oğlum ne varsa okuyun bize öyle diyorlardı. Hayır efendim. Yani ne bulursanız okumayın. İşinize yarayacak bir şey okuyun. Dolayısıyla o kadar çok okunacak şey var ki dolayısıyla bir hedefimiz, bir amacımız okurken de amacımızın ne olduğuna da bir bakmamız gerekiyor. Dolayısıyla bizim esasında sorunumuz şu. Tekrar söylüyorum. Bir şuur aklını kiraya vermeyen, hocam bilir, abim bilir diye topa açık, topu taca atmayan ben de bilmek istiyorum, ben de öğrenmek istiyorum, doğrusu nedir diye araştıran. Dedikodunun yalanın iftiranın peşinden koşan değil. Cemil Meriç'in dediği gibi yani arkadaşlar şimdi ‘fikir sahibi olmadan ideoloji sahibi olanlar ancak holigan olur.’ Çok fazla holiganımız var zaten. Dolayısıyla bizim holigana ihtiyacımız yok. Bizim akleden, düşünen, sorgulayan insanlara ihtiyacımız var. Bunu yapabilmek için de bilmeye ihtiyacımız var. O yüzden de bu kitap fuarlarını sıradan kitap fuarı gibi düşünmek doğru değil. Çocuklarımızın, gençlerimizin kitap kokusuyla buluşması, bunların koridorlarda gezmesi, merak sarması, buradaki çok kıymetli yazarlarımızla, şairlerimizle buluşması, onlara yeni bir ufuk açması bizim açımızdan fevkalade önemli. Dolayısıyla bunu bir ticari faaliyet olarak nitelendirmek son derece dar bir bakış açısı diye düşünüyor ve değerlendiriyorum”

cümlelerine yer verdi.

Muhabir: HANİFE SARI