Malatya’da Kamusal Parsel Tartışması

Deprem sonrası inşa edilen yeni Malatya’da yeşil alan yetersizliğine ve iklim krizi riskine dikkat çeken Şehir Plancıları Odası Başkanı Seyfullah Topaloğlu, “Elimizdeki son kamusal parselleri satarak beton kentler yaratıyoruz. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.

GÜNCEL - 02-11-2026 11:24

TMMOB Malatya İl Koordinasyon Kurulu, kentte faaliyet gösteren 12 meslek odasının temsilcileri ve mühendislerin katılımıyla Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda geniş kapsamlı bir çalıştay gerçekleştirdi. Deprem sonrası kentin yeniden yapılanma sürecinde mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunların masaya yatırıldığı toplantıda; güvencesiz çalışma koşullarından liyakat eksikliğine, kamusal alanların satışından rant odaklı imar kararlarına kadar pek çok kritik konu değerlendirildi. Kentin geleceğini şekillendiren kararlarda meslek odalarının söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, plansız betonlaşmaya ve kamuya ait arsaların imara açılmasına karşı hukuki mücadele başlatacaklarının altını çizdi.

Çalıştayda konuşan, TMMOB Malatya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Bektaş Tatar, çalıştayda yaptığı konuşmada meslek alanlarını tanıtmak, karşılaştıkları sorunları değerlendirmek ve bunlara ortak çözümler üretmek amacıyla bir araya geldiklerini belirterek; hazırladıkları her projenin, yaptıkları planların ve yürüttükleri denetimlerin toplum yaşamı üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir etkisi bulunduğuna dikkat çekti. Bu durumun mesleki sorunları yalnızca kendi çalışma koşullarıyla sınırlı bir çerçevede değerlendirmeyi imkânsız kıldığını vurgulayan Tatar, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı sıkıntıların aynı zamanda kentlerin, ülkenin ve tüm toplumun ortak sorunu olduğunu dile getirdi.

“GEÇİM KAYGISI VE İŞSİZLİK ZORLUKLARI”

Çalışma koşulları mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşamını giderek zorlaştırdığını ifade eden  Bektaş Tatar, “Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik güçlükler, yüksek hayat pahalılığı, düşük ücretler, güvencesiz ve güvencesiz çalışma koşulları mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşamını giderek zorlaştırmaktadır. Uzun yıllar eğitim görmüş, bilgi ve birikimini ülkesinin gelişimine sunması gereken meslektaşlarımız ne yazık ki çoğu zaman geçim kaygısıyla, işsizlikle ve meslek dışı çalışma zorluklarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kamuda çalışan meslektaşlarımız ücret ve özlük hakları, liyakat, artan iş yükü ve teknik personel yetersizliği gibi sorunlarla mücadele ederken, özel sektörde çalışan meslektaşlarımız düşük hizmet bedelleri, haksız rekabet, uzun çalışma süreleri ve iş güvencesi sorunları yaşamaktadır. Genç meslektaşlarımız gelecek kaygısı yaşarken, yıllarını mesleğe vermiş emekli meslektaşlarımız da giderek ağırlaşan ekonomik koşullardan etkilenmektedir. Bütün bunların yanında meslek alanlarımızdaki yetki karmaşası, mevzuat uygulamalarındaki farklılıklar, mesleki denetimin zayıflatılması ve meslek odalarının karar süreçlerinden yeterince yararlandırılmaması önemli sorunlarımız arasında yer almaktadır. Birlikte mesleki çalışma alanlarımız da ciddi biçimde etkilenmiştir” ifadelerini kullandı.

“YALNIZCA BİNALAR YAPMAK DEĞİLDİR”

Sözlerinin devamında şehir planlaması ve yeniden inşası hakkında konuşan Tatar, “Malatya yeniden yapılanma çalışılıyor. Yeni konutlar, iş yerleri, altyapı adımları, rezerv alan uygulamaları, imar planları ve kentsel dönüşüm çalışmaları kendimizin geleceğini şekillendiriyor.   Ancak biz biliyoruz ki bir kenti yeniden inşa etmek yalnızca binalar yapmak değildir. Bir kenti yeniden inşa etmek güvenli yapılar oluşturmak, sağlam altyapı kurmak, sağlıklı çevre koşulları oluşturmak, doğal kaynakları korumak, üretim alanlarını genişletmek, mülkiyet sorunlarını çözmek ve yaşanabilir bir kent planlamaktır. Bütün bunlar mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığının ortak çalışma ve sorumluluk alanlarıdır. Deprem sonrası yeniden yapılanma süreci bizler için bir gerçeği daha açık biçimde göstermiştir. Hiçbir meslek disiplini tek başına bir kentin bütün sorunlarını, sorunlarını çözemez. Bu nedenle farklı uzmanlık alanlarımızın birbirini tanıması, birbirinin bilgi ve birikimlerinden yararlanması ve ortak bir çalışma anlayışı geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün odalarımızın kentimizin geleceğine ilişkin karar ve uygulama süreçlerine daha yetkin biçimde katılması gerektiğine inanıyoruz.   Bizler yalnızca uygulamaların sonuçlarını değerlendirenler değil, bilimsel ve teknik birikimimizle karar süreçlerinde de karar süreçlerine de katkı sunan meslek kuruluşları olmak istiyoruz.   Değerli arkadaşlar, Bugün düzenlediğimiz çalış, çalıştayın temel amacı da budur. Öncelikle her meslek odamızın çalışma alanlarını, görevlerini ve sorumluluklarını daha yakından tanımak istiyoruz.  Ardından Malatya özelinde karşılaştığımız sorunlar ve Türkiye genelinde mesleklerimizin ortak yaşadığı güçlükleri değerlendireceğiz” şeklinde konuştu.

“BİZİM MALIMIZ, KAMUNUN MALI”

“MAŞTİ’nin kendi alanı ne olacak?” diyerek söz alan Malatya Şehir Plancıları Mühendisleri Odası Başkanı Seyfullah Topalağlu, “Neden biz kamusal alanı dönüştürdükten sonra ranta açıyoruz? Neden ticaret, konut alanı yapıp birilerinin satıp, birilerinin para kazanmasını sağlıyoruz. Bizim malımız, kamunun malı, kamusal mal. Yani baktığımızda insanlar kamusal mala kulağını kapatmış. Bu düzlemde kesinlikle ben o bölgenin ticaret konuta girmesine karşıyım. O konuda da meslek odamız muhakkak ki davalar açacaktır. Bölge idari mahkemesine muhakkak dosyalar sunacaktır. MAŞTİ’nin karşısındaki alan, eski özel idarenin yeri. Orayı için de şöyle konuşalım; orası bir kamusal alan. Şimdi baktığımızda 100. yıl parkı yapıldı. 100. yıl parkı bu kente çok büyük bir değer kattı. Ki bunu diğer meslek grupları da bilir. Bir kentte park ölçekleri vardır. Her kentin ihtiyacı olan bir kent parkıdır. O kentin içerisinde ikincisi semt parklarıdır. Semt parkları belli kişiye, belli nüfusa hitap eder. Malatya nüfusuna göre iki tane merkez ilçesi vardır. En az iki tane 100. yıl gibi parkın olması lazımdır. Ondan sonra semt parklarından sonra, mahalle parkları, mahalle parkından sonra çocuk parklarının olması lazımdır. Bir de bölge parkı. Şimdi bizim 100. yıl parkı bir tane yapıldı, yetmiyor. Hatta en önemlisi de Malatya Kent Merkezi'nde Sümer Park'ının da geliştirilmesi lazımdır” açıklamalarında bulundu.

“KAMUSAL ALANLARIN SATIŞINA KARŞIYIZ”

Parklar İnsanların sığındığı, hava aldığı, nefes aldığı, stresini attığı, negatif enerjisini attığı alanlardır diyen Seyfullah Topaloğlu, “Şimdi baktığımızda biz 100. yıl parkını yaptık, çok büyük veri verdik.  Neden aşağıda çevre yolunda ana aksımızın üzerinde kamuya ait herhangi parselimiz kalmadan var olan elimizdeki parseli neden satma ihtiyacı duyuyoruz? Paraya mı ihtiyacımız var, para başka yerden mutlaka gelir. Mutlaka para edinebiliriz. Ama biz o parseli yarın alamayız. O parselin satışına karşıyız. İlerleyen süreçlerde buna dava açabiliriz. Merkezde yaptıkları ortada, 2 binanın arasında 3 metre mesafe var. Dar sokaklar. Biraz önce iklim değişikliğinden bahsettik. 10-15 yıl sonra hava sıcaklığı Kent Merkezinde beton kentlerde 55-60 dereceye çıkacak. Bu insanlar nerede serinleyecek, Nerede oturacak, Nereden güneşten korunacak, Hiçbir şekilde korunamayacak. Yeşil alanlardaki hava sıcaklığına baktığımızda 20-25 dereceyse beton alanlarında 50 dereceye kadar çıkıyor. İklim değişikliğinden sebep olarak. Biz yeşil alanlarımızı arttırmamız gerekirken her yere beton yaptık. Söğütlü Cami'nin yerinin değiştirilmesi konusunda iş işten geçti. O yüzden kentin diğer taraflarında, kamusal alanların satışına karşıyız” diyerek sözlerini tamamladı.

ROJBİN ASTEKİN

Günün Diğer Haberleri