Rekolte Düşüyor, Endişe Büyüyor

Malatya’da kayısı üreticisi zor bir sezon geçiriyor. Çiçeklenme dönemindeki yağışlar tozlaşmayı engelledi, monilya hastalığı yayıldı, ardından gelen soğukların ise geride kalan meyveleri vuracağından endişe ediliyor. Üreticiler, mevcut TARSİM sigortasının zararlarını karşılamadığını belirterek daha kapsamlı destek isterken Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç ise, “Meclis bu soruna çözüm bulmalı, üreticinin hali ne olacak?” diyerek çağrıda bulundu.

EKONOMİ - 14-04-2026 10:33

Malatya’da bu yıl etkili olan yoğun yağışlar ve ardından gelen olumsuz hava koşulları, kayısı üretimini ciddi şekilde etkiledi. Çiçeklenme döneminde yaşanan uzun süreli yağışlar nedeniyle tozlaşma büyük oranda gerçekleşmezken, ardından görülen monilya hastalığı ve soğuk hava dalgası üreticinin umutlarını daha da zayıflattı. Üreticiler hem verim kaybı hem de mevcut sigorta sisteminin yetersizliği nedeniyle büyük mağduriyet yaşandığını dile getirirken Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç önemli açıklamalarda bulundu.

Bu yıl yağışların bol olmasının üreticiler için bereket olduğunu ifade eden Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, diğer taraftan Malatya gibi kayısıya sahip olan bir ilde hasarın büyük olduğunu söyledi.

“MALATYA’DA DÜŞÜK REKOLTELİ DE OLSA BİR ÜRÜN OLACAKTI”

Aşırı soğukta kalan kayısı meyvelerinin kalmasının mucize olduğunu belirten Kılınç, “Meyve ağaçları çiçek açtıktan sonra birkaç badire atlattı. Birincisi, çiçek açtıktan sonra yağmurlar bir hafta boyunca fırsat vermedi. Çiçekler tozlaşma yapamadı. Bu nedenle çiçeklerin belki yüzde 80’i, hatta yüzde 90’ı boş kaldı ve döküldü. Eğer kalan meyveler ağaç üzerinde tutunabilseydi, en azından Malatya’da düşük rekolteli de olsa bir ürün olacaktı. Bunun yanı sıra monilya hastalığı baş gösterdi. Özellikle çukur bölgelerde, yani ovada, fazla yağış nedeniyle 3 kez çiçek ilacı ve don ilacı atmamıza rağmen ağaçların çoğu monilya hastalığına yakalandı. Bu hastalık hem ağaca hem de meyveye büyük zarar veriyor. Son günlerde yaşanan soğuklar da cabası. Henüz kayısı meyvelerini ‘don vurdu’ diyemiyoruz ama sahaya çıkıldığında durum netleşecek. Ancak bu kadar aşırı soğuklarda ürünün sağlam kalması bana göre mucize gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

“BU DÜZENLEME BU YIL İTİBARIYLA GEÇERLİ”

“Monilya hastalığına karşı TARSİM tarafından herhangi bir destek yok” diyen Kılınç sözlerine şöyle devam etti:

“Sadece geçen yılki don afetinden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığımız görüşmede bu konu gündeme geldi. Kendileri, ‘Biz TARSİM’in yüzde yetmişini karşılamamıza rağmen neden çiftçi TARSİM yaptırmıyor?’ diye sordu. Ben de kendilerine şunu söyledim: ‘Sayın Cumhurbaşkanım, bu bildiğiniz gibi bir sigorta değil. Sizin verdiğiniz yüzde yetmiş desteğe rağmen, benim 38 dönümlük bahçemin sigortası için 305 bin lira ödemem gerekiyor. Bu çok yüksek bir rakam. Üretici bu riski alamıyor. Yarın kayısı para etmezse, ürününü satsa bile bu sigortayı karşılayamıyor.’ Bunu izah ettikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımız, Tarım Bakanımıza dönerek çözüm bulunmasını istedi. Bu yıl TARSİM kapsamında yeni bir sigorta modeli oluşturuldu. Buna temel sigorta deniyor. Bu sigorta kapsamında ağaç başına 17 kilogram meyve sigortalanabiliyor. Yani ağaç 200 kilogram ürün verse bile sadece 17 kilogram üzerinden sigorta yapılıyor. Bu miktar da ancak bahçenin masrafını karşılayacak düzeyde. Bu düzenleme bu yıl itibarıyla geçerli. Temel sigorta kapsamında tozlaşma da var, yani kapsamı geniş. Ancak don sigortası gibi değil. Primi düşük ama ödemesi de düşük. Yani herhangi bir afette alacağınız tazminat, ağaç başına 17 kilogram üzerinden hesaplanıyor. Bu yıl TARSİM’de 2 çeşit sigorta var: Biri temel sigorta, diğeri ise normal dolu sigortası.”

“TOZLAŞMA OLMADIĞINI EKSPERLER TESPİT EDECEK”

TARSİM’in üreticinin ürününü garanti altına alması gerektiğini söyleyen Kılınç, “Tozlaşma olmadığını eksperler sahaya çıktığında görecek. Meyvenin oluşmadığını ve bunun tozlaşmadan kaynaklandığını tespit edecekler. Ancak burada da sorun var: Temel sigorta yaptıranlar bu kapsamdan yararlanabiliyor ama dolu sigortası yaptıranlar yararlanamıyor. Yani üretici ne yaparsa yapsın eksik kalıyor. Aslında TARSİM gerçek bir sigorta olacaksa, üreticinin ürününü garanti altına almalı. Emeğine sahip çıkılmalı. Sigorta dediğimiz şey, her türlü riski kapsamalı. Tozlaşma, tomurcuk yanması, rüzgâr ne olursa olsun dikkate alınmalı. Ağaçta kaç kilo meyve kaldığına bakılmalı. Diyelim ki 20 kilo kaldı ama normalde 100 kilo vermesi gerekiyordu; aradaki 80 kilonun karşılanması lazım. Bu sistem ürün sigortasına dönüşmediği sürece sorunlar devam eder” ifadelerini kullandı.

“BU KABUL EDİLEMEZ”

Gerçek bir sigorta sistemi kurulmasını talep eden Kılınç, “Eskiden ‘bahçe fizyolojik’ denirdi. Yani don olmamışsa ‘fizyolojik’ deyip geçiliyordu. Bu tür ifadeler artık üreticiyi bıktırdı. Gerçek bir sigorta sistemi kurulmalı. Nasıl araç sigortası zorunlu ve kaza durumunda ödeme yapılıyorsa, tarımda da aynı güvence sağlanmalı. Üretici ne yapsın? Tüccarla mı uğraşsın, maliyetlerle mi, yoksa doğal afetlerle mi? Bu insanlar hiç refah görmeyecek mi? Tarım için ciddi bir yasa çıkarılması gerekiyor. Tarlada 5 lira olan ürün markette 100 lira oluyor. Tarlada 40 lira olan ürün markette 200 lira. Bu kabul edilemez. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekilleri bu konuya çözüm bulmalı. Üreticinin hali ne olacak? Bu durum nereye kadar böyle devam edecek?” şeklinde konuştu.

SİNEM HATUN DAVUT

Günün Diğer Haberleri