Malatya'nın Arapgir ilçesine bağlı Onar Mahallesi'nde bulunan tarihi Onar Büyük Ocak Cemevi, yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle yalnızca Alevi-Bektaşi inanç dünyasının değil, Anadolu'nun ortak kültürel mirasının da en önemli yapıları arasında gösteriliyor. Yüzyıllardır ibadet, dayanışma ve toplumsal birlikteliğin merkezi olan tarihi yapı, taşıdığı mimari özellikler, köklü geçmişi ve manevi değeriyle her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyor.
1224 yılında Şeyh Hasan Onar tarafından inşa edildiği kabul edilen Büyük Ocak Cemevi, Anadolu'da günümüze ulaşabilen en eski cemevlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Selçuklu döneminden bugüne ulaşan yapı, sadece ibadet edilen bir mekân olmanın ötesinde, yüzyıllar boyunca bölgenin sosyal yaşamına yön veren önemli bir kültür merkezi olma özelliğini de koruyor.
Taş duvarları, ahşap direkleri ve geleneksel mimari dokusuyla dikkat çeken tarihi cemevi, inşa edildiği dönemin mimari anlayışını günümüze taşıyan nadir eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Yapının iç bölümünde yer alan ahşap taşıyıcı sistem ve sade mimari anlayış, Anadolu'daki geleneksel inanç yapılarının karakteristik özelliklerini yansıtıyor.
Onar Cemevi'nde gerçekleştirilen cem ibadetleri, Muharrem ayı etkinlikleri, aşure programları ve kültürel buluşmalar, bölgenin sosyal dayanışmasını güçlendiren önemli organizasyonlar arasında bulunuyor. Düzenlenen etkinliklerde farklı yaş gruplarından vatandaşlar bir araya gelirken, genç kuşakların geleneksel kültürle buluşması da sağlanıyor.
Cemevi’yle ilgili bilgiler veren Hümmet Kaygusuz, cemevinin 802 yıllık bir cemevi olduğunu söyledi.
“ALEVİ-BEKTAŞİ GELENEĞİNDE 4 KAPI 40 MAKAM VARDIR”
“Bu cemevine hiçbir zaman kilit vurulmamıştır, her zaman 7 gün 24 saat açıktır” diyen Kaygusuz şunları dile getirdi:
“Yan tarafındaki delikten kolunuzu sokarak anahtarı çevirdiğinizde kapı açılır. Türkiye’nin en eski cemevi. Alevi-Bektaşi geleneğinde 4 kapı 40 makam vardır. Şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı ve hakikat kapısı. Her kapının da kendine münhasır 10’ar makamı vardır. Bu makamları birer birer çıkarsanız hakikat kapısına varırsınız, insan-ı kamil olma kapısına varırsınız. Cemevine girerken birkaç eşik bulunuyor ama eşiklere basılmıyor. Çünkü kapının sağı İmam Hasan, solu İmam Hüseyin. Alt eşik Fatma Anamız, üst eşik Hz. Muhammed Efendimiz bu nedenle eşiklere basmayız.”
SİNEM HATUN DAVUT