Asrın felaketinin ardından tam 2 yıl geçti. O günler hala Malatyalıların hafızlarında önemli bir yer tutmaya devam ederken, 2 yıldan bu zamana kadar nelerin değiştiği ise sorulması gereken önemli konular arasında yer alıyor. Konuyla ilgili Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Vehbi Aluçlu, önemli açıklamalarda bulundu.
Malatya’nın bir Hatay, bir Maraş, bir Adıyaman, bir Gaziantep olamadığını dile getiren İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Vehbi Aluçlu, çünkü Malatya halkının suskunluğu tercih ettiğini belirtti.
“BU AKIL VE MANTIK İŞİ DEĞİL”
Depremlerde Malatya’nın aldığı zararı hiçbir ilin almadığını ifade eden Aluçlu, “İlk başlarda yerel yöneticilerimiz Malatya’da sanki deprem olmamış havası yaratarak devletten gelecek yardımların gecikmesine sebebiyet verdi. Biz Malatya’yı anlatamadık. Susarak Malatya’nın anlatılmamasını sağladık. İdarecilerimizin yaptığı hata Malatya’ya pahalıya mal oldu. 6 Şubat’taki yöneticilerimiz çıkıp Malatya’da deprem olmamış havası yaratarak halkı ve Ankara’yı uyuttu. Yani uykuya daldık. Bizim 130 bin bağımsız bölümümüz yıkıldı. Çarşımız yıkıldı. Bu Hatay’da, Maraş’ta, Antep’te, Adıyaman’da bu kadar olmadı. Malatya’nın aldığı zarar kadar hiçbir il etkilenmedi. Oysa bir planlama yapılması gerekiyordu. Bu planlama eski planın aynısını yaparak yanlış bir proje üretildi. Aslında proje de üretilmedi. Yapılan 100 yıllık yanlışlığın aynısını 100 yıl sonra yeniden yaptılar. 100 yıl sonra yapılan yanlış üretimler, yanlış projeler, yanlış ada, parsellerin yamuk yumuk gidişi, yolların düzgün olmayışını biz aynısını 100 yıl sonra tekrar yaptık. Bu akıl ve mantık işi değil” şeklinde konuştu.
“SÖYLEMEZSEK SUÇ İŞLERİZ”
“2 yılda Malatya’da bazı hak sahipleri suskunluğu seçerek ‘devletimiz çalışıyor, devletimiz yapıyor, hele sabır’ dediler” diyen Aluçlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Biz devletimize bir şey demiyoruz. Ama yanlış yapılan işlerin karşısında olmak zorundayız. Biz susarsak kim konuşacak? Bizler teknik elemanlarız. Biz teknik eleman olduğumuz için bildiğimiz doğruları söylemek zorundayız. Söylemezsek suç işleriz. Bir de yapılan işleri övmek gibi bir görevimiz yok. Yapılan güzel iş varsa zaten kamuoyu bunu takdir eder. Seçimlerde de ona göre oyunu kullanır. Ben yanlış yapılan bir şeyi söylersem ancak bu memlekete faydalı bir işlem yapmış olurum. Malatya’nın geleceğini yanlış planlamadan kurtarırım. O konuşan kişi benim, ben konuştukça toplantıların hiç birisine davet edilmediğim gibi deprem seminerlerine de davet edilmiyorum. Beni yok sayıyorlar. Ben yok sayılmayı da gördüğüm zararları da kabul ettim ama deprem semineri yapıp da bırakın konuşmacı olarak gitmeyi, davet edilmiyorum. Bu kadar mı biz memleketimizin düşmanıyız ki siz bu tavrı bize gösteriyorsunuz? Biz bu memleket için 15-20 yıl içerisinde söylemediğimiz doğrular kalmadı. Bunların hiçbirisi yapılmadı, aksine konuştukça ötekileştirildik, vasıfsızlaştırıldık ve zarar gördük.”
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in yer altı suyunun drene edilmesiyle ilgili çalışma başlatıldığı sözlerini hatırlatan İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Vehbi Aluçlu, bu çalışmanın baştan yapılması gerektiğini söyledi.
“BAZI YERLERE FORE KAZIK YAPILDI, BU İNKÂR EDEMEYİZ”
Suyun zamanında drene dilmesi gerektiğini kaydeden Aluçlu, “Eğer bu çalışma baştan yapılsaydı ne fore kazıklara gerek kalacaktı ne de diyafram duvarına ihtiyaç olacaktı. ‘315.3 kilometre fore kazık çaktık’ diyorlar, buradaki maliyeti düşündüğünüz zaman korkunç bir maliyet. ‘Buradan Elazığ’a kadar diyafram duvar yaptık’ diyorlar, bu daha korkunç bir rakam. Bunlar zemindeki sudan kaynaklı yapılan işlemlerdi. Oysa biz suyumuzu zamanında drene etseydik, bu suyu sulama suyu olarak Kuzey’e doğru yönlendirseydik, belki diyafram duvara da gerek kalmayacaktı, fore kazıklara da bu kadar ihtiyaç olmayacaktı. Fore kazık adı altında, çakılan kazıkların plastik kazık olduğunu daha önce defalarca anlattım ama hala insanlar u kazıklara fore kazık diyorlar. Fore kazık farklı bir amaç için yapılır, plastik kazık farklı bir amaç için yapılır. Burada plastik kazık yapıldı. Bazı yerlere fore kazık yapıldı, bu inkar edemeyiz. Eğer drene çalışması yapılacaksa idi bunlara ne gerek vardı?” ifadelerine yer verdi.
“2018 DEPREM YÖNETMELİĞİ KULLANILDI”
Deprem yönetmeliğinin değişmesi gerektiğini söyleyen Aluçlu, “Malatya’nın eski planının aynısı korunarak yeni bir planlama yapıldı. Bu planlama eski planın aynısı oldu sadece beton kalitesi, içindeki donatı daha iyi. Deprem yönetmeliği 2018 deprem Yönetmeliği kullanıldı. Aslında artık bu yönetmeliğin de değişmesi gerekiyor. Çünkü ivme değeriyle ilgili çok büyük sıkıntı yaşadık. Özellikle Elbistan’dan kaynaklı olan depremde ivme değerimiz bizim hesaplarımızda aldığımız değerin 3,5 katı kadar büyüklükte bir ivme değeri geldi. Bu deprem yönetmeliğinin değişmesi anlamına geliyor. Depremden sonra 2 yıl geçti hala bu yönetmelik değişmedi” söylemlerini kullandı.
“SORUN OLARAK KARŞIMIZA ÇIKACAK”
Malatya’da 130 bin bağımsız bölüm yıkıldığını anımsatan Aluçlu, “Malatya’da yaklaşık olarak 130 bin bağımsız bölüm yıkıldı. 120 bin insanımızın konteynerlerde yaşadığını düşünürsek yapılması gereken konut sayısının ne kadar olduğunu, yapılanların ne kadar olduğunu hesaplarsak şu anda çok gerideyiz. Ve öyle bir yapılaşmayla karşı karşıyayız ki şehirde birçok insanımızın yeni alanlara taşınması durumu söz konusu. Yani İkizce’ye, Çamurlu’ya, Gelinciktepe gibi yerlere dağıtılması söz konusu. Bir planlama olmadan yapılan bu işlemler ileride çeşitli sorunlar olarak karşımıza çıkacak” dedi.
muhabir: TAHİR ÖZÇELİK
