Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut tarafından hazırlanan ve BUSABAH TV YouTube kanalında her Perşembe saat 20:00’de ekranlara gelen “Bakış Açısı” programının bu haftaki konukları Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın ile BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu oldu.
6 Şubat depremleri sonrasında öncelikli olarak yapılması gerekenlere öncelik verilmediğini kaydeden BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu,
“Başıboş, düzensiz bir şekilde, öncelikli olmayan bazı şeylere, belirli baskılarla, belirli sermaye sahiplerinin, talepleriyle, siyasi gücü elinde bulunduranların istekleriyle çarşımızda mahvettik. Öncelikli yapılara önem vermedik. Bugün bir yaşlının evinde ölü bulunması, yani kimsesiz hatta 10 gün, 15 gün sonra cenazeye ulaşıldı. Bunlar hakikaten bizim 2025 yılı gibi bir zaman diliminde teknoloji çağında, iletişim çağında olduğumuz bir zamanda, bunlar bizim çok büyük ayıplarımız. Üzülerek seyrettik”
ifadelerini kullandı.
“3 YILDIR MALATYA’DA ÇOK GEREKSİZ ŞEYLER YAPTILAR”
Malatya’da huzur evi olmamasını eleştiren MGTC Başkanı Mehmet Aydın ise,
“Malatya’da yapıların yüzde 40’ı ağır hasarlı oldu. Yeni yaptığımız binalar bile ağır hasarlıydı. Çok eski bir huzur evinin de ağır hasarlı olması normal. Ama normal olmayan bizim yaşlılara verdiğimiz değer. Biz sosyal bir devlette yaşıyoruz. 3 yıldır memleketinden uzak yaşayan 200-300 yaşlımız Antalya’da kalıyor. Yaşlılara verdiğimiz değere bakın. Düşünün insanlar huzurevine gitmiş, deprem olmuş bina ağır hasar almış. 3 yıldır Malatya’da çok hızlı o kadar çok gereksiz şeyler yaptılar. Mesela köy evlerini çelikten yaptılar. En basiti geçenlerde İş Bankası’nın yaptığı 4 katlı binaları gördüm farklı malzemeden yapmışlar ve 3 ayda bitirmişler. Yani bu yapılan sistemden o yaşlılarımıza çok hızlı bir şekilde bir huzurevi yapılabilirdi. Ancak kimsenin umurunda değil. Bugün huzurevleri yapılacakmış, kaç kişilik toplamı? 400, 500 kişilik değil mi? Bakın Avrupa'da, Malatya gibi bir şehirde huzurevi yataklı sayısı 8 bin 500 ile 12 bin 500 arası. Bizim Anadolu insanı merhametliydi, ama öyle bir durum yok Yok, insanlar şeylerine daha saygılı. Avrupa’da en azından bakmıyorlar huzurevleri yapmış devlet, gidip orada rahatlıkla kalabiliyorlar. Yani Avrupa’daki huzurevleri de belki bizim buradaki lüks bir otel gibidir”
şeklinde konuştu.
“HAYVANLARA GÖSTERDİĞİMİZ ÖZENİ İNSANLARA GÖSTERMİYORUZ”
İnsanlardan nefret eden bir toplum yapısına geçiş yapıldığını vurgulayan Aydın,
“Malatya’da yapılan huzurevi 350, 400 kişilik yapacak galiba. Malatya'da Türkiye ortalaması en azından bin 700-2 bin yataklı olması lazım. Yani Avrupa standartlarını yakalasak, 10 bin-12 bin civarında olsun. Aslında huzurevi olmasın, herkes yaşlarına baksın, aslında ailesinde yaşlı olmayan da yaşlarımızı sahiplenip insanlar baksa. Televizyonlarda görüyoruz yaşlıyı, anneyi, babayı, dışarıya atmışlar. Çocukları sahip çıkmıyor. Yani gerçekten kendi annesine babasına merhameti olmayanlara ben insan bile demem. Özellikle eğitim yükseldikçe bu insanlar da bakmıyorlar. O da bir tuhaf. Yani yine bizim o garibanımız bir ekmeğini anasıyla, babasıyla bölüşüyor. Ama bir böyle gerçeklik de var. Devlet de bunun önlemini alacak. Huzurevlerini çoğaltacak. En azından yaşlılarımıza, kimse sahip çıkmıyorsa devletimiz sahip çıkacak”
diye konuştu.
“YARDIM İÇİN DAVET EDİYORLARMIŞ HİÇBİRİ GELMİYORMUŞ”
“Biz yaşlılarımıza değer vermiyoruz”
diyen Aydın sözlerine şu şekilde devam etti:
“Maalesef böyle bir toplum olmuşuz. Bir şehir yaparken sadece evden ibaret değil. İşte huzurevi de lazım, oda lazım, cami de, okul da, bunların da ivedikle yapılması lazım. Bizim çok okul eksiğimiz var. Biz, taziye evlerinin peşine düşmüşüz. Taziye evleri de yapılsın ama önem sırasına koyduğun zaman sırası daha çok arkalarda. Huzurevini yapsınlar, Veli Ağbaba gibi iş adamları var. O kadar emekçinin onun, bunu hakkına bakılsın. Yaşlılarımızın 3 yıldır Antalya’da. Bari iktidar yapmıyorsa, Veli Ağbaba 10 tane huzurevi yapar ve bir tane okul yapsınlar. Yani nice iş adamlarımız var. Bir tane iş adamı şeker fabrikasının oraya cami yaptıracaktı o da cami projesini değiştirmiş taziye evi yapacak. Geçenler de belediye başkanımızla görüştüm, iş adamlarını yardım için davet ediyorlarmış ancak hiçbiri yardıma gelmiyormuş. Yani bunu 2-3 belediye başkanımız söyledi. Bizim iş adamlarımızın eli cebine gitmiyor maalesef. Hepsine söylemiyoruz ama genel portrede büyük işlere ellerini atmıyorlar. Bu şehrin çok büyük zenginleri var, çok büyük iş insanları var. Allah daha da versin. Yani onlar da olacak. Ama gerçekten elini taşın altına koysunlar. Malatya’nın Türkiye zenginler listesine giren 3-4 tane iş adamımız var.”
“BUNLARA TEKRARDAN PROJE VERİLMEMELİ”
6 Şubat depremlerinde Malatya’da 8 kişinin hayatını kaybettiği Güner Sitesi davasında sanıklara verilen cezaların da değerlendirildiği programda konuşan Umut Bozkurtoğlu,
“Türkiye'de 3. dünya ülkesi gibi yani verilen bu cezalara, hayatını kaybedenlere baktığımızda asli kusurlu o kadar çok şey var. Mesela Müteahhitlerin çoğunu da tanıyoruz. Bu müteahhitlerin binası yıkıldı birçok kişi hayatını kaybetti, ancak bu müttehitlerin yıkılan o binalarda yerinde dönüşüm projelerini aldılar. Bir müteahhit cezaevine girip 6-8 ay yattı. O insanın, yani en az Fahrikayahan ve Bostanbaşı'nda 4-5 sitesi yıkıldı. Bu insan ihalede yerinde dönüşüm ruhsatı verdiler. Bizleri yönetenler bu müttehitlere biraz kenarda bekletmelerini söylemeli. Yani adamın depremde sen 10 tane siten yıkıldı. Bu yıkılan binalarda hayatını kaybedenler de oldu. Yani bunlara tekrardan bir proje verilmemeli. Bir devlet başkanı diyor ki, Moskova meydanında sallandırırım, biz de 8 ay sonra cezaevinden çıkartıyorlar. Ona yerinde dönüşüm projesini onaylayıp ruhsat veriyoruz”
şeklinde konuştu.
“BU CEZALARIN HAFİF KALDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Yeni yapılan binaların 6 Şubat depremlerinde 10 saniyede çöktüğünü ve içinde insanların öldüğünü belirten MGTC Başkanı Aydın,
“Bu dava için demiyorum ve genelde böyle oldu. Veyahut da eskiden ağır hasarlı almış bir binayı hafifçe çevirdiler ve ondan sonra güçlendirmediler. Bu davalarda istinafı, Yargıtay var, Yargıtay onaylandıktan sonra tamam bu ceza hükmetmiş oluyor. Ama şöyle bir şey var. Ya bunlar suçluysa ve bunlar bilerek, isteyerek orayı sağlam yapmamışsa, Bu ceza, ceza mı? Ceza değil. Ben bu cezaların hafif kaldığını düşünüyorum. Yani 8 vatandaşımız vefat etmiş. Balan apartmanında 26 kişi vefat ediyor. Savcının istediği ceza hükmü 22 yıl 6 ay, ya her birine bir yıl istesen 26 yıl bu ceza ölçülü değil. Büyük ihtimalle, Türkiye'de gözlemlediğimiz kadarıyla büyük ihtimal 12 yıla düşer. 26 insanımız ölmüş ve sen bilinçli, taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçundan savcı suçlu görüyor, ceza istiyor. Ama 22 yıl nedir. Mahkeme bu insanlara dünya yüzü göstermemesi gerekiyor, böyle insanlar ölene kadar ceza evinde kalmaları lazım. 26 tane vatandaşımız mühendise belediyeye veya buna yetki verenlere güvenerek o binada oturmuşlar. Ama maalesef 15. saniyede binalarımız yıkıldı. Bence bir insanı kasten silah çekip öldürmekle, O binayı bilerek, isteyerek malzemeden çalıp, sağlam yapmayıp, yarın bunları düşünmeyip, İnsanların ölümüne sebep vermekte aynı, hiç farkı yok benim gözümde”
ifadelerine yer verdi.
Kapalı Çarşı üzerinde yapılan çalışmalar hakkında da bir değerlendirmede bulunan Umut Bozkurtoğlu,
“Kapalı Çarşı kaç tadilat geçirdi. Bildiğim kadarıyla Mehmet Yaşar Çerçi bir yalıtım yaptı, bir para harcandı, bitti. 2’ncisi Cemal Akın, yaptı yine olmadı. Ahmet Çakır bir yalıtım yaptı, su damlaması için, o da olmadı. Bu dördüncüsü yine olmadı”
dedi.
“ŞEHRİN ORTASINA DUVAR ÇEKMİŞLER”
Son olarak Vilayet Parkının vatandaşlara kapatılmasına ilişkin bir değerlendirmede bulunan MGTC Mehmet Aydın ise,
“Valimiz, güzel şeyler yapıyor. Bu Vilayet Parkı'na duvar çekip komple valilik yaptı. Malatyalılar yıllardır Vilayet Parkı'nda gezdi. Valiliğe nasıl bir zararı oldu? Bir eylem oldu mu? Burada terör yok, bir şey yok. Niye o parkı halktan mahrum ettiniz yani. Bu memleket vatanını devletini ve milletini seven bir toplum. Malatyalılar dışardan gelen insanlara da misafirperver bir toplum. Şehrin ortasına duvar çekmişler. Yani harcanan paraya da yazık. Sadece valiliğin bahçesi var. Yani ağaçları da kestiler sade 10 tane ağaç kalmış valiliğin bahçesi olmuş durumda. Yarısı otopark oldu. Geniş olacak dediler ama her yer dar oldu. Burası sadece parktan ibaret değil anıların olduğu yer. Bir şeyi aslında Sami Er de tek başına yapamaz. Bir birlik ve beraberlik olması lazım. AK Parti vekillerin, muhalefet partilerini alarak, Cumhur İttifakı'ndaki milletvekillerini alarak, il başkanlarından, kimler varsa bu şehri yönetenler, STK'lar. Gerçekten bir araya gelip, bu şehre acil ne gerekiyorsa, işte huzurevi, üniversitelere, eğitim binaları ne gerekiyorsa artık bunlar için ne yapılabilir neler gerekiyorsa bunlar konuşulmalı. Bu arada Murat kurum bu memlekete çok ciddi fayda sağlıyor. Yani günün sonunda bu şehirde hep birlikte yaşıyoruz. Burada yaşıyoruz, burada öleceğiz. Yani il başkanı, o parti, bu parti, biz hepimiz bu şehirliyiz. Bu şehrin menfaati için, bir şeyler yapılması lazım. Kim bu şehrin çıkarları için muhalefet ediyorsa o bu memleketin hainidir. Ama o kadar bir kavga var ki iç içe sadece birilerinin, bir cenahın menfaatini savunmak için mücadele ediyorlar. Yani bu durumda bizim zorumuza gidiyor”
açıklamasında bulundu.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ