Bakış Açısı programı önceki gün saat 20.00’de yayınlandı. Duruş Medya Genel Müdürü ve Gazeteci Güler Hazar Doğan ve BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu’nun konuk olduğu, Moderatörlüğünü Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un üstlendiği programda, çiftçilerin sulama sorununa yönelik önemli gündem konuları masaya yatırıldı.
“BU KASITLI BİR KURUTMADIR, ÇİFTÇİNİN ÜRÜNÜNE KASITTIR”
Programda tarım arazisinin sulanması noktasında Malatya ilinde yaşanan sıkıntılara ve son gelişmelere yönelik düşüncelerini dile getiren Duruş Medya Genel Müdürü ve Gazeteci Güler Hazar Doğan, “Malatya çok talihsiz yıllar geçiriyor. Pandemi bütün dünyayı saran bir krizdi, herkes gibi bizde nasibimizi aldık. Ama ardından bizi onlardan farklı kılan çok acı 2 tane büyük deprem yaşadık. Sonra Malatya ekonomisinin temeli bakımından bir kriz daha yaşadık, zirai don felaketi. Şimdi de Devlet Su İşleri (DSİ) darbesi yaşıyor çiftçilerimiz. Nisanda yaşanan zirai don zararından sonra hemen akabinde Çat Barajında su kıtlığı yaşandı. DSİ çiftçilere DSİ’den izin almak kaydıyla sondaj kuyusu açma izni verdi. Sondaj kuyusu yaklaşık 200 -600 bin TL arası bir maliyetle yapılıyor. Sondaj kuyusu açmak isteyen bir çiftçi izin için gidiyor DSİ’ye, kendisinden su kullanım izin belgesi istenmiş. Su kullanım izin belgesi de Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) kaydı olan çiftçiye veriliyor. DSİ’ye sormak istiyorum amacınız üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? Siz çiftçilerden ne istiyorsunuz? Zirai donun vurduğu Malatya çiftçisinden ne istiyorsunuz? Çiftçinin bütün yıl emek verdiği ürün zirai donla birlikte gitmiş, gelecek sene ve ondan sonraki senelerde olup olmayacağı belli değil ama olması için ziraatçıların bir takım önerileri var, mesela nisan ayında başlayarak sulanması önerildi ağaçların. Şimdi ağaç da bir canlı. Bol bol besin vereceksiniz, gübreleme yapacaksınız, vitaminini, mineralini vereceksiniz, 2 defa sürüyorsanız 3 kere süreceksiniz, 3 sulama yapıyorsanız belki 5 kere sulayacaksınız. Şimdi de su kullanım izin belgesi çıktı. ÇKS kaydı yoksa ağacını sulamayacak mı çiftçi? Diyelim ki arazime sondaj açtırdım Çerkez yazısında, bunun tamamen kullanımı, dağıtımı, bununla nerenin sulanacağına Derme Sulama Birliği karar veriyor. Şimdi karşınızda kurumsal bir kimlik var. Yani onun yetkisi Derme Sulama Birliği'nde olduğu halde eğer kişinin şahsen kendine ait olsaydı bu izin belgesini istemeniz normal olabilirdi, normal karşılanabilirdi ama Sulama Birliğinin uhdesinde olan bir yer için neden su ihtiyaç belgesini istiyorsunuz? Bunların tespiti için DSİ'nin mühendisleri sahaya gidecek, mühendisler bilirkişilik yapacağı için, tespit yapacağı için ek ücret alınması adına böyle bir şeye zorlandırıldıklarını öne süren çiftçilerimiz de var. Bunlar çiftçilerimizin iddiası. Tekrar su ihtiyacını neden kanıtlamak zorunda çiftçi? DSİ’nin işi yokuşa sürmesinden dolayı sulayamayan gelecek sene de sırf bu nedenle ürünü olmayacak çiftçinin kaybını kim telafi edecek? Bunun yanında izin belgesi için gidenlere bu hafta yoğunuz, Eylül'de bekleyin ÇKS’niz yenilensin gibi bahanelerin üretildiğini iddia eden çiftçiler de var, iyi de sulama sezonu geçiyor. Derme Sulama Birliği de mağdur. Çünkü Mart ya da Nisan ayında DSİ Derme Sulama Birliği'ne bir mesaj atıyor. Çiftçilerimiz sondaj kuyusu vurabilir bizden izin almak kaydıyla diyor. Ama şimdi bu sondaj kuyusu için de su ihtiyaç belgesi isteniyor. Zaten bir çiftçinin arazisi yoksa ağacı yoksa ekili bir şeyi yoksa sulaması gereken tarımsal bir ürünü yoksa bu sene para da kazanmayacak neden bu kadar maddi manevi yükün altına girmek istesin? Neyin ispatının peşindesiniz? Siz seneye de kayısının olmaması için mi uğraşıyorsunuz acaba? Çiftçilerin söylediğine göre milletvekillerine ulaşmaya çalışmışlar ulaşamamışlar. Şimdi 2014'te bir don olayı yaşadık. O zaman Malatya'ya 90 trilyon gibi çok ciddi bir para ve destek verildi. Şimdi bu sene öyle bir şey de yok. Aylardır ödeme yapılacak daha. Bu sene ürün yok. Seneye de bu bakımla, bu verimsizlikle muhtemelen yine ürün olmayacak. Çiftçi yine mağdur olacak. Gerçekten siyasilerimiz nerede? Şimdi diyelim ki tarla ya da çiftçinin arazisinin hissedarları var. Kardeşler ÇKS benim adımlaysa diğer kardeşlerden de 2 yıllık kira sözleşmesi almam gerekiyor. Sondajı izinsiz açtınız diyelim ki 85 bin TL ceza ödeyecek kişi. Her şeyin bir koordinasyon içinde çözülmesi gerekiyor. Malatya olarak çifter çifter krizler yılı yaşıyorsunuz. Sizin kriz masalarınız nerede? Kim, nereye başvuracak? Bu kasıtlı bir kurutmadır, çiftçinin ürününe kasıttır bana göre. Muhtemelen bu konudaki davalar çok olacak diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.
“AĞACA SU VERME LÜKS OLDU”
Malatya’da plansız ve programsız işler yapıldığından dem vuran BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu ise konuya dair şu şekilde konuştu: “Doğanşehir'de birkaç örnek vereyim. Erkenek bölgesi çok akıllı hareket ederek ağaçların sulanmasına öncelik tanıyıp diğer tarım ürünlerini mesela özellikle tütün gibi ürünleri ektirmeme kararı aldı ve doğru bir karar aldı. Çünkü bizim Sürgü Barajımızda ağaçlara su yetmeyecek şekilde var. Doğanşehir Kurucaova beldesinde depremde kuyular çok ciddi zarar gördü. Bunun depremle bağlantısı bilimsel olarak da var. Bu ihtiyaçları deprem bölgesinde tarım müdürlükleri, ilçe müdürlükleri, Devlet Su İşleri yani sulama ile çiftçilikle alakalı bütün bileşenleri bir araya getirdiğimizde bunun programını yapmaları lazımdı ama yapmıyorlar. Biz her yerde plansız ve programsız çalışıyoruz. Şimdi 2023'te hiçbir izin almadan kuyu vurulurken şimdi vurulamıyor. Malatya’da ağaca su verme lüks oldu. Ne kadar ciddi plan ve program yapsan bu kadar etkisiz, plansız, programsız insanları bir şehirde toplayamazsınız. Kamudaki görevlilere baktığımızda benim dediğimi yapsın, kötüsü olsun, liyakat yok. Bu işin ehli midir, liyakatli midir gibi bir düşünce yok. Böyle ola ola biz Malatya'yı böyle bir hale getirdik. Üstelik müşterek tapuların çok olduğu bir ildeyiz. Geçen hafta üç ayrı bölgeden Şahnahan'dan, Doğanşehir'den, Yazıhan'dan gelen şikayete bakın. Deprem konutları yapılırken oraya yakın arazilerde ekim olmadı. Şimdi vatandaş aynen şunu söylüyor. ‘Benim 300 metrelik bir mesafedeki müteahhit borularımı kırdı ve şu anda işleri bitti, köy evlerini tamamladılar ve gidiyorlar. Giderken biz de diyoruz ki, sulamayla ilgili borularım kırıldı. Ben tarım yapamadım evler yapılacak diye. Depremden dolayı devletimin istediğine uyarak yapmadım. Kim yapacak bunu?’
HALK TEPKİ GÖSTERMESEYDİ ACABA İZİN VERECEKLER MİYDİ?
Akabinde Yazıhan ilçesinde kurulmak istenen Güneş Enerji Santraliyle ilgili yaptığı açıklamada Güler Hazar Doğan, “Bu konuda Yazıhanlı çiftçilerin sesine kulak verildi. Siyasilerimiz, Valimiz, ziraat odaları böyle bir duruma izin verilmeyeceği söyledi. Ben bu konunun Toprak Koruma Kurulu’ndan da geçmeyeceğini düşünüyorum. Bizler şuna şaşırıyoruz: Yazıhanlı çiftçilerini iddiasına göre gece yarısı GES yapmak isteyen firma ölçüm yapmış arazide. GES yapılmak istenen bölgede şu an ayçiçeği ve şeker pancarı ekili, bununla ilgili görüntülerde var. Halk tepki göstermeseydi acaba izin verecekler miydi? Güneşi dik açıyla alan o kadar çok arazilerimiz var ki neden bu araziler tercih edilmiyor? Malatya’da yenilenebilir enerji kaynaklarına uygun çok güzel yerler var, yönetmenlikleri belirtilen tedbirlerle yatırım yapılabilir. Biz bunlara karşı değiliz” diye konuştu.
Muhabir. HANİFE SARI